Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Yazdı, yönetti, oynadı
Yazdı, yönetti, oynadı
Barry dizisinin yazarı, yönetmeni ve başrolü Bill Hader, yapımın ortaya çıkış hikayesini anlattı. 
Kültür Sanat 6 Mart 2018 - 17:27

Dünyanın yakından takip ettiği ve Digiturk beIN Series Comedy’de pazar günleri yayınlanan kara komedi Barry’yi yazan, yöneten ve başrolünde yer alan Bill Hader, Sözcü.com.tr’ye konuştu.

Barry fikrinin nasıl doğduğunu anlatır mısınız? Normalde komedi olmayacak bir konusu var dizinin. Bir kiralık katil orta batıdan Los Angeles tiyatro dünyasına geliyor…
Alec Berg'le bir araya geldiğimizde doğdu. HBO ile yeni bir şey geliştirme anlaşmam vardı ve bir buçuk ay boyunca başka bir şey üzerinde çalışıyorduk ama içimize bir türlü sinmemişti. Olmuyordu. Sonra da bir toplantıda, olmadığını anlamanın verdiği can sıkkınlığıyla “Bir kiralık katili oynasam ne olur?” dedim. O da “Kiralık katil lafından nefret ederim. Gözümde ince uzun boylu, siyah kravatlı biri canlanıyor. Bilirsin, Quentin Tarantino tarzında, elinde 45'likle, tarzı olan bir ölüm makinesi gibi” dedi. Ben de “Hayır, ya daha gerçekçi olursa?” dedim. Sonuçta bu adamların hepsi eski asker veya polis oluyor. Sonra nasıl oldu bilmiyorum ama bir anda oyunculuk dersi almasına karar verdik. Sonuçta gölgeler arasında yaşayıp, spot ışıkları atında oluyor ve ikisinin tam zıttı şeyleri istiyor. Oyuncu olma hedefini gerçekleştirirse, muhtemelen öldürülecek çünkü ortaya çıkmış olacak ve onu öldürmek isteyen insanlar var. Sonra da “hadi yazalım” dedik.

Atlanta'nın havası size nasıl faydalı oldu peki?
Kasvetli. Ama arada espriler var. Güldürüyor. Aslında İngiliz komedileri bunu buradakinden çok daha iyi başarıyor. Buradaki her şey daha büyük ve daha geniş. Mesela Shaun of the Dead'de, annesini öldürmek zorunda kaldığında gülüyorsunuz, gülüyorsunuz, gülüyorsunuz ve sonra annesini öldürürken, “Aman Tanrım” diyorsunuz.

YARGILIYOR GİBİ GÖRÜNMEMEK İÇİN DİKKAT ETTİK

Barry bir suikastçı. Afganistan'da savaşmış ve yaşadıkları onu mahvediyor. Görev uğuruna yapılması istenenlerin insanlara olan zararına ciddi bir şekilde dikkat çekmek kasti miydi?

Evet. On Killing adlı bir kitap okumuştum. Dev gibi bir kitaptı. Konu bakımından yani. “Bunu bitirebilir miyim bilmiyorum” dedim. İnsanlıktan çıkarıyordu onları, ölüm makinelerine dönüştürüyordu. Ama aynı zamanda bazı eski deniz piyadeleriyle konuştum. Bazıları, “Evet, berbat bir şey” diyordu ama bazıları da “Bunun için eğitim aldım” diyordu. Biri, oradan çekildikleri için çok öfkeliydi. “Oraya geri dönüp, yerle bir etmek istiyorum” diyordu. Bu benim anlayabileceğim bir şey değil ama onu bunun için yargılayamam çünkü işi bu ve birçok arkadaşını orada kaybetmiş. Bu da onun düşüncesi. Bu yüzden böyle insanları yargılıyor gibi görünmemek için çok dikkat ettik.

barry2
Los Angeles tiyatro dünyası, dizideki olaylara ne kadar yansıdı?
Bazı kısımları yansıdı. Buraya bir yazar ve yönetmen olmak için geldim. Bu yüzden fotoğraf çekimleri ve çalışan bir oyuncu olma dertleriyle uğraşmadım. Editör yardımcısı olarak çalışırken Saturday Night Live'da, iş buldum ve “Pekâlâ, demek işim bu artık” dedim ve işi çalışırken öğrendim. Öte yandan, yazar/yönetmen olmak istiyordum ve asistan olarak çalıştığım filmlerde yönetmenler benden çok daha gençti. “Bu işi nasıl aldılar” diye düşünüyordum. Biraz duygusal bir yaklaşım. Saturday Night Live işini kabul etmem de duygusaldı. Bir topluluğun parçası olmayı istiyordum. “Tanrım, bu topluluğun parçası olmak istiyorum ama burada olma donanımım yokmuş gibi geliyor” diyordum.

RİSK UNSURLARI

İnsanların diziye olan tepkileri, izledikleri şartlara göre değişir mi?
Evet. Bu garip bir şey. Pilotun çekimleri sırasında başkan Obama'ydı. Anlatabildim mi? Sally'le ilgili başka espriler falan vardı mesela, onları çıkarmak zorunda kaldık. “Şu anda başkan Trump, bu doğru gelmiyor artık” dedik. Ne olduklarını şimdi hatırlamıyorum ama çekimleri izlerken, “Şurayı keselim, burayı da keselim” falan dedik. Riskli unsurlardı ama “Madem bu adam başkan, bunu diziye koymayalım” diye düşündük. Ama sonra #MeToo (#BenDe) hareketi ortaya çıktı ve diziye bunu olabildiğince dürüstçe yansıtmaya çalıştık. Dediğim gibi, bunun olduğunu gördük. Bir oyunculuk dersinde hocanın bir kadını ağlattığını ve kadının teşekkür ettiğini gördük. “Tanrım, çok teşekkür ederim. Beni bu noktaya getirdin. Minnettarım” dedi. Ve sen de şöyle düşünüyorsun: “Kimse benimle böyle konuşmadı ve konuşsa da, ‘Neden herkesin önünde benimle dalga geçiyorsun? Beni ağlatmak istiyorsan, bunu konuşalım ve bir yolunu buluruz ama bana sinir krizi geçirtmek zorunda değilsin'.”

Son güncelleme: 17:31 - 06.03.2018