Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İzlanda’daki ilk 34 plakalı Türk fotoğrafçının sıradışı yolculuğu
İzlanda’daki ilk 34 plakalı Türk fotoğrafçının sıradışı yolculuğu
Cenk Demirgüç, 1982 doğumlu, Bilgi Üniversitesi Uluslarası Finans bölümü sonrası Kaliforniya San DiegoÜniversitesi'nde MBA yaptı. Aile şirketi olan, bir kimyasal hammadde şirketinde çalışıyor. Cenk'in instagramda 150 bini aşkın takipçisinin ilgi konusu ise çektiği fotoğraflar, gezdiği yerler...
Seyahat 6 Kasım 2019 - 11:59

Röportaj: Reha BAŞOĞUL

Snowboard, Scuba Diving, Atıcılık, Motorsiklet, Kampçılık, Fotoğrafçılık, offroad gibi bir çok hobisi olan Demirgüç’ün sıradışı yolculuğu ise İstanbul’dan İzlanda’ya 8 ülke gezerek, İzlanda’ya bir karavan pickup’la vardığı yolculuk. Cenk Demirgüç ile bu zor hayalini nasıl gerçekleştirdiğini, harika fotoğrafların sırlarını konuştuk.

Seyahatlerin, çektiğin fotoğraflarla tanınıyorsun. Sana gezgin ve fotoğrafçı diyorlar. Her ne kadar temsil ettiğin değerleri kısıtlasa da varoluşçu sorguyla kendine dair en uygun tanımı buldun mu?

Açıkçası biz neden bu dünyadayız ve benim bu hayattaki misyonum nedir diye kendime her dakika soruyorum bu soruları. Bana koca bir dünya verilmiş ve ben bu dünyanın ne kadarını görüp de kendi ömrüme sığdırabilirim diye düşünüyorum. Kendimi, bir kategori başlık altına koymak istemiyorum; ben şuyum veya buyum gibi kategorize edemiyorum. Ben çok yönlü bir insanım, tek bir şey beni tanımlamıyor. Birçok şeyi bir araya getirip ortaya çıkaran bir insanım buna tanım da bulamıyorum. İnsanları kalıplara sokan şeyler diye inanıyorum kategori ve başlıklara. İnsanlar çok yönlüdür. Sadece bizi başlıklar altında sınırlandırıyor ve bir kalıba sokmaya çalışıyorlar. Hayatı elimden geldiğince çok yönlü bir şekilde yaşamaya çalışıp karşı tarafa gördüklerimi en güzel şekilde aktarmaya çalışıyorum sadece.

 

Nasıl bir ilham seni bu yola sürükledi?

Beni bu yola iten şey yurt dışı gezilerimde yurt dışındaki insanların yaşam tarzları ve dünyadaki gezi trendinin artık klasikten çıkıp daha farklı rotalara daha farklı hikaye ve yollarla gidilmesi oldu açıkçası. Avrupa otobanlarında genelde hep karavan görüyordum bu kültürü ve nasıl yaptıklarını hep merak ettim. Sosyal medya instagramla beraber karşıma muazzam doğa harikası olan lokasyonlar çıkıyordu ve kendi kendime şunu söyledim: ‘Ya bende yabancıların yaptığı gibi karavanla dolaşıp onların çektiği fotoğraflar gibi fotoğraflar çekmek istiyorum’ ve  ‘Bunu en iyi şekilde ve en makul yolla birçok insanla nasıl paylaşabilirim?’ acaba dedim kendime. Zaten ben, kendi başıma turlara çıkıyordum, ama elimde cep telefonuyla fotoğraf çekiyordum ama bunun yetersiz kaldığını düşünüp, daha profesyonel şekilde yapmam gerekiyordu. Kendi kendime internet üzerinden fotoğraf çekmeyi ve düzenlemeyi öğrendim. Etrafımda aynı zevki paylaştığım insanlar oluşmaya başladı, bu insanlarla beraber gezip fotoğraf çekiyorduk.

