Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İnsanların ezberlerini yıktım
İnsanların ezberlerini yıktım
Formula 1'in yıldız pilotu Lewis Hamilton, annesi ve babasıyla ilişkisinden pilotluk kariyerine, müzik serüveninden geleceğe yönelik planlarına dek birçok konuda SÖZCÜ'ye özel açıklamalarda bulundu.
Özlem GÜRSES
Magazin 25 Mart 2018 - 06:00

Hintli Eğitim Girişimcisi, iş insanı Sunny Varkey'in kurduğu Varkey Vakfı dünyanın her yerinde eğitimcileri, en çok da öğretmenleri öne çıkartmak ve desteklemek için çalışmalar yapıyor.
Bu kapsamda her yıl Dubai'de gerçekleşen Küresel Eğitim ve Beceriler Zirvesi'nde 1 milyon dolar bütçeli Küresel Öğretmen Ödülü de veriliyor.
Bu yıl 10 finalist arasında bir Türk anaokulu öğretmeni Nurten Akkuş'un da bulunduğu töreni Dubai'de izledim.
Zirvede tanıştığım dünyanın en pahalı sporcularından Formula 1 pilotu ve şarkıcı Lewis Hamilton'la sohbet etme şansım da oldu.
Hamilton, Formula 1 pistlerindeki ilk siyahi pilot, zirvedeki konuşmasında bize hem çocukluğunu hem hayallerini anlattı.
Selfiemizi de “dur, sen yapamıyorsun, ben çekerim” diyerek bizzat kendisi çekti!

Bir şampiyon nasıl düşünür, nasıl yaşar?
Ben çocukluğumdan beri hep farklı bir şey yapmak istedim. Zaman içinde, yeni insanlar tanıyıp, kendimi geliştirmek için okudukça, anladım ki her birimizin içinde bir ışık var, onunla ne yapmak istediğimiz ise bize bağlı… Formula 1'de olmak tabii ki heyecan verici ama belki de dünyanın en pahalı sporlarından biri. Çocukken babamın beni desteklemek için 3 ayrı işte çalıştığını, 4 kere eve haciz geldiğini çok iyi hatırlıyorum. Onun yaptığı fedakarlıkları unutmam imkansız.
Hem babam hem benim için çok değerli bir yolculuktu bu yaşadıklarımız. Benim kahramanım babam.

Peki annen?
Annem hayatımdaki en iyi arkadaşım. 10 yaşına kadar annemle yaşadım ama sonra annemle babam ayrıldı ve ben babamla gittim. Bu annem için çok zor bir karardı, bunu bugün çok daha iyi anlıyorum. Mutlaka her gün annemle konuşurum, birlikte çok eğleniriz, dünyayı gezdik beraber, çok da dertleşiriz. Çok utangaç ve içine kapanık bir çocuktum, şefkatiyle ve verdiği güvenle beni o kabuktan çıkartan kişi annemdir. Unutamadığım anlardan biri 12 yaşında kazandığım ilk kupa töreninde yaşandı. Adımı anons edip anne ve babamı da sahneye davet ettiler, babam ve üvey annem sahneye çıkınca “evet ama benim asıl annem orada” demek istemiştim, gerçek sessizce oturuyordu tribünde. 20'li yaşlarımın sonuna kadar hep bu dengeyi tutturmaya çalışarak yaşadım.

ozlemgursesOkul hayatın nasıldı?
Eğitim hayatım çok kolay değildi, disleksi hastasıydım, konuşma ve öğrenme güçlüğüm vardı ve bunu anlamamız yıllar sürdü, ancak 17 yaşımda teşhis kondu. Ayrıca 8 yaşından beri yarışıyorum, önceleri haftada bir kaç saat, sonra iş ciddiye binince cumadan başlayarak tüm hafta sonları antrenman yapıyordum. Bu durum, okul hayatım için çok zorlayıcı oluyordu.

Yine de seni etkileyen öğretmenlerin olmuştur…
En sevdiğim öğretmenim Miss McCurran'dı, çok pozitif, sürekli çocukları destekleyen bir öğretmendi. Formula 1'de sadece yirmi yer var ve dünyada on binlerce çocuk bunlardan biri için çalışıyor, uğraşıyor. En kötüsü şu; bu spor çok pahalı ve pek çok aile bu nedenle çocuklarını okuldan alıyor. Bence eğitimin her şeyden önce iyimserliği öğretmesi lazım. Okulda öğrendiklerim bana vergimi öderken pek yardımcı olmadı! Ama beni desteklemiş bir öğretmenin çok faydası oldu. Sana gülümseyen, aferin diyen ve cesaret veren bir öğretmeni kimse unutmaz.

