Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sunay Akın: Müze kurduğum için cezalandırılıyorum
Sunay Akın: Müze kurduğum için cezalandırılıyorum
Ailesinden yadigar köşkü bir oyuncak müzesine çeviren Sunay Akın, müzesini tek başına ayakta tutmaya çalışıyor. Akın, "Belediye, müzenin aylık cirosunun yüzde 5'ini vergi diye alıyor. Yani tarihi koruduğum, ülkeme böyle bir müze kazandırdığım için sanki cezalandırılıyorum" diyor.
Hale Ceylan BARLAS
Kültür Sanat 5 Kasım 2017 - 02:33

Kimsenin sahip olamayacağı, dünyanın en çok oyuncağı onda… Araştırıyor, geziyor, okuyor ve 30 yıldır, tarihe damgasını vurmuş oyuncakların peşine düşüyor ama yetmiyor. Almaya ve sergilemeye devam ediyor. İstiyor ki, günümüz çocuklarının hayalleri büyüsün ve gelişsin, onlarla birlikte ülkemiz de ilerlesin… Çünkü diyor ki “Gelişmiş ülkelerde oyuncaklar çocukların hayal dünyası gelişsin diye alınır. Geri kalan ülkelerde ise oyalansın diye…” Sunay Akın ile sahibi olduğu İstanbul Oyuncak Müzesi’nde buluştuk… Müzeleri, müzeciliği, oyuncakların çocuklar üzerindeki etkisini konuştuk. Konuştukça oyuncakların hayatımızda aslında ne kadar önemli olduğunu anladık…

Müzenize ilk kez gelen biri olarak öncelikle daha önce gelmediğim için pişman olduğumu söylemek isterim…

Bu şekilde düşündüğünüz için teşekkür ederim. Gerçekten önemli bir şey söylediniz. Bakınız, müzenin olmadığı bir kentte müzeye gitme seçkisi olmuyor maalesef. Hele ki istanbul’da mümkün değil. Yeterli sayıda müzenin olmayışı müze gezme alışkanlığımızın olmayışı, tercih edilecek müzelerin yetersiz oluşu aslında vahim bir durum. Bugün bir Alman hergün müzeye giderse ömrünün 16 yılını sokağa çıkamadan müzelerde geçirir. Ama bu bizde maalesef yok.

harita-odasi

Müze kültürümüz mü yok?

Hem müze hem de oyuncak kültürümüz yok. İlk oyuncak fabrikalarını Almanlar kuruyor, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise Japonlar dünya oyuncak pazarını eline geçiriyor. Dikkat ederseniz her oyuncağın üzerinde Made in China yazar. Bizde ise yerli üretici İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkıyor, Japon ve Alman oyuncaklarını taklit ediyor. Fakat kendi özgün buluşlarını henüz oluşturamadan 1980’li yıllarının Özal döneminde yanlış ekonomi politikalarıyla çoğu iflas ediyor. Uzun bir süre de ürettiğimiz hiçbir oyuncak olmuyor maalesef.

Zaten müzeyi gezerken Türk malı oyuncaklar oldukça azınlıkta olduğu görülüyor…

Aslında hemen hemen her Türk malı oyuncak var burada. Ama o kadar sönük ki hiç biri dikkat çekmiyor. Biz de dikkat çekmesi için müzenin girişinde bir araya topladık. Müzeyi ziyarete gelenler ilk onları gördükleri için mutlu oluyorlar ama müzenin diğer bölümlerini gezince ve dünyanın her yerinden gelen oyuncakların güzelliğini zenginliğini görünce bizim oyuncaklar unutuluyor.

O dönemlerde ülkemizde oyuncaklara hiç mi önem verilmiyordu?

Oyuncak bizde hep çocuğu oyalayan bir şey olarak görüldü. Çünkü biz çocuğu sevmeyen bir toplumuz. Çocuk dünyasının bu kadar ezildiği, aşağılandığı hatta horlandığı bir ülkede, çocuğun önüne nitelikli, sosyal gelişimine fayda sağlayacak oyuncakların konulduğunu iddia edebilir misiniz? Gelişmiş ülkelerde oyuncaklar çocukların hayal dünyası gelişsin diye alınır. Geri kalan ülkelerde ise oyalansın diye… Dikkat edin ki hayalleri büyüsün diye alan ülkeler dünyayı yönetirken, oyalansın diye alanlar toplumlar ise dünyayı yönetenlerin kapısında oyalanmaya mahkumdur.

