Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Tüm illerde iftara ne kadar kaldı? 17 Mayıs 2018 iftar vakti: İstanbul, Ankara, İzmir ve tüm Türkiye için Diyanet imsakiyesi…
Tüm illerde iftara ne kadar kaldı? 17 Mayıs 2018 iftar vakti: İstanbul, Ankara, İzmir ve tüm Türkiye için Diyanet imsakiyesi…
17 Mayıs Perşembe günü iftar vakti için hazırlıklar başladı. Ramazan ayı bu yıl Mayıs ayına denk geldi. Müslümanlar, mübarek olduğuna inanılan bu ayda oruç ibadetini yerine getiriyor. Oruçlar Diyanet tarafından illere göre hazırlanan imsakiyeye göre açılıyor. Bugün İstanbul iftar saat 20:23’te yapılacak. Ramazan ayı ve oruç ile ilgili merak ettiklerinizi tek bir haberde topladık; İftardan sonra gelen sahurda beslenmenize dikkat ederseniz iftara kadar daha zinde kalırsınız. Peki uzmanlar oruç tutma ile ilgili neler söylüyor? Gerçekten aç kalmak sinir yapar mı? İşte Ankara, İzmir gibi büyük iller başta olmak üzere tüm Türkiye'de iftar ve sahur vakitleri...
Yaşam 17 Mayıs 2018 - 10:11

Müslümanlar için sonu bayramla kutlanan on bir ayın sultanı olarak kabul edilen ramazan ayı geldi. 2018 yılı Ramazan ayı Mayıs ayında başladı ve Haziran ayında son bulacak. 30 gün boyunca oruç tutacak olan Müslümanlar hem açlığı öğreniyor hem de fakir ve yardıma muhtaç olanlara yardım eli uzatıyor. Ramazan ayının en önemli yanı da bu. Bakıma muhtaç ve geçim zorluğu çeken insanlara hem kurulan iftar çadırlarıyla her akşam yemek veriliyor hem de belirlenen fitre ödemeleriyle bu insanların ihtiyaçları karşılanıyor. Ramazan ayında oruç tutarak aç olanından halinden anlamak, paylaşmayı öğrenmek amaçlanır.

DİYANET İMSAKİYESİ: İL İL İFTAR VAKİTLERİ

İslam alemi Ramazan ayı boyunca oruç tutacak, iftar vakti orucunu açacak ve sahur vakti kalkarak sonraki günün orucuna hazırlanacak. 17 Mayıs 2018 Perşembe günü iftar ve sahur vakitleri Diyanet tarafından açıklandı. İstanbul’da bugün oruç 20:23'te açılacak. Ankara’da iftar saati 20:05 ve İzmir’de 20:24… Tüm illeri görmek için tıklayınız…

17 MAY
20:23
17 MAY
20:23
İstanbul 2018 imsakiyesi
Sahur saati 03:50, iftar saati ise 20:23. İkinci gün teravih namazı 22:03 olarak açıklandı.

 

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERBAŞ İLK İFTARI ÖĞRENCİLERLE AÇTI

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ramazanın ilk iftarını İstanbul Sultanahmet Vakfı (İSVA) yöneticileri ve öğrencileriyle birlikte yaptı.
Vakfın tarihi binasında yapılan iftarın ardından bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Cenab-ı Hak ramazan ayının bu ilk gününde tutmuş olduğumuz oruçlarımızı makbul eylesin. Ramazan ayını en güzel bir şekilde değerlendirip bayrama ulaşmayı hepimize nasip eylesin” dedi.
Ramazanın aynı zamanda Kur'an ayı olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “Mübarek günler, geceler, aylar yeniden kendimizi hesaba çekmemiz, ruhi bir dirilişe tabi tutmamız için birer kurtuluş vesiledir. Bu mübarek zamanların sultanı da ramazan ayıdır” diye konuştu.