 

4 x 4 bir Pick Up aracım vardı, köpeğim olduğu için onunla beraber doğada vakit geçirmeyi ve yeni yerlere gitmeyi seviyordum, sonra Crawler diye Türk markası araç üstü kabin yapan bir firması çıktı ve hemen aldım , çünkü gittiğim yerlerde çadırda yatmak ve kullandığım aletleri şarj etmek kolay olmuyordu. Esnek olup istediğim zaman istediğim yerde kalmak ve arzuladığım huzuru, doğayı, hayatı ve fotoğrafı yakalamak için bana muazzam bir kapı açtı.

Avrupa'da kamp yerlerinde ucuza kalabilir ve daha esnek hareket edebilirdim artık. Avrupa’nın çoğu ülkesine gitmiştim daha önceleri klasik şehirlere ve yerlere gidiyordum ama aklımda hep doğa harikası olan İzlanda ve Faroe adaları vardı. Kuzeyin doğası çok farklıydı. Benim için Orta Avrupa'da Alpler İsviçre, Avusturya, Kuzey İtalya ( Dolomitler ) , Güney Almanya. Kuzey Avrupa'da Norveç, Faroe adaları ve İzlanda.

Amacım insanlara ilham olmaktı, hem daha ucuza geziyor hemde Avrupa'nın doğasının tadını çıkarıyordum. Gördüklerimi yaşadıklarımı kendi elimden geldiği kadarıyla bir fotoğraf karesiyle anlatmaya çalışıyordum. Tabi sunu fark ettim fotoğraf yetmiyordu insanlar çeşitli sorular soruyor ve maceralarını merak edip seni canlı olarak görmek istiyordu , tek başıma bir sürü takipçiye tek tek cevap vermek çok zor oluyordu ki veremiyorsun artık yönümü hem fotoğraf hemde video olarak değiştirdim.

 

İzlanda seyahatin oldukça ses getirdi. Sanırım 34 Plaka ile oraya giden ilk Türksün? Nasıl bir his, özel hissettiriyor mu?

Sanırım ilk Türk benim varsa da benim haberim yok. Gurur duyuyorum çünkü yabancılar içinde TR plakayı görmek ve TR plakayla beraber sadece bir Türk değil her açıdan donanımlı bir Türk görüyorlardı. Ülkemi en güzel şekilde temsil ettiğime inanıyorum. Bunu yapmamda ki amaç bir ilk olmak değildi tabii ki bu benim hayalimdi ve birçok insana örnek olmak istedim. Ben bir şey yaptım ama bir başkası benim yaptığımın daha iyisini ve güzelini yapar umuduyla yaptım.

İzlanda'ya otomobil yolculuğu oldukça uzun bir yol. Yol bir sınama, istediğini sorgulama ve zihninde türlü hesaplaşmaların yaşandığı bir deneyim. Vazgeçmeyi düşündüğün olmuştur. Kendini yolda nasıl motive ettin?

Bazen yol hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu ama kafamın içinde hep kurduğum hayali gerçekleştirme arzusu vardı. Bir kere inanmıştım bu yol için hazırlanmıştım. Yapmam lazımdı yoksa içimde kalacaktı. Yol boyunca hayal kuruyorsunuz hayallerle beraber yol çizgilerini takip ettim. Sonunda yol gitmek istediğim yere beni götürecekti ve öyle de oldu. Bir kere bir şeye inanır ve yapmak isterseniz imkansız diye bir şey yoktur. Bir bilinmezliğe doğru gidiyorsun belki her şey mükemmel olacak inanılmaz şeyler yaşayacak veya göreceksiniz ya da tam tersi her şey beklediğiniz gibi gitmeyecek. Belki hayatınızın insanı veya insanlarıyla tanışacaksınız bir fırsat bulacaksınız hayatınız değişecek bilemezsiniz. Bu tamamen bir macera ve hayatım boyunca bende iz bırakacak bir hikaye olacaktı.

