Sözcü Plus Giriş

88 yaşındaki çevreci dede: Benim kavgam çevreyi katledenlerle!

Türkiye’nin en verimli topraklarından biri olan Gediz Ovası’nın kirletilmemesi ve Çaldağı’nda Nikel madenin yapılmaması gibi çevre eylemlerinde ön saflarda yer alan Manisalı astsubay emeklisi 88 yaşındaki Muammer Arabulan, Hacı Bektaşı Veli’nin ‘Oturduğun Yeri Pak Et, Yediğin Lokmayı Hak Et’ sözünden yola çıkarak yıllardır sürdürdüğü çevreci eylemlerini “Benim kavgam çevreyi katledenlerle” sloganıyla hareket ediyor.

İlker KILIÇASLAN
Güncellenme: 14:07, 15/12/2020
88 yaşındaki çevreci dede: Benim kavgam çevreyi katledenlerle!

1971 yılında astsubaylıktan emekli olan Manisa'nın ‘Çevreci Dede' lakaplı 88 yaşındaki Muammer Arabulan ilerlemiş yaşına rağmen çevre kirliliğine karşı mücadelesini sürdürürken, hassasiyetiyle topluma örnek oluyor.

4 çocuk ve 8 torun sahibi çevreci dede Muammer Arabulan, çocukluğundan beri çevrenin kirletilmesine ve doğanın yok edilmesine karşı bir mücadele başlattığını dile getirerek, çevreye karşı duyarlılığını Sözcü'ye anlattı.

“ÇEVRE EYLEMLERİME 26 YIL ÖNCE BAŞLADIM”

Babasının çiftçi olması sebebiyle kendisinin çocukluğundan beri doğayla iç içe olduğunu söyleyen 88 yaşındaki Muammer Arabulan, astsubaylıktan emekli olduktan sonra çevreyi kirletenlere karşı mücadelesine hız verdiğini ifade etti.

Astsubaylık yaptığı zamanlarda görevli olduğu illerde hep ağaçlandırma çalışması yaptığı anlatan Muammer Arabulan, “Çocukluğumda bile kapımızın önüne çöp attırmazdım. Çünkü doğanın bizim için büyük bir nimet olduğunu bilirdim. Doğayı kirletmeyi kendimize ve çevremize yapılan bir saygısızlık olarak görürdüm. Astsubay olduğum zamanlarda doğal olarak eylemsel faaliyetler yapamıyorsun. Ancak görev yaptığım her ilde çalıştığım kışlalarda ağaçlandırma çalışması yaptım. 26 yıl önce yani 1994 yılında emekli olduktan sonra zaman kaybetmeden çevre eylemleri yapmaya başladım. Çünkü doğanın ve çevremizin katledilmesine daha da sessiz kalamazdım. 26 yıldır kendi bölgemdeki tüm çevre eylemlerine katıldım. Kimi zamanda tek başıma eylem yaptım” ifadelerini kullandı.

Çevreci Muammer Arabulan ayrıca, Manisa Salihli ilçesinde Gediz Havzası Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma, Çevre ve Kalkınma Vakfı(GEMA) Temsilciliğini, Turgutlu ilçesinde ise Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı(TEMA) temsilciliğinin kurulmasına öncülük ettiğini dile getirdi.

ÇAĞDAĞI İÇİN TEK KİŞİLİK EYLEM YAPTI

Manisa Turgutlu ilçesindeki Çaldağına nikel madeninin yapılmaması için birçok çevreci sivil toplum örgütü eylem yaparak ormanlık alanın katledilmesinin önüne geçmişti. Kendisinin de Çaldağı için yapılan eylem içerisinde yer aldığını ifade eden Muammer Arabulan, Çaldağı'nda çadır kurarak tek başına 10 gün boyunca çevrenin katledilmesini önlemek için direndiğini söyledi.

Çaldağı'nda nikel madeni için katledilen ağaçların yerine önümüzdeki aylarda fidan dikimi yapacağını söyleyen Muammer Arabulan, “2013 yılında Çaldağı için tek kişilik bir eylem yaptım. 10 gün boyunca Çaldağı'nda kurduğum çadırla ormanlık arazinin talan edilmesine engel olmaya çalıştım. Yaptığım küçük bir eylem olabilir. Ama yine de bir ormanın talan edilmesinin önüne geçmekte önemli bir adım oldu. Şimdi Çaldağı'na nikel madenini yapılması engellendi. Ancak kesilen ağaçlar yerine hala bir fidan dikilmedi. Bunun için önümüzdeki aylarda tek başıma kesilen ağaçların yerine elimden geldiği kadar  fidan dikeceğim.” dedi.

