Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Finike gezilecek yerler: Portakal ilçesi Finike’nin görülmesi gereken yerleri…
Finike gezilecek yerler: Portakal ilçesi Finike’nin görülmesi gereken yerleri…
Portakalları ile ünlü Finike, 10 kilometreye varan kumsalları ve birbirinden güzel koyları ile turizm açısından Antalya'ya bağlı cennet bir ilçedir. Güneybatı Anadolu’daki Teke Yarımadası bölgesinde yer alan Finike'nin tarihi ve turistik yerlerinden bazılarını sizler için derledik. İşte Finike'de gezilecek yerler...
Seyahat 5 Haziran 2018 - 09:20

Adının Fenikelilerden geldiği de rivayet edilen Finike’nin geçmişi M.Ö. 3.000’li yıllara dayanır. Finike’nin yer aldığı bölge eski çağlarda “Likya” olarak adlandırılırdı. O zamanki Likya; doğuda Pamfilya, batıda Kayra, kuzeyde ise Psidya şeklinde adlandırılan bölgelerle çevrili idi. Tarihi ve doğal güzellikleri ile Finike’nin gezilecek yerlerinden bazılarını haberimizde bulabilirsiniz…

FİNİKE’NİN GEZİLECEK YERLERİ

LİMYRA ANTİK KENTİ

Limyra, Finike'nin 4 kilometre kuzeydoğusundaki Toçak Dağı'nın güney eteğindeki ovada kurulmuş bir liman kentiydi. Günümüzde bu liman bereketli bir ovaya dönüşmüş, Limyra antik kenti de denizden 5 kilometre içeride kalmıştır. Likya dilindeki adı Zemu(ri) olan Limyra'nın M.Ö. 5. yüzyıldan beri var olduğu bilinmektedir. Asıl etkinliğini M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında gösteren kenti, Likya Birliği'ni kurmak isteyen Perikles başkent olarak kullanmıştır. Perikles döneminden sonraki parlak devrini İ.S. 2. ve 3. yüzyıllarda yeniden yaşayan Limyra, zaman zaman depremler yüzünden zarar görse de yeniden inşa edilmiştir. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan şehir, 8. ve 9. yüzyıllarda Arap akınları sonrasında terk edilmiştir. Limyra Antik Kenti, 1970 yılından beri Avusturyalı arkeologlarca kazılmaktadır. Değişik dönemlere ait buluntular, hem bölge tarihini aydınlatmış hem de Antalya Müzesine çok önemli buluntular kazandırmıştır. Antik kentin en kuzeyinde yer alan akropol, kuzeyde bir iç kale ile aşağı kaleden oluşmaktadır. Aşağı kalede, sur, sarnıçlar, Bizans kilisesi ve Perikle Heroonu yer alır. İ.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen Kral Perikle’ye ait anıt mezar, mimarisinin Xanthos’taki Nereidler Anıtına benzemesi ve önemli parçalarının Antalya Müzesinde sergilenmesi ile ayrı bir önem arz eder. Akropolün düzlüğe ulaştığı yerde Turunçova-Kumluca karayolunun hemen kenarında, orijinali Hellenistik döneme ait olan, İ.S. 141 yılında büyük bir onarım geçiren tiyatro binası yer alır. Bugün tiyatronun tonozlu, çift diazomalı skenesi yıkılmış durumdadır. Tiyatronun karşısında, yer yer sökülen Roma ve Bizans Devri surları bulunur. Sur duvarın yukarı bir çevirme yapmakta, bunun için de Perikles’in sarayı bulunmaktadır. Tiyatronun üzerinde bulunan mezar anıtının kitabesinde Katabura’ya ait olduğu anlaşılmaktadır. Kabartmalarla süslü kaidesinin üzerinde bir lahdin yükseldiği bu anıt mezar, M.Ö. 350 tarihlidir. Katabura, Limyra Kralı Perikles’in kardeşi veya akrabası olmalıdır. Doğu nekropolünde kayaya oyulmuş ion sütunlu M.Ö. IV. yüzyıla tarihlendirilen bir mezar anıtı ile üzerinde kabartmaları bulunan bir diğer mezar dikkat çekicidir. Limyra yakınındaki Çavdır’da dere kenarında bulunan M.Ö. IV. yüzyıla ait lahit ilginçtir. Bu mezarın bir tarafında baba, diğer tarafında anne ve çocuk kabartmaları görülür.