Doğru yerde, doğru ışıkta, doğru saatte olmak gerekliliğinde doğanın sana verdiği imkanlar dahilinde bir disiplinle fotoğrafları çekmek durumundasın. Bu süreçte seni yıpratan unsurlar neler oldu?

Tabi her şey sizin hayal ettiğiniz gibi olmuyor. Bir fotoğraf karesi kolay yakalanmıyor , perde arkasında; erken kalkma , uykundan fedakarlık , fotoğraf çekilecek yeri bulma , belki o yere saatlerce yürüme gerekiyor. Hadi hepsini yaptınız o noktaya geldiniz bakıyorsunuz sizin gibi bir sürü insanda orada ve fotoğraf çekmeye çalışıyor o an sanki bir yarışta gibi his ediyorsunuz. İnsan faktörü ve doğa sizi etkileyen iki etken oluyor. Hava istediğiniz gibi değilse havayı kontrol ediyorsunuz bir daha aynı yere aynı zorluklarla gibi o fotoğraf karesi için çabalıyorsunuz. Hele benim gibi tek başınıza yapmaya çalışıyorsanız gerçekten çok zor tripodu aç onu doğru açıyla koyacak yer bul veya drone’u uçur, kendini çekmeye çalış. Bir arkadaşınız veya bir insan daha sizinle olsa, 1 dakikalık iş tek başınıza 10 dakika ya belki daha fazla zamana yayılıyor. Kendi kendimi çekmekte uzmanlaştım gerçekten.

Bu yolculuk, yaşamındaki sonraki deneyimler için yaşam felsefene ne kattı? Hangi hataları yaptın ve tekrar yaşanmaması için çıkardığın dersler neler oldu?

Açıkçası kendimle çok zaman geçirdim bazen yanımda hayatımı paylaştığım bir insan olsaydı da o da benim gördüklerimi yaşayıp kendi gözleriyle bu tecrübeye ortak olup paylaşsaydı keşke dediğim oldu, çoğu zaman yalnızlıkta mücadele verdim.

Zamanlamanın önemli olduğunu öğrendim her yerin kendine göre mevsimi var, fotoğraf için mevsimin renklerini kaçırdığınızda istediğiniz sonucu alamıyorsunuz bunu gördüm. İzlanda gibi bir yerde hava kolay tahmin edilemiyor ve çok değişken oluyor. Fotoğraflarda suyun rengi maviyken, ben gittiğimde kahverengi olması beni üzen şeylerden biriydi. Bir keresinde de Highlands bölgesinde yanardağ kraterleri çekmek için gittiğimde inanılmaz renkler görüp inanılmaz kareler çekeceğim hayaliyle gidip bembeyaz kar ve sis çekip döndüğümü biliyorum ve bunun için inanılmaz rakamlarda bedeller ödedim ve sonuç hüsran.

Benim hayat felsefem bir kere geldiğim bu dünyayı kendi elimden imkanlarım yettiği sürece görmeye, tecrübe etmeye ve gördüklerimi, yaşadıklarımı karşı tarafa en güzel şekilde aktarmaya çalışmak ve başka insanlara da ilham olmak. İnsanların kendi farkındalıklarını ortaya çıkarmak ve doğanın güzelliklerini göstermekti amacım.

Gittiğin yerlerde, tekrar şuraya gitmeliyim, bunu yapamadan döndüm dediğin yer neresi oldu? 

İzlanda ve Norveç’te eksik kalan istediğim kareleri alamadığım yerler oldu.

“Bir adam bir hayal” olarak lanse ettin yolculuğunu… Bundan sonra o adamın hayalinde ne var?

Hayalim Türkiye'yi, Orta Doğu veya Orta Asya yı arabayla gezmek fotoğraflamak ve maceralarımı video halinde yayınlamak var.

Instagram takipçilerinden gördüğümüz kadarıyla yolculuğunu ve azmini takdir eden çok. Seni örnek alanlar oldu mu? Bu anlamda amacın gerçekleşti mi?