Onca yoksulluk ve zorluktan gelip bugün dünyanın en pahalı 4. sporcusu olmak nasıl bir his?
Yarış dünyasında benim hikayemin bir benzeri yok, çünkü yarışçıların çoğu genellikle zengin ailelerin çocukları. Ama ben hep babamın kendi elleriyle yeniden yaptığı eski püskü go-car'larla yarışarak bu işe başladım. Ekibimiz filan yoktu, mekanik işlerini babam yapardı. Şu anda ise Formula 1'de benim için çalışan bin 600 kişilik bir ekibim var! İki ayrı fabrikada benim için çalışıyorlar, bir fabrikada motorlar tasarlanıyor ve üretiliyor, diğerinde ise otomobiller yapılıyor.



Heyecan verici olmalı…

Formula 1'e başladığımda yepyeni bir dil öğrenmek zorunda kaldım, yarış pistinde yaşadığım sıkıntıları benim için çalışan mühendislere, tasarımcılara nasıl anlatabilirdim? Bunu öğrendim. Düşünün Harvard mezunu mühendisler var bu ekipte, gelişimime büyük katkı sağladılar. O kadar ki şimdi zaman zaman ben de bazı parçalar tasarlayabiliyorum.

Bir mühendis kadar biliyorsun yani…
Beni üzen şeylerden biri şu, bu bin 600 kişi arasında ne yazık ki neredeyse hiç “çeşitlilik” yok, farklı etnik kökenlerden gelenler, kadınlar yok… Çünkü benim geldiğim mahallelerde çocuklar mühendis ya da Formula 1 yarışçısı olmayı hayal bile edemezdi. Neyse ki bu şimdi değişiyor. İnsanların benden önce Formula 1'le ilgili kafalarında belli ezberleri vardı, ben onları yıktım. Tarzım, geldiğim yer, sürüş tekniğim, hepsi farklı.

Şöhretini Formula 1'e borçlusun, şimdi artık şarkı da söylüyorsun…
Çocukken hem müziğe hem de sporun neredeyse her türüne büyük tutkum vardı. Aslında müzisyen olmak istiyordum ama babam beni Formula 1'e yönlendirdi. Neyse ki bugün artık bir müzisyenim, kendimi öyle görüyorum ve kaçırdığım yılları telafi etmeye çalışıyorum. 13 yaşından beri gitar çalıyorum, önce reggae hastasıydım, sonra hip hop, ama şimdi her müziği dinliyorum, yarışırken bazen opera, bazen caz, bazen de rock dinliyorum. Bence yaratıcı düşünce müthiş bir şey, insanı diri tutan, kendini tanımasını sağlayan, özgürleştiren bir şey.

Şampiyonluk harikadır eminim, peki kaybetmekle aran nasıl?
Küçükken kaybetmekten nefret ederdim. Ama artık bu eşsiz yolculuğun bir parçasının da kaybetmek olduğunu öğrendim. Kazanmak, başarmak, bunlar harika… Ama eğer yolculuğun içinden geçmediysen bir hiçsin aslında! Küçük yaştan beri yetenekliydim, o yaşlarda hangi sürüş becerilerim varsa bugün de aynıları var, ama kazandığım deneyimle, yaşadıklarımla, bugün artık daha iyi bir sürücüyüm. Hatta kariyerimin zirvesinde hissediyorum kendimi.

hamilton_160

Sonuçta bu sporun bir sonu var… Bittiğinde ne yapacaksın?
Bu spor benim için bittiğinde, yorumcu, antrenör filan olmak istemem. Kendi markama yatırım yapıp yaratıcı projelerin içinde olmayı hayal ediyorum. Şimdiden bazı firmalarla özel tasarımlar için çalışıyorum zaten.

Son olarak sana özenen gençlere ne söylemek istersin ?
Marianne Williamson'un söylediği bir sözü bedenime dövme yaptırdım, şöyle diyor “En derin korkumuz yetersizliğimiz değil, en derin korkumuz aslında tahminimizin de ötesinde çok güçlü oluşumuz…” Daha önce de söylediğim gibi hepimizin bir ışığı var ve yanımızdaki insan bizim parlamamızdan rahatsızlık duyacak diye bundan vazgeçemeyiz. Herkes dilediğince parlayabilmeli!

Son güncelleme: 11:08 - 25.03.2018