Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
“Tiyatro eğitimi veren kurumlar biraz muhafazakar”
“Tiyatro eğitimi veren kurumlar biraz muhafazakar”
Sanat dünyasında 25 yıldır beraberlikleri süren, aşkları aynı kıvamda devam eden bir örnek çift Arzu Gamze Kılınç ile Muhammet Uzuner... Son bir yıldır sahibi oldukları Cihangir Atölye Sahnesi’nde yoğun çalışmalar yapan, oyuncu adayları yetiştiren iki sanatçıyla biraz atölyelerinden biraz sanat dünyasından, biraz örnek beraberliklerinden konuştuk... İşte, Cihangir Atölye Sahnesi'nde (CAS) yaptığımız bu keyifli sohbetimiz...
Yüksel ŞENGÜL
Kültür Sanat 6 Aralık 2018 - 16:45

Böyle bir oyunculuk atölyesini kurma fikri nasıl oluştu, nasıl gelişti ve hayata geçti?
Arzu Gamze Kılınç: Eğitmenlik yanımız her zaman vardı zaten. Önce 1993'te Antalya'ya gittik ve 12 yıl Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Tiyatro Atölyesi'nde birlikte görev yaptık. Her yıl 300-400 öğrencimiz oldu. 2005'te İstanbul'a, gurbete geldik (Gülüyor). Uzun süre İstanbul'un bizi kabul etmesi için mücadele ettik ve biz hep Cihangir'deydik, çok sevdik bu semti. Sonunda CAS'ı açtığımız mekanı bulunca ikimiz de çok sevindik. Böylece CAS’ı açmaya verdik.
Muhammet Uzuner: Yıllarca eğitmenlik yaptığımız için böyle bir atölye açma hedefimiz her zaman vardı. Cihangir, mahalle kültürünü hala yaşatan bir semt olduğu için de hem burada yaşıyoruz hem de CAS'ı burada hizmete açtık.

Öğrenci olmak isteyen herkes buraya girebiliyor mu?
M. U: Oyunculuk yapmak isteyen herkes bizim kapımızdan girebilir. 14 yaşın üstünde olan her kişi aramıza katılabilir. Atölyelerimiz var, programlarımız var, konservatuarımız var…

Her şey var ama ücreti yok… Para almıyorsunuz, öyle mi?
A. G. K.: Ücretsiz olan bölüm, üç yıl eğitim verdiğimiz konservatuarımızdır. Buraya öğrencileri sınavla alıyoruz. Geçen yıl 230 kişi başvurdu, 14'ünü seçtik. Bu sınavları iki yılda bir yapıyoruz. Yeni sınavımızı Eylül 2019'da açacağız.

sozcu-yuksel-muhammet-gamze

Yüksel Şengül, Arzu Gamze Kılınç (solda) ve Muhammet Uzuner (sağda) ile CAS’ta buluştu.

Bu sınavları konuşalım mı?
M. U.: Önce genel kültür sınavı yapıyoruz. Daha sonra kulaklarına ve ritimlerine bakıyoruz. Ritimlerini bedenlerine geçirebilme özelliklerine, doğaçlama yeteneklerine, sahne ve dans performanslarına dikkat ediyoruz. Şayet umut varsa, ışık varsa kabul ediyoruz. Bu seçtiklerimizle yıllarca birlikte yürüyeceğimiz için titiz davranıyoruz. Çünkü burası aynı zamanda bir tiyatro ve bu kişiler büyük bir ihtimalle tiyatromuzda da oynayacaklar.

‘OYUNCU ADAYLARI MERKEZE DİZİLERİ KOYMAMALI’

Oyuncu olmak isteyen gençler, daha çok dizilere hevesli. Şöhret, para ve sınıf atlama hayalleri var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
A. G. K.: Doğru söylüyorsunuz, şöhret ve paranın karşılığı artık diziler oldu. Tiyatroda bile dizilerde ünlenen kişiler oynatılıyor. Yaşanan ekonomik sıkıntılar yüzünden, öncelikle diziler geliyor akıllara. Ancak, hiçbir oyuncu adayı, hayatının merkezine asla dizileri koymamalı. Çünkü, iyi bir oyuncunun yetiştiği bereketli toprak, tiyatro olmalıdır. Tiyatro evimizse, dizi setleri gurbettir. Henüz olgunlaşmamış oyuncuların gurbette telef olmasını asla istemeyiz.
M. U.: Kamerayı hedefleyen gençler, kamera önünde oyunculuğu öğrenebileceklerini sanıyorlar. Oysa öncelikle tiyatro oyunculuğu eğitimi gerekir. Kısacası, bir kişi kestirmeden bir dizide oynayıp popüler de olsa, daha sonra oyunculuk kariyerine devam edemeyebiliyor. Çünkü, alt yapısı olmadığından tercih edilmeyebiliyor. Ondan sonra yaşanan hüsranlar, bunalımlar gençleri çok başka istenmeyen taraflara savurabiliyor. Ve ne yazık ki bu tür dramlar yaşandı ve yaşanıyor.