dens-001

Bizde genelde kızlar bebekle, erkekler araba ya da silahla oynuyordu…

Bakınız ilk uzay konulu oyuncakları Amerikalılar yaptı. Peki uzaya ilk kim gitti? Amerikalılar… Rastlantı mı, değil! 1920’li yıllarda ABD’de uzay konulu oyuncaklar çocukların önüne kondu ve o çocuklar büyüdüklerinde NASA’da görev yaptı. 1920’lerde ABD çocukların hayaline uzayı koyarken, biz o yıllarda kızlara bebek, erkeklere misket, topaç, silah verdik. Sonra oturup düşünüyoruz, kadın cinayetleri neden var nasıl durduracağız? Sen silahı daha küçücükken çocuğun hayatına sokmuşsun ne bekliyorsun?

Aslında ekonomik açıdan da ilerlemez miydik?

Gelişmişlikle, ilerlemişlikle, oyuncak sektörü arasında büyük bir parelellik var. Ama bizim ekonomistler bunu anlayamadı. Bizim tek derdimiz “Dolar, Euro ne olacak?”, “Altın mı alalım bankaya mı yatıralım?”. Tek düşündüğümüz bu. Bir ülkenin geleceği politikacıların vaatlerinde değil, çocukların hayallerinde ve oyunlarındadır. Demokrasi farklı enstümanlardan oluşan bir orkestra gibidir. Biz bu orkestrayı tek bir saza teslim ettik. Ama orkestrayı nota bilenlerden kurman gerekiyor. Bilgiye sahip olanlardan kurman gerekiyor. Düğünlerde üç beş şarkı ezberleyip çalanlarla bu iş yapılmıyor.

vahsi-bati-odasi

Müzede yer alan oyuncakları nerelerden aldınız?

Tüm oyuncakları gidip mağazadan ya da antikacılardan almıyorum. Koleksiyonerleri arayıp bulup onlardan alıyorum. Koleksiyonerler belli zamanlarda ellerindeki oyuncakları satılığa çıkarır. Satmayı isteseler de öyle kolay kolay gidip alamazsınız. Adeta bir kız istemeye gider gibi gidip alırsınız. 30 yıl önce bu yola çıktığımda insanların güvenini kazanmak hiç kolay olmadı. Ne zaman ki 2011’de Avrupa Müzeler Forumu tarafından ve 2012’de Avrupa Müzeler Akademisi tarafından En İyi Oyuncak Müzesi seçildik, işte o zaman tüm kapılar açılmaya başladı. Artık koleksiyonerlerin vedalaşacakları bir oyuncak olunca ilk akıllarına gelen biz oluyoruz. Şu an depomda bulunan oyuncaklarla üç müze daha açabilirim.

charlie-chapinin-bebegi

Oyuncak Müzesi’nin dışında bir de Oyun Müzesi var… Yakında başka bir sürpriz var mı?

Tabii ki var. Çok heyecanlıyız çünkü çok yakında Kartal’da bir Masal Müzesi açacağım… Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir müze oluşturduk…

Tek başınıza müzeyi idare etmek özellikle maddi açıdan zor olmuyor mu?

Olmaz mı? Düşünsenize elinizdeki tarihi yapıyı müze yapıyorsunuz ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi sizin aylık cironuzun yüzde 5’ini vergi diye alıyor. Yani tarihi koruduğum, ülkeme böyle bir müze kazandırdığım için sanki cezalandırılıyorum. Şu anda bile müzedeki tüm oyuncakların hepsi ışıklandırılıyor. Bunun elektriği, suyu, doğalgazı var… Ben kimseden destek istemiyorum ama köstek olunmasın yeter. Küçük hayvan figürleri yapıp iğnelerini ona saplıyordu. Ondan ilham alarak ilk oyuncak ayı üretilmiş. Bizde o ilk iğnelik ayı da var, ilk kez piyasaya çıkan oyuncak ayı da var. Yine Charlie Chaplin’e bir adet yapılıp hediye edilen bir Şarlo oyuncağı var. Uzay konulu oyuncakların ilk örnekleri hatta ilk oyuncak robot örneği de bizde. Hitler’in çocukların beynini yıkadığı ikinci dünya savaşını çocukların oyunlarını işgal ederek başlattığı oyuncak örnekleri var. Öyle bebek evleri var ki, bunlar oyuncak müzelerinin Leonardo da Vinci’leri’dir Rönesans’tır. İşte o evlerin hiçbir yerde bulamayacağınız örnekleri bizde. Her temada ilk olma özelliğine sahibiz.

tren-odasi
Son güncelleme: 12:29 - 05.11.2017