iftar-vakti

Ramazan ayında inen Kuran'ın ilk ayetlerinden okumanın ve yazmanın öneminin anlaşılacağını belirten Başkan Erbaş, şunları söyledi:
“İlim yolunda olan kardeşlerimiz bu ayetlerin hikmetini düşünerek ilme daha çok sarılmaları gerektiğini anlamalarının önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bizim medeniyetimiz ilim, irfan, bilgi ve hikmet medeniyetidir. İlim, irfan, bilgi ve hikmet olmayınca maddi ve manevi olarak gerilerde kalırız ama ilim, irfan, bilgi ve hikmete sarıldığımız sürece maddi ve manevi olarak en önde olan bir millet oluruz.”
Okuyarak öğrenmeyle birlikte en güzel öğrenme şeklinin öğreterek öğrenme olduğunu anlatan Başkan Erbaş, “ilmi ve bilgiyi başkaları ile ne kadar çok paylaşırsanız, ders halkası kurar ve başkalarına ders anlatırsanız ilminiz o kadar gelişir ve kalıcı olur” şeklinde konuştu.
İftarda Başkan Erbaş'ın yanı sıra Dini Yayınlar Genel Müdürü Dr. Fatih Kurt, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin, İSVA Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Hakkı Tavman, İSVA'nın Yönetim Kurulu Üyeleri ve öğrenciler katıldı.


 

ORUÇ İLE İLGİLİ UZMAN GÖRÜŞLERİ


ORUÇ TUTMAK SİNİR YAPAR MI?

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, oruç tutmanın sinire yol açıp açmayacağına ilişkin açıklama yaptı.
Ramazan ayına girildiğinde kişinin her açıdan kendini oruca hazırlaması gerektiğini belirten Yavuz, “Oruç tutmanın sadece aç kalmak olmadığı, duygu ve düşüncelerimizle, davranışlarımızla, konuşmalarımızla dolayısıyla her halimizle orucun manevi havasını yaşamamız gerektiğini bilmeliyiz. Hoşgörü sınırlarımızı ve tolerans düzeyimizi zorlayan olaylar karşısında oruçlu olduğumuzu hatırlamalı ve kendimizi kontrol altında tutma becerisini gösterebilmeliyiz. Özellikle yazın uzun günlerinde oruç tutma esnasında, vücut sıvılarında yüzde 14 civarında bir azalma olmaktadır. Bu nedenle sahurda fazladan sıvı alımına dikkat edilmelidir. Bu konu bilhassa yaşlılarda sorun oluşturabilecek bir durumdur. Felç geçirmiş ya da felç geçirme riski bulunan kişilerin oruç tutması mahzurlu olabilir” dedi.
Mehmet Yavuz’un açıklamalarının devamı ise şöyle:

“Oruç tutan bir kişinin normal şartlar altında aşırı asabiyet belirtileri göstermesi pek beklenmez. Ancak oruç esnasında sürekli aşırı sinirli ve agresif tavırlara giren kişilerde iki muhtemel olay olasıdır. Birincisi kişi hipoglisemiye girmektedir. Uzun yaz günlerinde açlık nedeniyle hipoglisemi gelişebilir. Hipoglisemi esnasında beyin hücrelerinin glikoz ihtiyacı yeterince karşılanamaz. Bu durum ise adrenerjik sistemin devreye geçmesine ve stres hormonlarının salgılanmasına neden olur. Bunun sonucu olarak, hassasiyet alınganlık, terleme, aşırı sinirlilik halleri ve çarpıntı görülebilir. Eğer kan şekeri 50 mg ın altına düşmüşse oruç derhal bozdurulmalıdır. Düzenli spor alışkanlığı olan kişiler, hipoglisemi riskinden dolayı spor aktivitelerini mümkün mertebe oruçlu iken değil, iftardan 2-3 saat sonra yapmalıdır. Oruç esnasında gelişen hipoglisemi, iftardan sonra geçen bir baş ağrısına da neden olabilir. Bunun bir metabolik adaptasyon sorunu olduğunu ve ramazanın ilk haftasından sonra geçeceği bilinmelidir.

