Cunda adası nerede, nereye bağlı?

Cunda adası Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlıdır. Alibey adası olarak bilinen Cunda Türkiye'nin Ege Denizi'nde bulunan 4. büyük adasıdır. Marmara bölgesinde gidebilecek tatil beldeleri arasında en fazla tercih edilen yerlerden bir tanesi olarak biliniyor.

Cunda adası nerede, nereye bağlı?

Kurtuluş Savaşı sırasında padişahın “Yunanlılara teslim olun” emrine uymayarak silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya'dan dolayı bugün Alibey Adası olarak da bilinen Cunda Adası, kilise ve manastırları, dar taş sokaklar arasında kalan tarihi evleri, plajları ve doğal güzellikleri ile Ege'nin en popüler gezi noktalarından.

CUNDA ADASI NEREDE?

Alibey Adası ya da Cunda, idari bakımdan Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı bir ada. Ayvalık koyundaki Ayvalık Adaları olarak adlandırılan irili ufaklı 22 adanın içerisinde yerleşime açık tek ada Alibey’dir. Türkiye’nin Ege Denizi’nde bulunan 4. büyük adasıdır. (1. Gökçeada, 2. Bozcaada, 3. Uzunada) Konumu gereği Batı Anadolu’da deniz yollarının kesişme noktasında bulunan bir adadır.

CUNDA ADASI'NIN GEZİLECEK YERLERİ

TAKSİYARHİS KİLİSESİ (RAHMİ KOÇ MÜZESİ)

Cunda ve Ayvalık’ta birer adet Taksiyarhis Kilisesi yer alıyor. Ayvalık’taki kilise bugün anıt müze olarak kullanılırken 1873’te Cunda’da inşa edilen kilise ise Rahmi M. Koç Müzesi olarak hizmet veriyor. Taksiyarhis Kilisesi, Müslüman ve Hristiyanların zamanında birlikte yaşadığı bir bölgede yer alıyor. 1873 yılında inşa edilen kilisenin kapı sütunları ve merdivenlerinde sarımsak taşı kullanılmış. Neo klasik mimaride olan yapı tek kubbeli ve bazilika tipinde, dikdörtgen planlı. Kilisenin çanı 2. Dünya Savaşı sırasında halka haber verilmesi için kullanılmış, şu an bu çan Bergama Müzesi’nde sergileniyor. İnanışa göre eskiden Ortodoks kiliselerinin zeytin ve sabun gibi çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan bu kilise zamanla harabeye dönmüş. 2011 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından kiralanan kilisede yapılan restorasyonların ardından şu an müze olarak hizmet veriyor.

TIMARHANE ADASI

Çamlık Koyu'nun sonunda, Şeytan Sofrası’ nın eteklerinde ve yarımadanın ucunda yer alan Tımarhane Adası yalnızca adıyla değil, tepede bulunan ilginç yapılı kayalarıyla da dikkati çekmektedir. Girintili, çıkıntılı ve hemen dibindeki manastırın etrafını saran kayalar, rüzgarda uğultu ve sesler çıkarması ile ilgi çekmektedir. Adada eskiden yaşayan Rumların “Agia Paraskevi” ismini verdikleri Çamlık Koyu'ndaki Sarımsak Yarımadasının devamı olan Tımarhane Adası'na, Türkler “Taşlı Manastır” da demişlerdir. Günümüzden 70 yıl öncesine kadar Tımarhane Adası psikoterapi merkezi olarak kullanılırmış. İçkiyi fazla kaçıranları yada ruhsal bozuklukları olanları getirip adaya bırakırlarmış.

DESPOT EVİ

1862 yılında inşa edilen Cunda Adası Despot Evi, adada mutlaka ziyaret edilmesi gereken tarihi değerlerin başında gelmektedir. Dönemin soylular sınıfında yer alan bir Despot tarafından yaptırılan tarihi binanın yapımında sarımsak taşı kullanılmıştır. 1877 yılında yaşanan bir baskında Despot evinde öldürülür ve ardından da bina, Osmanlı Devleti tarafından satın alınarak Hükümet Binası olarak kullanılmıştır. Bina, 1921 yılında, öksüz yurdu olmuştur. Kurtuluş Savaşı'nın ardından Rumların bölgeden ayrılması ile hem yetim yurdu hem de ilkokul olarak kullanılmış. Cunda Adası Despot Evi'nin kullanılmaz duruma gelmesi ise 1980 yılında yetim yurdunun yeni binasına taşınması ile olmuştur. Bugün ne yazık ki çok iyi korunamamış olsa da, Despot Evi özellikle bölgeyi ziyarete gelen Yunanlılar başta olmak üzere oldukça ilgi görmektedir.

AYIŞIĞI MANASTIRI

Cunda (Alibey) Adasının arkasında bulunan Pateriça Burnunun Edremit körfezine bakan tarafında inşa edilmiştir. Pateriça’nın anlamı “Koltuk Değneği” demektir. 17. Yüzyılda Athos'dan gelen Aynoroz keşişlerinin kurduğu biliniyor. Zeytinliklerde çalışan tarım işçilerinin yaşadığı manastırda günlük işlerin yanında din eğitimi de veriliyordu. Bir kapısında 1771 yılı, bir diğerinde 1795 tarihi görülmektedir. Fakat bu tarihlerin onarım tarihleri olduğu söylenmektedir. Manastıra ait tek resim 1908 tarihli bir kartpostal. Manastır, 1923'de mübadele ile Selanik yakınlarından gelen mübadil Katrinli ailesi tarafından zeytinlik arazisiyle birlikte alınır. Aile, zeytinlikleri işletir; yazları kısa süreliğine yıpranmış bazı Manastır yapılarını kullanır. Manastır, Fahrettin Katrinli'nin vefatının ardından Suzan Sabancı Dinçer'e satılır. Ayışığı Manastırı, “müze-yapı” tanımı içinde 2011'de restore edilerek 13 Nisan 2012'de açılmıştır.

AŞIKLAR TEPESİ

Muhteşem bir manzaraya ev sahipliği yapan Aşıklar Tepesi, adayı kuşbakışı seyredebileceğiniz eşsiz bir ortam sunmaktadır. Adanın simgelerinden biri haline gelmiştir. Aynı zamanda adananın ilk yel değirmeni Aşıklar Tepesi'nde yer almaktadır. 2007 yılında bölgeye sık sık ziyaret eden Rahmi Koç, tarafından değirmen restore edilerek kütüphane ve kafe olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kütüphaneye ise Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı ismi verilmiştir.