2-2-at-ciftlig

CAS ekibi at çiftliğinde…

Oyuncu adaylarına özel yetenekler konusunda da yardımcı oluyorsunuz…
M. U.: Kameralı çalışmalarda at binmeyi bilmek çok önemlidir. Bu konuda da ders almalarını sağlıyoruz.
A. G. K.: Oyuncu arkadaşımız Haluk Yüksel'in Sarıyer'deki at çiftliğinde öğrencilerimize at binmeyi öğretiyoruz. At kendi içinde felsefesi olan bir olay. Atla binicisi arasındaki uyum ve sinerjiyi yaşamak, oyuncu adayı için çok önemlidir.
M. U.: Tiyatronun ve tiyatro eğitimi veren kurumların biraz muhafazakar olduklarını düşünüyoruz. Oyunculuk için ne gerekiyorsa öğrencilerimize vermeyi amaçlıyoruz. Bir oyuncunun heybesinde hayata dair ne kadar çok malzeme varsa o kadar iyidir.
A. G. K.: At binme konusunda usta olsaydı, Türkan Şoray belki de Cemo filminde attan düşerek ölümle burun buruna gelmeyecekti. Devlet Konseruvatuarı’nda yıllardır kamera oyunculuğuna dair bir ders verilmiyor. Televizyon küçümsendiği için böyle bir tepki gösteriyorlar. Ne yazık ki, oyunculuğun sinema tarafını kaçırdıklarını düşünüyoruz.

Sizler bu konuda şanslı mıydınız?
A. G. K.: Hayır, şanslı değildik. Biz de atla ve kamerayla sette tanıştık. O zorlukları bizler yaşadık, gençler yaşasın istemiyoruz.

CAS’ın konservatuar bölümündeki eğitimci kadrosunda kimler var?
M. U.: Konservatuarımızın eğitim kadrosunda Arzu Gamze Kılınç var ve kamera oyunculuğu dersi veriyor. Ben oyun dersi veriyorum. Diğer eğitimci arkadaşlarımız şöyle sıralanıyor: Kıvanç Kılınç, Serpil Göral, Burak Tamdoğan, Selim Bayraktar, Süreyya Karacabey, Oya Yağcı, Ali Seçkiner Alıcı, Hicran Akın, Esra Kızıldoğan, Gonca Cilasun, İlker Yiğen, Ekin Bezirganoğlu…

4-muhammet-ogrencilerle
Üç yıllık eğitim sonrası diploma veriyor musunuz?
A. G. K.: Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onaylı üç yıllık mezuniyet belgesi veriyoruz. Zaten Bakanlık, evinizin salonunda resim dersi bile verseniz kendisine bağlı olmanızı istiyor.

GENÇLER SABIRLA BEKLEMEYİ BİLMELİ

Çok sayıda oyunculuk atölyesi, özel kurslar ve konseruvatuarlar var. Buralardan büyük ümitlerle mezun olan oyuncu adayı gençler, hemen iş bulabiliyorlar mı?
M. U.: Bir ülkenin genel konumu ve durumu önemli. Bir ülkede başka konularda işler nasıl yürüyorsa, bu konuda da aynı şekilde yürüyecektir. Dolayısıyla diploma alan gençler, hemen iş imkanı bulamayabiliyor. Doktorlukta böyle, mühendislikte böyle, gazetecilikte böyle… Dolayısıyla gençler, eğitimini ihmal etmeden sabırla beklemeyi bilmelidir. Yarın set varmış gibi hazır olmaları gerekir.
A. G. K.: Üç yıl, dört yıl bekleyip iş bulamayanlar, daha sonra bir araya gelerek tiyatro kuruyorlar, isimlerini böyle duyurabiliyorlar. Bu tür çalışmalara ve çabalara tanık olunca çok mutlu oluyoruz. Çünkü oyunculuk yaptıkça öğrenilir. Temel kriter, oyunculuğu sevmektir. Sevgi olmazsa hiçbir şey olmaz.
M. U.: Biz burada oyun yapmanın bütün süreçlerini öğretiyoruz. Bu donanım onlar için çok önemlidir. Bizim burada tiyatromuz da var. Kendi kaynağımızdan besleniyoruz.