shutterstock_1058733698

GAGAİ

Gagai, Finike körfezinin doğusunda, Khelidonia Burnu'nun (Gelidonya burnu) batısındaki Karagöz limanının kuzeybatısında, bugünkü konumu ile Kumluca'nın 10 kilometre güney-doğusundaki Yenice Köyü'nün 4 kilometre güneyinde küçük bir tepenin üzerinde idi. Gagai Antik Kenti'nin ismi, eski Anadolu dillerinde bulunan ve Likçe yazılı sikkelerde “gaxe” olarak geçmektedir. Bu nedenle “gaganın halkı” anlamına gelen “gagae” kelimesinin “hahha” kelimesinden türetildiği tahmin edilmektedir. Kentin kurulduğu yerin yakınlarında, “Gales” adında bir akarsu ve linyit olacağından kentin ürünlerinin geldiği ve ihtiyaçlarının karşılandığı tahmin edilmektedir. Antik adıyla ilgili yine birçok kaynakta Dorca “toprak” anlamına gelen “Ga” kelimesinden türetildiği yazmakla birlikte, gerçekle alakası olmayan söylenceler de ortada dolaşmıştır. Bunlardan biri şöyledir; Rodoslu, Nemius adında bir komutanın Likya ve Kilikyalı korsanlara karşı kazandığı savaş sonrasında, azgın bir fırtınanın içine dalarak gemisini tehlikeye düşürdüğü, geminin tayfasının karayı görünce karayı kast ederek “ga” anlamına gelen kelimeyi üst üste “ga ga” (toprak toprak) diye tekrarlaması ürerine, buraya “Gagae” dendiği söylencesidir.

RHODİAPOLİS ANTİK KENTİ

Kumluca şehir merkezinin batısındaki tepelerin üstünde kurulmuştur. İlçe merkezin içinden geçilerek 5 kilometrelik dar asfalt bir yolla çıkılan Rhodiapolis Antik Kenti isminden dolayı Rodoslular'ın kurduğu bir şehir olarak kabul edilir. Rhodiapolis Antik Kenti’nin restorasyonu ve çevre düzenlemesi Kumluca Belediyesi tarafından yaptırılmaktadır. Rhodiapolis Antik Kenti bulunduğu bölgede bulunan Gagai, Phaselis, Korydalla ve Olympos gibi Rodos kolonilerinden biridir. Bu kentte bölgedeki diğer kentler gibi Likya Birliği üyesidir. Rhodiapolis Kenti’nin en ünlü kişisi Opramoas'tır. Antonius Pius döneminde (İS. 138-161)yaşamış olan bu kişi Likya'nın en zengin adamı ve en ünlü hayırseveridir. Şehirde tiyatronun sahnesinin arkasında kalan alanda Opramoas'ın anıtmezarı bulunmaktadır. Rhodiapolis Antik Kenti’nin günümüze ulaşan önemli kalıntıları; tiyatro, hamam, agora/stoa, sebasteion, tapınaklar, kilise, çok sayıda su sarnıçı, kenotaph, nekropoller ve konutlardır.

ARYKANDA

Finike’nin Arif Köyü sınırları içerisinde yer alan Arykanda Antik Kenti’nin ismi Likya dilinde ‘Ary-ka-wanda”, “yüksek kayalığın yanındaki yer” anlamına gelmektedir. Antik kentte yerleşimin M.Ö. 2000'li yıllara uzandığı tahmin ediliyor. Ama en eski kalıntılar çanak çömlek ve sikke parçaları ve bu buluntular M.Ö. 5. yüzyıla ait. Kent, özellikle Roma Döneminde yoğun bir şekilde iskân edilmiş olup en parlak dönemini yaşamıştır. M.S. 3. Yüzyıldan sonra gerileme dönemi başlamıştır. Kolay savunulabilir ve ormanlık bir alanda gizlenmiş durumda olduğundan Arykanda varlığını M.S. 6. yüzyıl sonuna kadar sürdürmüştür.

TÜRKİYE’DE GÖRÜLMESİ GEREKEN 5 KÜLTÜR MİRASI

SULUİN MAĞARASI

80 metrelik giriş ağzıyla Asya Kıtası’nın bilinen en derin mağarasıdır. 27 Ağustos 1995 tarihinde bir sualtı araştırma ekibinin mağaraya yaptıkları dalışta 122 metreye kadar inmişler, fakat mağara sonuna ulaşamamışlardır. Bu dalgıçlardan sonra dalan bir Alman çift ise mağaradan bir daha çıkamamış. Bu olaydan sonra halk mağaranın uğursuz olduğunu söylemeye başlamış. Antalya platosu traverten bir platodur ve bu platoyu; su, kireç taşlarını eriterek meydana getirmiştir. Bu oluşumun altından bir çok tatlı su kaynakları denize karışmaktadır. Kırkgöz mevkiindeki Suluin mağarası bu kaynakların doldurduğu ve içindeki sarkıt ve dikitlerden dolayı daha önceden kuru olduğu tahmin edilen sualtı mağaralarından birisidir. Bugün profesyonel dalgıçlar dışında mağaraya dalma izni verilmiyor. Finike’de ilçe merkezine 1 kilometre mesafede bulunan ve esrarengiz görünümüyle dikkati çeken Suluin, halk arasındaki adıyla “İncirli” Mağarası, tarihten günümüze kadar gerçek anlamda keşfedilmemiş bir sır olarak gizemini koruyor.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.