Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk: “Bu kadar zor bir yıl hatırlamıyorum”
Türkiye Yayıncılar Birliği öncülüğünde kurulan Okuma Kültürünü Yaygınlaştırma Platformu için (OKUYAY) KONDA Araştırma ve Danışmanlık tarafından hazırlanan "Türkiye Okuma Kültürü Araştırması 2019" raporunu, Türkiye'de okuma kültürünü ortaya koydu. Raporda "Türkiye'nin ne kadarı okunuyor?", "Ne sıklıkla kitap okunuyor?", "Kitap satın alımındaki temel motivasyonlar", "Sosyal medya ve okuma ilişkisi", "Ailelerin okuma kültüründeki etkisi" gibi başlıklar ele alındı. Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, Kayıt Dışı'na konuk oldu ve Türkiye'nin okuma kültürü ile yayıncıların nasıl bir 2019 geçirdiğini, yeni yıldan beklentilerini anlattı...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 31 Aralık 2019 - 13:36

İşte, Kenan Kocatürk’ün “Türkiye Okuma Kültürü Araştırması 2019” raporuna ve yayıncılığa dair açıklamalarının satırbaşları…

KONDA’nın 2008’de yaptığı araştırmada Türkiye’nin yüzde 30’u okuyormuş, yüzde 70’i de hiç okumuyormuş. 2019’a geldiğimizde Türkiye’nin yüzde 64’ünün okuduğunu görüyoruz. Bu da önemli bir şey. İkincisi toplumun yüzde 42,3’ü “Okudum, okuyabilirim” diyor. Yüzde 16’sının okuyabilir potansiyeli var. Bu tabii bizim bütün kodlarımızı da değiştirdi. Türkiye’de böyle şehir efsaneleri var, 10 bin kişiye 1 kitap düşüyor diye.

O görevleri devlet ve yerel yönetimler kavrayıp, ona uygun gezici ve halk kütüphaneleri açmasıyla, bu okuma kültürünün gelişeceğini görüyoruz. Raporda da gördüğümüz gibi okuyanlar bile etrafında bir kütüphane ismi söyleyemiyor.


Aileler, okuyan çocukların daha başarılı olduklarını söylüyorlar. Ayrıca okuma kültürünün aileden geldiğini de söylüyorlar. Dijital kuşatmanın altındaki çocukların kendilerini daha doğru ifade etmeleri ve rekabetçi bir toplumun içinde olabilmelerinin yolu okuma kültüründen geçiyor.

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk

Türkiye’deki sosyal medya kullanımı da arkadaşlık içerisinde değerlendirilmeli. Çarpıcı bir sonuç var; Avrupa’da sosyal medya kullanımı ile kitap okuma oranı ters orantılı. Bizde ise sosyal medyanın kitap okumayı artırıyor ve okuma kültüründe önemli bir yeri var.


Toplumun son 10 yılda yerleşim düzeni kırdan kente kaydı. Bununla birlikte herkes kendi çocuğunu okutma derdinde. Okursa, kendisini geliştirebileceğini düşünüyor. Bu raporda bu çıkıyor ve sosyolojik açıdan çok önemli.


Yayıncılar olarak ortalama fiyatımız 2,5 euro. Krizde olduğunu söylediğimiz Yunanistan’da ortalama kitap fiyatı 12,5 euro. Sosyal devlet olarak, belediyeler olarak insanların kitaba ulaşımını geliştirmeliyiz. İnsanlar bir bedel ödemeden de kitap alabilir. Belediyeler, son dönemlerde kitap fuarı yapıyorlar. Kitap fuarı yapmak yerine yoksun bölgelerdeki insanlara kitapları ulaştırmayı ve gezici kütüphane kurmalarını öneriyoruz. Türkiye’de sabit fiyatı konuşurken devletin üstleneceği şeyler var. Fransa’da yayın dünyasının büyüklüğü 4,5 milyar euro. Devletin ve halk kütüphanelerinin satın alma rakamı 750 milyon euro… Türkiye’de kütüphanelerin kitap bütçesi 2017’de 20 milyon TL’ydi. Üniversiteleri hiç söylemeyeyim, dökülüyor.

‘ADI KONMAMIŞ BİR KRİZ VAR’

Türkiye’de adı konmamış bir kriz var. Bu krize rağmen, kitap fuarında önceki yıla göre sadece 6 bin kişilik bir düşüş var. Ama satışlarımızda bir düşüş var. Dövizdeki dalgalanmalar nedeniyle maliyetler arttı. Yüzde 30’lar, yüzde 40’lar civarında fiyat artışı var. İnsanların satın alma gücünün azaldığını görüyoruz. En büyük yayıncılarımız yılı belki iyi kapattı ama orta ve küçük ölçekli yayıncılar, geçen seneki cirolarını zam yapmış olmalarına rağmen yakalayamadılar. Adetleri de daha aşağıda… Üretim rakamlarına da bakıldığında kültür yayınları dediğimiz, inceleme, araştırma, edebiyat, çocuk yayınları, eskiden yüzde 36’lar civarında üretiliyordu, şimdi yüzde 30’lara düştü. Pazarda gerileme var.

‘BU KADAR ZOR BİR YIL HATIRLAMIYORUM’

Ben 40 yıldır sektördeyim. Bu kadar zor bir yıl hatırlamıyorum. Bağımsız yayıncılığın önemli bir gayreti var. Okurun da yayıncıyla önemli bir dayanışması olduğunu görüyorum. Bu dayanışma 2020’de de devam ederse, bağımsız yayıncılık bu krizden çıkarak, yürür diye düşünüyoruz.

‘ANADOLU YAKASI’NDA BİR FUARA İHTİYAÇ VAR’

Kitap fuarı ile ilgili doğru bilgiler üzerinden yürümeyen eleştiriler var. Giriş ücreti 5 TL’den değil, 8 TL’den 10 TL’ye çıktı. Öğretmenler, emekliler ve öğrencilerden ücret alınmıyor. Evet, kitap fuarına yayınevlerinin katılım bedeli ne yazık ki yüksek. Bunu da tartışıyoruz, daha iyileştirmenin yollarına bakıyoruz. Fuara gelenlerin yüzde 35’i etkinlikler nedeniyle geldiğini söylüyor. Kitap fuarının içinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anadolu Yakası’ndan gelenlerin oranı yüzde 10. Orada da büyük bir fuara ihtiyaç var. Fuara gelişi de kolaylaştırmak lazım.

KHK’lar ile üniversitelerden hem kitaplarımızı okutan, hem de kitapları yazan insanlar uzaklaştırıldı. Akademik yayınlarımızın satışı düştü. Yeni gelen insanlar, çağdaş eğitimin kitapla yapılması gerektiğinin farkında değiller. İnceleme-araştırma kitaplarındaki düşüş nedenlerinden birisi de budur.

Türkiye’de kitapevlerinin yavaş yavaş kapandığını görüyoruz. Batıdaki gibi “Yazılı Kültürü Koruma Kanunu” gibi bir şeye ihtiyacımız var.

Kamera: KUBİLAY ALTUĞ
Kurgu: KORHAN TOPÇUOĞLU