Diğer bir sebep ise sigara, alkol ve kafein bağımlılığıdır. Gün içinde sürekli çay ve kahve içen bir kişi oruç tuttuğunda, kafein yoksunluğuna bağlı olarak dikkat düşmesi, dalgınlık, uykuya meyil, tahammülsüzlük, huzursuzluk ve gerginlik halleri yaşayabilir. Dolayısıyla kişinin toleransı azalabilir. Normalde hoşgörü ile karşıyalabileceği bir çok şeye tepkisel bir davranışa girebilir. Ayrıca baş ağrıları ve hafif dengesizlik hisleri görülebilir. Normal zamanlarda yoğun kafein tüketen bir kişinin, bu tarz kafein yoksunluğu belirtileri yaşamaması için ramazan girmeden önceki günlerde alınan kafein miktarını makul ölçülere çekerek, vücudunu oruca hazırlamalıdır. Ayrıca özellikle araç sürücüleri, oruç esnasında düşük kafein seviyelerinin sebep olduğu dikkat eksikliği ve dalgınlık durumlarına karşı çok tedbirli olmalıdırlar. Oruçlu olmanın bilinci ile düşük hızda seyretmeli, ani manevralardan kaçınmalı, trafik kurallarına karşı her zamankinden daha duyarlı olunmalıdır.

Tiryakinin sigara içmemesi sinir yapar mı?

Sigara bağımlısı bir kişide de tolerebilite düşebilir. Bu durum nikotinin sinir sistemi üzerindeki teskin edici etkisinin kalkmasından kaynaklanır. Kişiler normale göre daha sinirli, hiddetli ve toleransız olabilirler. Bu nedenle ramazan başlamadan önceki günlerde sigarayı azaltmak mümkünse hiç içmemek en doğru yol olsa gerektir.
Yılın onbir ayında süreki alkol kullanıpda ramazan ayında bir ay boyunca hiç alkol almayanlara sıkça rastlamaktayız. Alkolun sinir sistemi üzerine toksik etkiler gösterdiği malumdur. Sinir sistemi üzerine baskılayıcı ve engelleyici özellikleri nedeniyle kişinin tepkisel reflekslerini azaltan etkileri vardır. Özellikle psikopatik alt yapısı ya da eğilimi olan kişilerde hem aşırı alkol kullanımı hem de alkol yoksunluğu agresif ve aşırı sinirli davranışlara neden olabilir.

“Oruç tutuyorum bu nedenle sinirliyim” denebilir mi?

Oruç tutan bir kişinin, “ne yapayım oruç tutuyorum bu nedenle çok sinirliyim” türden bahanelerinin hiçbir makul gerekçesi olamaz. Eğer oruç nedeniyle gerçekten çevresine ve kendisine zarar verici bir tutuma giriyorsa ve bunu kendi kişisel çabaları ile önleyemiyorsa, mutlaka profesyonel yardım almalıdır. Unutmamalıdır ki, oruç tutması nedeniyle aşırı sinirli olan birinin, bu davranışları oruç tutmadığı zamanlarda da göstermesi yüksek olasıdır. Bu nedenle profesyonel bir inceleme ile alttaki nedenler araştırılmalı ve tedavi edilmelidir.
Diğer taraftan sosyopatik ve psikopatik alt yapısı olanlarda oruç nedeniyle açlığın oluşturduğu ve hipoglisemiden kaynaklanan adrenerjik aktivite, bu kişilerdeki agresif dürtüleri açığa çıkarabilir. Bunun sonucunda da kontrolsüz ve adeta bilinçsizce agresif tavırlar ve şiddet uygulamaları görülebilir. Böyle kişilik bozukluğu alt yapısı olan kişilerin tedavi olmadıkları sürece özellikle yazın uzun günlerinde oruç tutmamaları toplum sağlığı açısından daha doğru olsa gerektir. Böyle psikopatik kişilik bozukluğu olup, tedavinin fayda vermediği kişilere oruç tutmak, doktorlar tarafından yasaklanmalıdır.