“ÇEVREMİZ DUYARSIZLIK YÜZÜNDEN ÇÖPLÜK OLMUŞ”

Hayatında Hacı Bektaşı Veli'nin ‘Oturduğun Yeri Pak Et, Yediğin Lokmayı Hak Et' sözünü benimsediğini söyleyen Muammer Arabulan, “Bu söz benim hayatımda büyük bir önem taşıyor. Çocuklarıma ve torunlarıma da bu sözü benimsetmeye çalışıyorum. Hiçbir askeri alanı ağaçsız ve kirli bulamazsınız. Çünkü askeriyede çevre temizliği ve ağaç büyük bir önem taşıyor. Ancak toplumumuzda günü birlik yaşamaya alıştığımız için çevreye karşı duyarsız kalıyoruz. Ormanlar, tarım arazileri, dereler, yeşil alanlar talan ediliyor. Ama belli bir grup haricinde kimsenin sesi çıkmıyor. İnsan elindekini kaybettiği zaman onun kıymetini anlıyor. İllaki doğayı katlettiğimiz, ormanları, tarım arazilerini ve sularımızı katlettiğimiz zaman mı kıymetini anlayacağız? Unutmayalım ki çevreye verdiğimiz zararın karşılığını yine bize çevre verecek. Doğa kendisinden aldığımız her güzelliğin bir gün hesabını soracak” dedi.

“ÇEVREYİ KORUMAKLA İLGİLİ KANUNLAR YETERSİZ”

Türkiye'deki mevcut çevre kanunlarının işlevsiz ve yetersiz olduğunu söyleyen Muammer Arabulan, çevrenin siyasiler tarafından yeterince önemli görülmediğinden yakındı. Çevreyi korumaya yönelik kanunların daha sert olması gerektiğini kaydeden Muammer Arabulan, “Çevre ile ilgili kanunlar yeterli değil. Mevcut kanunlar ise göstermelik. Sen bir şeyi yapma diyorsun, ancak bir yaptırım uygulamıyorsun. Tam tersine doğayı katletmek için uğraş veriyorsun. Madencilikte bunu görüyoruz. Madenler için güya bir ÇED raporu hazırlatıyorsun, ama üç kağıt ile şirket madenin çevreye zarar vermeyeceğini söylüyor ve madeni yapıyor. Sonra doğayı katlettiriyorsun. JES, HES ve madenler bu şekilde yapılmadı mı? Bunlar doğayı katlederken kanunlar nerede? Bu gün çevre konusuyla ilgili tam bir denetleme yok. Sen bu ağacı neden kestin, niye kestin, toprağı neden kirlettin, çöpünü buraya neden attın diye soran yok. Çoğu zaman çevre konularına da siyaset karıştırıldığı için artık çevre sorunları artık siyasetçilerin malzemesi olmuş. Sorun çözecekleri yerde çevreyle ilgili sadece laf kalabalığı yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.

“ÖLENE KADAR MÜCADELEMİ SÜRDÜRECEĞİM”

Çevreye karşı duyarlılığı ve yaptığı mücadeleyle dikkat çeken Muammer Arabulan, 2010 yılında Ege Çevre ve Kültür Platformu(EGEÇEP) tarafından ‘Yılın Yaşam Savunucusu' ödülüne layık görüldü. Manisa'da ‘Çevreci Dede' olarak söz edilmekten büyük gurur duyduğunu söyleyen Muammer Arabulan, yaşamanın geri kalanında da çevreyle ilgili mücadelesini sürdüreceğini söyledi.

Yaşamı boyunca 20 bine yakın fidan diktiğini söyleyen ve insanları fidan dikmeye davet eden Muammer Arabulan, “Şu hayatta bir dikili ağacınız olsun, küçük de olsa insanlar için faydalı bir şey yaparsınız. Herkes yaşamı boyunca bir fidan bile dikse doğayı korumuş oluruz. Kimse çevresindeki doğa katliamlarına duyarsız kalmasın. Ben yaşamım boyunca kalmadım ve ölene kadar da doğayla ilgili mücadelemi sürdüreceğim. Çevre ile ilgili politikalarda her zaman ileriyi düşünelim. Eğer bunu yapmazsak ileride gelecek nesillere miras bırakacağımız bir çevre olmayabilir. Bir ağacın gölgesinde oturmaya, derelerden temiz su içmeye, temiz hava solumaya muhtaç kalabiliriz. Geç kalmadan hükümet, siyasetçi, yerel yöneticiler ve öncelikli olarak biz vatandaşlar gereken önlemlerimizi şimdiden alalım.” diye konuştu.