Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Youtuber olmak ya da olmamak!
Youtuber olmak ya da olmamak!
Türkiye’nin popüler youtuber’larının sinema maceraları birer birer ortaya çıkmaya başladı. Şimdi de sıra beş milyondan fazla takipçisi olan Enes Batur’da...
Burak GÖRAL
Kültür Sanat 20 Ocak 2018 - 04:23

“Enes Batur: Hayal mi Gerçek mi?” de bir sinema filmi yetkinliği yok. Film, uzun bir Youtube videosu gibi. İyi-kötü bir hikaye anlatıyor anlatmasına ama çok komik de değil. Zaten Enes Batur'un Youtube videoları da mizah üretmiyor bence. Kendilerini çok komik olarak pazarlamıyorlar ama bu videolar yine de bir profilin temsili olarak dikkate alınabilirler. Çok yaratıcı fikirler içermeyen, ‘efsane olacak kafa bulmalar üretmeye' odaklanılmış, adeta bir tepki gibi ‘hiçbir şeyin pazarlandığı videolar' bunlar daha çok. Ama bu film küfürsüz, kahramanının başkalarına karşı hoyratlık yapmayı tercih etmediği bir tasarımla kurgulanmış. Filmde tahrip edici bir komedi yapmak amaçlanmamış. Bu yüzden de yapımcısına, muhtemelen daha çok ilgi göreceği tersi bir stratejiyi tercih etmemesi kararından dolayı da, teşekkür etmek gerek…

Enes Batur: Hayal mi Gerçek mi?

Yönetmen:
Kamil Çetin

Oyuncular:
Enes Batur, Ceyda Düvenci, Bekir Aksoy

Süre: 113 dakika, 7+

coco_2

Bir animasyon harikası

Filmde, en başta sanıldığı gibi Coco adlı bir çocuğun hikayesi anlatılmıyor. Coco hikayenin esas kahramanı Miguel'in büyükannesi aslında. Coco'nun babası zamanında müziği seçtiği için kızını ve çok sevdiği karısı Imelda'yı terk etmiş. Ernesto de la Cruz, Meksika'nın en ünlü yıldızı olmuştur ama geride kalan ailesi onu geçmişinden silmiş, aile fotoğraflarından yırtmışlardır. Müzikten dahi nefret etmiş, ailenin en küçük torunu Miguel'in müziğe ilgi duymasını bile yasaklamışlardır. Miguel de buna isyan etmekte ve müziğe olan tutkusunu ailesinden gizli yaşamaktadır.

coco_1

Çok film izleyenler bilirler, Meksika kültürünün çok anlamlı bir bayramı vardır: ‘Ölüler Günü'. Herkes ailesinin en sevdiği şeyleri mezarlarının başındaki sunaklara adak olarak koyar ve bu şekilde sevdiklerinin ruhunu anar. Miguel de büyük büyük dedesinin kabrindeki gitarını ödünç alarak bir yetenek yarışmasına katılmak isterken yanlışlıkla ölüler diyarına bir yolculuk yapmak zorunda kalır. İşte her şey bundan sonra başlar…

Coco

Yönetmen:
Lee Unkrich

Süre:
105 dakika, 7+

hakaret_2

Hakaretin anatomisi…

Lübnan'daki bir mahallede Filistinli göçmen ustabaşı Yaser, mahalle sakinlerinden araba tamircisi ve Hristiyan partisi destekçisi Tony ile küçük bir sürtüşme yaşar. Tony'nin sert tavrına karşılık Yaser kendini tutamayıp ona “Aşağılık herif” der. Tony bu hakareti bir türlü kendine yediremez ve ondan bir özür bekler. Mülteci kampında zaten zor şartlarda yaşayan Yaser özür dilemek konusunda isteksizdir. Aralarındaki laf dalaşı nefret suçu içeren bir atışmaya ve yumrukla biten bir tartışmaya dönüşünce Tony soluğu mahkemede alır.

hakaret_1

‘Hakaret' gibi bir filme en çok da, tahammülsüzlüğün giderek daha çok kendisini gösterdiği, inceliğin ve hoşgörünün giderek azaldığı sinirleri bozuk bir topluma dönüşen Türkiye'nin ihtiyacı var aslında. Böyle hikayelerin en azından birileri için bir yüzleşme sağlayabileceğine hâlâ inanıyorum.

Hakaret – L'insulte

Yönetmen:
Ziad Doueiri

Oyuncular:
Adel Karam, Kamel El Basha, Camille Salameh

Süre: 112 dakika