Orucun hafıza ve algılama üzerine etkileri

Oruç tutmayla birtakım bedeni arzulardan bir süreliğine de olsa uzaklaşırız. Böylece işlerimize daha çok odaklanmak ve yoğunlaşmamız mümkün olur. Oruçlu iken bedenimiz lüzumsuz metabolik aktivitelerle uğraşmayacağı için algılama ve öğrenme faaliyetleri çok artar. Hafıza ve belleğimiz daha fazla kayıtlama yapar.
Mide dolu iken, algılama ve öğrenme minimuma iner. Bu noktada yoğun metabolizma faaliyetleri esnasında beyin kan dolaşımı da normale göre azalır. Bu ise yeni şeyler öğrenmeyi asgariye indirir. Tarihteki birçok ünlü düşünür ve filozofun sık sık kendilerini günlerce açlığa tabi tutarak fikir ürettiklerini bilmekteyiz. Bu nedenle az yemenin zihni açtığını ve kişiyi daha mantıklı düşünmeye sevk ettiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla orucun kişisel gelişim üzerine çok olumlu etkileri vardır. Oruç sayesinde bir nevi davranışları kontrol etme antrenmanları yapılır.

Orucun yaşlanma üzerine etkileri (Oruç tut genç kal)

Kandaki lipit ve kollesterol düzeyinin bir çok hastalıkta kilit rol oynadığını artık bilmekteyiz. Damar duvarları, düzensiz ve disiplinsiz beslenme sonucu olarak zaman içerisinde kollesterol parçacıkları ile kaplanarak kan sirkülasyonunu bozar. Özellikle dokuları besleyen küçük kapiller damarlar çalışamaz hale gelir. Dokuların beslenmesi bozularak bir çok hastalık tezahür eder. Hücre yenilenmesi aksar, dokuların kendini onarması imkansız hale gelir. Yaşlanma süreci hızlanır ve organ kayıpları oluşur. Bu nedenle sadece ramazan aylarında değil, normal zamanlarda da düzenli oruç tutanlarda lipit ve kollesterol düzeyleri azalacağı için damarlar kendilerini tamir imkanı bulur. Damar lümenleri temizlenir ve kan dolaşımı rahatlar. Adeta kireçle kaplı olan damar cidarları normal anatomik yapısına döner. Bir doktor abimiz yıllar önce yemek öğünlerini günde bire indirmişti. Sonraki süreçte yaklaşık 6 ay sonra beyazlaşan saçlarının tekrar siyahlaştığını ve eskiden asansörle çıkmak zorunda kaldığı yerleri şimdi adeta koşarcasına merdivenlerden çıkabildiğini söylemişti. Dolayısıyla düzenli oruç tutmanın yaşlanmayı geciktirerek kişiyi daha genç yapacağını söyleyebiliriz.

Orucun vücut savunması üzerine etkileri

Gün içerisinde sürekli bir şeyler yeyip içmek, sürekli vücut metabolizmasını meşgul eden bir durumdur. Bu ise vucudun savunma sistemini zayıflatan bir olgudur. Metabolizma artıkça savunma zayıflar. Çünkü vücut tüm enerjisini, dışardan alınan gıdaları hazmetmek için kullanır. Bu nedenle oruç tutan kişilerde metabolizmaya ayrılan zaman azalacağı için savunma direnci yükselir. Oruç, aynı zamanda başda karaciğer olmak üzere tüm sindirim organlarının dinlenmesine de imkan tanır. Karaciğer bir fabrika gibi doğumdan hayatın sonlanacağı güne kadar sürekli çalışır. Oruç vasıtasıyla karaciğeri dinlendirmek onun da ömrünü uzatacaktır. Vücut savunmasında, kan içinde devriye gezen akyuvarların performansı çok önemlidir. Bunlar vücüdun her noktasına çok çabuk ulaşabilirler. Herhangi bir düşman alarmı geldiği zaman, bu askerler hemen olay yerine sevkedilirken bir yandan da kemik iliğinde yeni askerler üretilmeye başlanır. Dinlenmiş bir bedende, dinlenmiş bir metabolizma da vücüdun karakolları ve askerleri en yüksek performansla çalışır. Oruç tutan kişide aynı zamanda damar cidarları da sağlam olacağı için askerler en ince dokulara kadar gidebilirler.

Oruç kanser oluşumunu önleyebilir mi?

