Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sinema sevdalısı yıldızları çok sever…
Sinema sevdalısı yıldızları çok sever…
Türk sinema eleştirmeni, yazar, gazeteci ve mimar olan Atilla Dorsay ile meslekte 50'inci yılını ve yeni kitabı ‘50 Unutulmaz Film’ hakkında konuştuk…
Magazin 2 Nisan 2017 - 00:08

Türk sinema eleştirmeni, yazar, gazeteci ve mimar olan Atilla Dorsay ile meslekte 50’inci yılını ve yeni kitabı ‘50 Unutulmaz Film' hakkında konuştuk…

– ‘50 Unutulmaz Film' kitabınız sinema dünyasından anlamlı bir kesit sunuyor. Kitabınızın hazırlık aşamasından bahseder misiniz?
‘100 Yılın 100 Filmi', ‘100 Yılın 100 Yönetmeni', ‘100 Yılın 150 Oyuncusu' ya da ‘En İyi 100 Türk Filmi' kitaplarını yazdığımda çok titiz davranmak zorundaydım. Çünkü sadece en iyileri yazdığımdan bu başlıklar büyük sorumluluk gerektiriyordu. Ama '50 Unutulmaz Film' kitabımda çok daha özgür çalıştım. Çoğu vaktiyle gördüğüm, bir bölümü ise hiç görmeyip merak ettiğim eski filmlerdi. DVD'leri çıktığı ölçüde bulup izledim bu filmleri. Bu özgürlük çok keyifliydi.
– Kitabınızla ilgili hazırlık aşamasında özel film arşiviniz size ne kadar avantaj sağladı?
Sekiz bin filmi aşmış DVD arşivim bana çok büyük imkan sağladı. Arada kimi yıldönümleri, anmalar veya kayıplar da rol oynadı. Luise Rainer'den Joan Fontaine'e, Robin Williams'dan David Bowie'ye (müzisyen kimliğinin yanı sıra o aynı zamanda iyi bir oyuncudur!), Kirk Douglas'ın 100 yaşına girmesinden Grace Kelly'nin hayatının filme alınmasına, Ortadoğu'nun 1910'lardaki gibi karışmasından (bana ‘Arabistan'lı Lawrence'ı hatırlattı) Metin Erksan imzalı ‘Yılanların Öcü'nün onarılmasına pek çok şey bana ilham verdi.
– Hepimizin gözdesi olmuş yapıtları nasıl keşfettiniz?
Sinema tarihi öylesine güzel filmlerle dolu ki; konuyu biraz bilip öğrenmek adeta insanın başını döndürüyor. Ben bu yapıtları keşfederken özellikle anılarıma dayandım. 10 yaşımdan beri sıkı bir film seyircisi olduğum, hatta merak ettiklerimi defterlere kaydettiğim için bunlardan yararlandım. Tüm bunlara yansız biçimde bakılmış bir sinema tarihi bilgisini de ekledim tabii.
– Bir örnek vermenizi istesek?
1951 yapımı ‘A Place in the Sun' (İnsanlık Suçu) unutamadığım bir filmdir. Kaynağı da Amerikan edebiyatının klasiklerine imza atan ustaların biri olan Theodore Dreiser'in ‘Bir Amerikan Trajedisi' romanıdır. Filmde Elizabeth Taylor- Montgomery Clift çifti zirveye çıkar. Ama yakından bakınca bu filmin müthiş bir Dostoyevski duyarlığı taşıdığı da görülebilir.
– Kitapta yer alan filmlerdeki kadın yıldızları gözden geçirirken insanın burnunu sızlatan ‘seçim inceliği' de dikkat çekiyor. Biraz da bundan bahseder misiniz?
Gerçek bir sinema sevdalısı yıldızları çok sever. Ben de öyleyim ve kitap gerçekten de biraz bu yıldızlara adanmış duruyor. Greta Garbo'dan Marlene Dietrich'e, Lana Turner'den Ava Gardner'e, Bette Davis'den Rita Hayworth'a, Elizabeth Taylor'dan Grace Kelly'ye sayısız yıldız var. Richard Burton'dan Humphrey Bogart'a, Danny Kaye'den Orson Welles'e, Frank Sinatra'dan Peter O'Toole'a erkek yıldızlar da çok önemli tabii.
– Kariyerinizdeki 50'nci yılı geride bırakırken 51'inci kitabınıza imza atmak size neler hissettirdi?
Bu kitap meslekte 50'nci yılımdan ve 50 kitabımdan sonra benim için yeni bir sayfa açıyor. Bir ikinci 50 yıl ve de 51'inci kitap! Elbette 100'e ulaşma umudum yok ama daha pek çok projem var ve gidebildiğim yere kadar gideceğim.

12

Atilla Dorsay, meslekte 50’inci yılına girmişken, 51’inci kitabını sevenlerinin ve sinema tutkunlarının  beğenisine sunuyor.