Abdi İpekçi'nin Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başındaki anmaya kızı Nükhet İpekçi İzet, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Basın Konseyi Genel Sekreteri Mustafa Eşmen, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve birçok gazeteci katıldı. resimid_7355800 Duayen gazetecinin kızı Nükhet İpekçi İzet, "Yıllar içinde sürekli çoğalan cinayetlerin ardından, mecburen başvurulan sloganlar, şarkılar, anıtlar, şiirler, çiçekler, sorularımızın cevaplarını oluşturacak heceleri sökmeye yetmedi. Susurluk döneminde birkaç cümle kurabilir oldum. 15 Temmuz'dan sonra farklı bir yol ayrımına girdik. Daha somut kelimeler, daha şeffaf cümleleri, daha açık adresler, işitmeye, görmeye ve söylemeye başladık. Şu 40 yıl içinde birbirlerine karşıt siyasi görüşteki çeşit çeşit topluluklar, yaşadıkları kayıpları, süre giden hukuksuzlukları vurgulamak için büyük salonlarda, geniş caddelerde bol bol buluştular. Ama Gladyo, PKK, kontrgerilla, Türkiye derin devleti, ABD derin devlet ve her ikisinin farklı yan örgütlerinin sahneledikleri oyunları tam anlamıyla tanıma, anlama alanı hep çok dardı. Duruşma salonlarına katılım ise hep azdı. Şimdi de öyle. Son Hrant Dink davasındaki izleyicilerin azlığı çok şaşırtıcı. Demek ki toplumu sarsan, cinayetlerin takipçi kitlesi bu konuları duruşma salonlarında bilgi ile akılla izlemektense, yıldönümlerinde anıtlarda, konserlerde toplanıp izlemeyi daha elverişli buluyor. resimid_7355802 'ARTIK KARANFİLLER DE DAYANAMIYOR' Keşke geriye dönük davalar açılabilse, zaman aşımı tekniğinin engelleri aşılabilse ve tabi keşke takip edilebilecek dosyalar olabilse. Çünkü bildiğiniz gibi, kimilerimizin dosyası bile adliyede her nasılsa kaybedilip yok edildi. Kimilerimizin dava dosyası bir yana bir mezarı bile yok. Artık karanfiller de dayanamıyor. Gırtlağa takılı kalmış bir acının ve hukuksuzluğa olan isyanın yoğunluğu Umut Bahçeçi'nin elindeki karanfili bir nefeste, sapından koparıp havaya savuracak denli yüksek olabiliyor. İşte şimdi yine bir mezarın başında 40 yıllık bir hukuksuzluğu sorguluyoruz. Hakikat ihtiyacımızı dile getiriyoruz. O hakikaten resmen kayda geçirilmesini talep ediyoruz. İyice demlenmiş bir tarihten süzülenlere bakmaktayız. Adımlarımız geriye gittikçe bugünü daha iyi görüyoruz. Hasan Fehmi'ye kadar gidip bugüne kadar gelebiliriz. 40 yıl yada 110 yıl olduğumuz yerde saydığımızı görebiliriz. Karşısındaki ile hemhal olabilen biriydi. Bu dünyaya insan olmaya gelmişti. Hiç kibirsizdi ama hasiyetliydi ve ülke hasiyeti için didinmişti. Hiç kimsenin ölümünü temenni etmemişti. Ne yazık ki onu hakiki haliyle tam kendiyle, samimiyeti ile tanımış olanlar artık teker teker hayattan ayrılıyorlar. Tanıklıkları hep eksik kalacak." resimid_7355797AĞCA KATLETTİ İpekçi, 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka'daki evinin yakınlarında arabasında iken Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Mehmet Ali Ağca, verdiği ifade de Abdi İpekçi'ye 5 - 6 el ateş ettiğini söyledi. Fakat olay yerinde 9 mermi ele geçirildi. Suikaste Oral Çelik'in de katıldığı ortaya çıktı. Ağca, İpekçi suikastından idamla yargılanırken 1979 yılında ülkenin en iyi korunan askeri cezaevlerinden biri olan Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırıldı. DHA [old_news_related_template title="40. yılda Abdi İpekçi" desc="" image="https://sozcuo01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2019/01/iecrop/emin-colasan-son-18_16_9_1548967166.jpg" link="https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/emin-colasan/40-yilda-abdi-ipekci-3349511/"]