Kanser, vücudun herhangi bir yerinde bir kaç anarşik hücrenin terör faaliyetleri için başkaldırması ile başlar. Ancak bu terorist faaliyet bazen truva atı gibi bedenin kendi dokusu gibi bir görüntü vererek savunma sistemini yanıltmak isteyebilir. Eğer beden, sürekli metabolizma faaliyetleri ile uğraşıyorsa hem istihbaratı zayıflar hem de neler olup bittiğini tam anlayamayabilir. Oruçlu kişi de ise organizma kendini kontrol etmeye vakit bulur ve böyle terorist faaliyetlere anında müdehale eder. Böylece kanser oluşumu en başında bertaraf edilmiş olur.

Bipolar bozukluk, depresyon ve sara hastaları oruç tutabilir mi?

Psikiyatrik tedavi gören hastalar, doktor kontrolünde ilaçlarını aksatmamak kaydıyla oruç tutabilirler. Çünkü lityum ve valproik asit etken maddeli ilaçlar başta olmak üzere, duygu durumunu dengeleyen ilaçları kullananlar sıvı kaybı nedeniyle ilaçların kanda göreceli olarak artması sorunuyla karşı karşıya kalabilirler. Ramazan ayında oruç tutmak isteyen bu hastalar doktorlarıyla iletişime geçmeli ve onay almalıdırlar. Hekim gerek gördüğünde ilaçların dozlarıyla ilgili ayarlamalar yapmak gerekebilir. Bu ayarlamalar asla hasta tarafından yapılmamalıdır. Çünkü, psikiyatrik hastalıklar tekrarlama potansiyeline sahiptir.
Diğer taraftan, sara hastası olupta nöbetleri henüz kontrol altına alınamamış hastalarda oruç tutma riskli olabilir. Çünkü gelişen sıvı kaybı ve hipoglisemi, nöbetleri tetikleyebilir. Nöbetleri kontrol altında olan epilepsi hastaları ise oruç tutup tutamayacaklarını doktorlarına sormalıdırlar.”

“ORUÇ OTOKONTROLÜ GÜÇLENDİRİR”

Psikolog Rukiye Karaköse, Ramazan ayının insan psikolojileri üzerine etkilerini değerlendirdi.

“Oruçlu insan bir aylığına yaşam alışkanlıklarını değiştiriyor” diyen Karaköse, hayatındaki sorunlu yanları görme, gözden geçirme ve onarma fırsatı bulunduğunu, kişi isterse bu Ramazan ayını kendisi için bir özeleştiri ve arınma zamanına çevirebileceğini kaydetti.
Karaköse, orucun kötü alışkanlıklardan arınmayı kolaylaştırdığını, otokontrolü geliştirdiğini vurgulayarak, “Alkol kullananların bir kısmı ramazanda alkolü bırakmakta, yine Ramazan ayında suç oranlarında düşüş görülmektedir. Hazzı erteleyebilmek, otokontrolün şartıdır ve hayatta uyum ve başarının temelidir. Dürtülerini, arzu ve isteklerini yönetmekte zorlanan insan, Ramazan'ı dürtü kontrolünü, kendine hakim olmayı öğrenmek için bir fırsat olarak değerlendirebilir. Dürtüsel, sabırsız ve aceleci insanın oruç tutması, beynin ön korteksini çalıştırır. Yani dayanıklılık, sabır, sebat, kendini frenleyebilmek gibi sinirsel devrelerimizi aktif kılar. Bu bölgeler, pratik yapıldıkça güçlenir. Başka bir deyişle Ramazan ayı ve oruç bizlere sabır ve dayanıklılık eğitimi verir” dedi.

ORUÇ İÇİN SAĞLIK ÖNERİLERİ:

RAMAZAN AYINDA KIZARTMA VE HAMUR İŞLERİNDEN UZAK DURUN

Zeytin, salam, sucuk, tuzlu peynir gibi besinler sahurda tercih edilmemelidir. Kızartma, kavurma, hamur işi, baharatlı ve yağlı besinler kilo problemi ve mide rahatsızlığına yol açacağından sahurda tüketiminden kaçınılmalıdır. Çay ve kahve de diüretik özelliğinden dolayı sahurda tüketimi sınırlandırılması gereken besinler arasında yer alır.