Beni örnek alan hayranlıkla takip eden olmuştur elbet , çok destek mesajı aldım, ama çoğu insana dönemedim. Instagram da tek başıma bir sürü insana tek tek cevap vermek çok zor. Amacım birilerinin hayatlarında, bir yerlere dokunduysam ve o insanlara ilham olduysam, ne mutlu bana!

İzlanda yolculuğunda dikkat çeken bir unsur da bir nevi karavan eklemlenmiş pick-up temasıydı. Kara yolculuğu seven biri olarak, bunu tercih etme nedenin ne oldu? Nasıl avantajlar sağladı? Dışarıdan konforlu gözüküyor olsa da, bilmediğimiz sıkıntılar yaşadın mı?

Şöyle ki ; Arabanın kabininde yatmak, Avrupa'da konaklama harcamalarımda inanılmaz avantaj sağladı. Sıkıntıları da oldu tabi özellikle bir sürü eşyam var, yemeğimi, kahvemi kendim yapıyorum, bir süre sonra dağılmaya başladım. Hava soğudukça ve ben bunca zaman her şeyin altından tek başıma çıkmaya çalışınca, artık sonlara doğru çok yoruldum.

Her gün saatlerce araba kullanıyorsun, bir günde bir kaç lokasyon yapmaya çalışıyorsun belki saatlerce yürüme var belki çok turist var ve beklemen lazım boşalması için. Bir kamera, bir drone, bir aksiyon kamerası tek kişilik ordu gibiyim arkamda ağır bir çanta hava soğuk veya sıcak. Bütün bu yorgunluğundan ardından kamp yerine geliyorsan arabanın kabinini açıyorsun kapıyorsun aletleri şarj ediyorsun, yemeğini kendin yapıyorsun, kıyafetlerini değiştirmeye, duş yapmaya çalışıyorsun varış saatlerim genelde 22 – 22:30 gibi saatler oluyordu ve her gün kalkış sabah 5-6. 80 gün boyunca bu döngüde döndüm.

Dünyada birçok gelişme, savaşlar, krizler, kriminal vakalar,iklim krizi, kuraklık kısacası enerjini alacak birçok vaka yaşanıyor… Evrene, makro ve mikro dünyaya dair bilimsel gelişmeler, sanatsal üretimler de söz konusu. Seyahat ve fotoğraf dışında yolda zihnini nasıl besliyorsun. Neleri eliyor, nelere takıntılı bir şekilde ilgi duyuyorsun?

İnanılmaz bir tüketimin içindeyiz ve de bir şeylere sahip olma arzusunda . Gezerken şunu öğrendim: Hiçbir şeye sahip olmayıp, yatırımı ruhuna yapacaksın. Maddenin insanı tatmin etmediği gerçeği. İnsan hayatında güzel anlar anılar ve insanlar biriktirmeli, eşyalar değil. Sana çok güzel bir dünya ve hayat verilmiş ve bunun tadını çıkarmaya bak. Bunu yaparken de etrafındaki doğayı koru, kirletme, canlılara zarar verme. İnsanlara ve canlılara saygılı ol. İnsan gibi yaşamak bu olsa gerek!

Dünyadaki birçok örneğe baktığımızda, birçok fotoğrafçı ve gezgin sponsorlara dünyayı fotoğraflıyor ve takipçilerine ilham vermeye çalışıyor, aynı zamanda bölge turizmine ve kültürün tanıtılmasına katkı da sağlıyorlar. Yaptığın seyahat, ekipman masraflarının oldukça maliyetli olduğunu da göz önüne aldığımızda, sponsor arayışın var mı? Tecrübelerin ve dünyayı takip ettiğin kadarıyla nasıl bir sponsorluk senin önünü açar?