Muhammet Bey, sizi tebrik ederim. Halef filmindeki rolünüzle Boğaziçi Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandınız.
M. U.: Murat Düzgünoğlu’nun yönettiği Halif filmindeki Mahir karakteriyle Boğaziçi Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldığım için çok mutluyum. Halef, Malatya Film Festivali’nde de ödüller aldı. İstanbul’da yaşayan ve babasının ölümü üzerine köyüne dönen Mahir, birden bire reenkarnasyonla yüzleşir. Karakterler arası çatışmalar yaşanır. Psikolojik bir film. Daha önce vizyona girse de, iki festivalden aldığı ödüllerden sonra, sanırım bir kez daha vizyona girmeyi hak ediyor.
A. G. K.: Ödülleri merkeze koymadan, hedef olarak görmeden oyunculuk mücadelesi vermek daha iyidir, güzeldir. Aksi halde, oyuncu kendi kendini hırpalamış olur.

3-arzu-ve-muhammet-ogrencilerle
TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU EĞİTİM

Muhammet Bey, Köy Enstitüleri’ni anlatan Yücel’in Çiçekleri adlı belgesel filmde efsane Milli Eğitim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u oynadınız.
M. U.: Köy Enstitüleri benim her zaman ilgimi çeken, hakkında araştırmalar yaptığım bir konudur. Ne yazık ki Türkiye’nin en önemli sorunu eğitimdir ve hiçbir zaman da bu konuda belimiz doğrulmamıştır. Köy Enstitüleri’nin en önemli yanı, eğitimcilerini de kendi içinden yetiştirmesiydi. İsmail Hakkı Tonguç diyor ki ‘Öğrenciler fen eğitimi de alacaklar, sanat eğitimi de alacaklar’. Doğrusu müthiş bir vizyon bu. Belki de bunu gördükleri için yok ettiler. Böyle bir belgesel filmin içinde olduğumdan dolayı çok mutluyum.

Sizin oynamayı arzuladığınız bir tarihi karakter var mı?
A. G. K.: Rol seçmem, bu konuda hayal de etmem. Ama şimdi düşünüyorum da bir ajan rolü oynamayı isterim doğrusu. Oyuncu olarak kamera önüne geçerek zamanda yolculuk yapmadım ama bir dönem dizisinde ya da filminde olmak isterim.

BİRBİRİMİZİN KOÇU, HOCASI, HAYRANIYIZ

Mutlu bir çiftsiniz ve 25 yıldır berabersiniz. Oyuncuların beraberlikleri çok riskli derler ama sizin maşallahınız var…
M. U.: Antalya’dan İstanbul’a gelmeye karar verdiğimizde çevremizdeki tüm dostlarımız ‘Sakın İstanbul’a gitmeyin orada sizi ayırırlar, boşanırsınız’ dediler. Ancak öyle olmadı ve biz ayrılmadık. Bence, boşanmalarda ya da ayrılıklarda oyunculuk mesleğini suçlamaya gerek yok. Şöhret kimseyi bozmaz. Şöhreti, bozulmak için araç olarak kullanabilirler. Siz zaten arızalı bir hayat tarzına sahipseniz, mesleğiniz ne olursa olsun, sonuç değişmez. Ayrıca gazetelerin üçüncü sayfaları arızalı insanların haberleriyle doludur.
A. G. K.: Biz birbirine tutunarak yaşayan bir çiftiz. 25 yıldır birlikteyiz. Birbirimizin koçuyuz, hocasıyız, hayranıyız, fanıyız, psikoloğuyuz. Birbirimizi üretiriz, tüketmeyiz. Bu yüzden aşkımız da devam ediyor, bitmiyor. Biz aynı zamanda birbirimizin çocuğuyuz ve bu yüzden de çocuğa ihtiyaç duymadık.

Her zaman fit ve formdasınız…
A. G. K.: Televizyon defo kabul etmiyor, çürük diş, çenede et beni kabul etmiyor. Bu yüzden her oyuncu gibi kendime özen göstermek zorundayım. Genetik mirasıma da güveniyorum.

Yeni projeler var mı?
M. U.: Her şeyimle CAS’ta çalışıyorum. Şu anda CAS’ta ilk kez perde açmaya hazırlanıyoruz. Daha önce öğrencimiz olan, Gamze’nin kardeşi Kıvanç Kılınç bir oyun yazdı. Osmanlı’nın son dönemlerinde geçen bu komedi Bir Alaturka Hikayet, Raif ile Letafet adını taşıyor. Provaları sürüyor, sanırım Mart başı gibi perdeyi açacağız.
A. G. K.: Yönetmenliğini üstlendiğim bir oyun da ben hazırlıyorum. Ödenmeyecek Ödemiyoruz adlı bu oyun Dario Fo’ya ait. Anlatılan 1974 İtalyası ama tıpkı Türkiye…

img_0333
Son güncelleme: 16:49 - 06.12.2018