 

sahur-yemek


SUSATAN YİYECEKLER

Sahurda bal, reçel, sürülebilen çikolata gibi tatlı grubu yiyecekler hem kan şekerini hızlı yükseltip hızlı düşürerek çabuk acıkmaya yol açıyor hem de susatıyor.

RAMAZAN PİDESİ

Ramazan demek Ramazan pidesi demek. İftar sofralarının olmazsa olmazı pideyi sahurda tüketmek doğru değil. Çünkü; besinlerin şeker yükü anlamına gelen glisemik indeksi yüksek yiyecekler çabuk acıkmaya neden oluyor ve pide de glisemik indeksi yüksek bir besin. Sahurda; tam tahıllı ekmek tüketerek tokluk sürenizi uzatabilirsiniz.

PATATES

Patates; yenildikten sonra kısa sürede yeniden acıktıran yiyeceklerden biri. Çabuk acıktırma özelliğinin yanısıra kızartma olarak tüketilirse sağlığa zarar veriyor. Kızartılmış patatesi sahurda tüketmekten kaçının.

KAVUN, KARPUZ, ÜZÜM

Meyveler içerdikleri vitamin, mineral, posanın yanısıra belirli miktarlarda şeker içeriyor. Yüksek şeker içeren meyveler aynı zamanda çabuk acıkmanıza yol açıyor. Özellikle; kavun, karpuz, üzüm gibi yüksek şeker içeren meyveleri sahurda tüketmeyin.

TAZE SIKILMIŞ MEYVE SULARI

Vitamin, mineral ve posadan zengin olan meyve grubunun iftardan 1 saat sonra veya sahurda aşırıya kaçmadan tüketilmesini önerirken, buna karşın taze sıkılmış dahi olsa meyve suyunu önermiyoruz.

RAMAZAN AYINDA TOK TUTAN BESİNLER

Elma: Vitamin ve mineral bakımından zengin olan elma lifli yapısı nedeniyle tokluk hissini uzatır. Kan glikoz seviyesini düzenleyerek enerji veren elma özellikle egzersiz sonrası kaybedilen enerjiyi geri almanıza yardımcı olabilir.

Salata: Marul, lahana, kereviz, salatalık ve diğer yeşil yapraklı sebzelerin sindirimi yavaştır ve yedikten sonra midenizi uzun süre dolu hissedebilirsiniz.

Yulaf Ezmesi: Yulaf ezmesi sizi daha uzun süre tok tutar. Yulaf ezmesi içinde bulunan karbonhidratların vücut tarafından yakılması daha uzun sürer ve diğer öğüne kadar gereken enerjiyi sağlar. Glisemik indeksi düşük olan ancak besin değeri bakımından zengin olan yulaf ezmesi açlık hormonu “ghrelin”i baskılar.

iftarda beslenme-shutterstock

Yeşil Çay: Öğünler arasında içeceğiniz 1 bardak yeşil çay açlık hissini bastırmanıza yardımcı olabilir.

Protein: Sadece karbonhidrat tüketmek yağ hücrelerinde aşırı enerji depolanmasına dolayısıyla vücutta yağ kütlesi artmasına neden olurken, protein karbonhidratın vücut tarafından emilme hızını yavaşlatır. Balık ve deniz ürünleri, yağsız et, yumurta ve tavuk eti gibi kaliteli protein kaynakları sizi daha uzun süre tok tutar ve gün içinde gereken enerjiyi sağlar.

Baharat: Baharatlı gıdalar tokluk üzerinde iki şekilde etkilidir; birincisi baharatlı gıdalar masaya oturduğunuzda daha az yemek yemenizi sağlar, ikincisi ise hararet yaptığı için daha fazla su içmenize dolayısıyla midenizin dolmasına neden olur. Eğer midenizde herhangi bir sorun yoksa yemeklerde kullandığınız baharatı arttırarak tokluk hissini uzatabilirsiniz.

 

Son güncelleme: 15:45 - 17.05.2018

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.