Tabi bir sponsorum ve destekleyen firmaların olmasını çok isterdim ama bugüne kadar bana öyle bir talep gelmedi. Benim hayalim; bir araba markasının yüzü olmak veya bir belgesel ve macera tadında program sunuyor gibi sürekliliği olan işler yapmak yoksa şu ürünü al, şimdi sosyal medya hesabına koy, paylaş, insanları kullanıyormuşsun gibi basma kalıp reklam alıp yapmak bana ters, yapmam da… İnsanları kandırmak yerine, inandırıcı olmayı tercih ederim.

Gezmek artık ultra lüks. Bunun içinde konaklaması, benzini, arabası, uçağı , ekipmanlarım, yol ücretleri gibi şeyler var. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de instagramda erişim artık ne yazık ki tamamen parayla endeksli şöyle ki; Instagram algoritmasını sürekli değiştirdiler ve insanlara erişimi sponsorlu reklam vermeye zorladılar. Ben gezi ve ekipman masraflarım yetmiyormuş gibi birde instagrama sponsorlu reklam verdim bugüne kadar ki bu paralar öyle böyle paralar değil. Sizin para verdiğinizi görünce instagram sponsorlu reklamı kestiğiniz an bıçak gibi erişiminizi kesiyor. Takipçi sayınız günden güne düşmeye başlıyor bunu test ettim sizde edebilirsiniz.

O yüzden artık takipçi sayısı beğeni sayısı erişim istatistikleri var bunlarında türlü türlü hilelerini yapıyorlar. Sahte takipçi sahte beğeni yorum grupları gibi birçok şey açıkçası ben hep organik büyümeye çalıştım ve öyle de yapacağım ne kendimi ne de bir başkalarını kandırmak istemem.

Sonuç olarak belli bir çizgide belli bir kalitede ve kendi çizgimden gitmek istiyorum. Tek başıma kendi imkanlarımla 2 senede buralara kadar getirdim ama arkamda bir yardım destek olursa daha iyi şeyleri başarmak istiyorum.

Dünyayı gezen Türklerin vize sıkıntıları, dışarıda yaşadığı algı problemlerine kadar, seni üzen, hükümetten düzeltilmesini, “buna mesai harcanması gerekir “dediğin taleplerin ne olur?

Şöyle ki; Avrupa'da gezerken gümrüklerde genelde TR plakayı görünce arama ve sorgu sual yapıyorlar. Buna pek yapılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yabancıların kafasında bir Türk algısı var ve bunu yıkmak için görev hepimize düşüyor. Ülkeni ve milletini en güzel biçimde temsil edeceksin.

Senin geçtiğin yollardan veya gezgin ve fotoğrafçılıkta kendi yolunu belirlemek isteyen Türk gençlerine öncelikli tavsiyen ne olur?

Bir şeyi yapıyorlarsa en iyisini yapsınlar araştırsınlar öğrensinler ve ondan sonra en iyisi için çabalasınlar. Bir yere gitmeden önce o yeri iyi araştırsınlar lokasyonları listelesinler, Google Maps’te işaretlesinler , örnek fotoğraflarını kayıt edip o fotoğraflardan ilham alıp farklı kareler çıkartabilirler. Hangi kamerayı ve lensi kullanacaklarını hangi zaman diliminde hangi ülkenin hangi hava şartının ve doğasının güzel olduğunu öğrensinler. Açıkçası ben çok hata yapa yapa öğrendim. Hata yapmaktan korkmayın hatalar bizi doğru yola götürecektir. Yurt dışı ülkelerin trafik kurallarını bilmeniz lazım başınıza sonra iş açmasın. Yurt dışında park ,dönüşler ,yaya yolları ,hız limitleri girilecek ve girilmeyecek yerleri bilsinler.

Bu saydıklarımdan daha önemli olan birşey var o da kararlı olsunlar kendilerine güvensinler ve yapacakları şey için kendilerini inandırsınlar gerisi zaten gelir diye düşünüyorum. Her şey bir hayalle başlar hayal et ve uygula. Hayata bir kere geldik ve görebildiğiniz kadar çok yer biriktirebildiğiniz kadar çok güzel anılar biriktirin hayatlarınızda.

Son güncelleme: 11:02 - 08.11.2019