Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Başkentli kadınlar BELMEK’te 2 bin yıllık çini sanatını öğrenip, yaşatıyorlar
Başkentli kadınlar BELMEK’te 2 bin yıllık çini sanatını öğrenip, yaşatıyorlar
Başkentli kadınlar, Ankara Büyükşehir Belediyesi El Beceri ve Meslek Edindirme Kursları’nda (BELMEK) 2 bin yıldan beri süregelen çini sanatını öğreniyor. Belmek’de çini sanatı öğretmeni olan Almula İdil Kılıç, çini sanatının inceliklerini Sözcü Hafta Sonu’na anlattı.
Müslüm EVCİ
Yaşam 22 Kasım 2020 - 14:43

Ankara Büyükşehir Belediyesi BELMEK'te ev hanımından öğrenciye çeşitli yaş grubundan kadınların yoğun ilgi gösterdiği kurslar kadınların meslek edinmelerine imkan sağlıyor. Kadınların BELMEK de ilgi gösterdiği el sanatlarının başında ise çini sanatı geliyor.

BELMEK de 2012 yılından beri çini sanatı öğretmenliği yapan Almula İdil Kılıç çini sanatının inceliklerini Sözcü Hafta Sonu'na anlattı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi BELMEK'te ev hanımından öğrenciye çeşitli yaş grubundan kadınların yoğun ilgi gösterdiği kurslar kadınların meslek edinmelerine imkan sağlıyor. Kadınların BELMEK de ilgi gösterdiği el sanatlarının başında ise çini sanatı geliyor. BELMEK de 2012 yılından beri çini sanatı öğretmenliği yapan Almula İdil Kılıç çini sanatının inceliklerini Sözcü Hafta Sonu'na anlattı.

“ÖĞRENCİLİKTEN ÖĞRETMENLİĞE”

FOTO: SÖZCÜ

2008 yılından beri çini sanatıyla ilgilendiğini belirten Almula İdil Kılıç, şunları söyledi:

“Babam Osmaniyeli, annem Ankaralı. Osmaniye’de dünyaya geldim. Üniversiteye başladığımdan bu yana Ankara’da yaşıyorum. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünden mezun oldum. Türkiye şartlarında kendi bölümümle ilgili çalışma alanı olmadığı için halkla ilişkiler ve organizasyon alanında çalıştım. Çini Sanatını önceden de tanıyordum, bu konuda ne yapabilirim diye düşünürken Ankara Büyükşehir Belediyesi BELMEK kursuna katılmaya karar verdim. BELMEK kurslarını bitirdikten sonra Nazlı Pınar Yerin ve Kerim Keçecigil’ den özel dersler aldım. 2008 yılından bu yana çini yapıyorum. 2012′ de Ankara Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları BELMEK’te çini öğretmeni olarak işe başladım. 2017 yılından bu yana T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesinde Çini Sanatçısı olarak yer alıyorum.”

“SINIRLI SAYIDA ÖĞRENCİYE DERS VEREBİLİYORUZ”

BELMEK'te çini sanatında günde 15 öğrenci ile ders yapabildiklerini belirten Kılıç, “BELMEK kurslarında sınırlı sayıda öğrenciye yer verebiliyoruz. Geçtiğimiz yıl 75 kayıtlı öğrencim vardı. Öğrenciler yıl boyunca haftada bir gün gelebiliyor. Günde 15 öğrenci ile ders yapıyoruz. Öğrencilerin büyük çoğunluğu 3-4 yıl devam ederek bu sanatın inceliklerini öğrenmeye devam ediyorlar” dedi.

FOTO: SÖZCÜ

“EN ESKİ TÜRK SANATLARINDAN BİRİSİ”

Çini sanatına ilişkin bilgiler veren Kılıç, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Çini sanatı en eski Türk el sanatlarından bir tanesidir. Doğu Türkistan’dan günümüze kadar olan yolculuğunda Orta Asya’da Karamanlılar'dan Özbekistan’a, Kazakistan’dan Gazneliler'e birçok Türk devletinde örneklerine rastladığımız kadim bir Türk sanattır.  Bizim dışımızda da çini ve seramik alanı da eserler veren farklı milletler olmuştur aslında, Çin, İran, İtalya ve İspanya’da da çini ve seramik alanında çalışmalar yapılmaktadır. Anadolu Selçuklular'dan Büyük Selçuklu İmparatorluğu’ na kadar ulaşan çini sanatında, pişmiş toprak üzerinde çini desenleri kullanılarak obje dekorlanır, sırlanarak tekrar pişirilir ve çininin son hali ortaya çıkar. En parlak dönemini Osmanlı Devleti’nin yükselişi ile birlikte yaşayan çini sanatı, en güzel örneklerini ülkemizde birçok müze, saray ve camilerin yanı sıra dünyanın en büyük müzelerinde görmemiz mümkündür. Bugün hala Fransa’da Louvre Müzesi’nde, İngiltere’de British Museum’da,  Amerika’da Metropolitan Müzesi'nde Osmanlı çinilerine rastlamak mümkündür.  Özellikle Mimar Sinan döneminde ve sonrasında bu gün de kullanılan Şah Kulu, Kara Memi ve Baba Nakkaş üslupları dünyaca meşhur olmuşlardır. Osmanlı döneminde duvar çinileri ve kap kacak anlamına gelen evaniler ağırlıklı olmak üzere dünyanın en güzel çinileri yapılmıştır.”

“ÇİNİ SANATI BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR”

“Hanımlar çini sanatının her zaman içinde olmuşlardır” diyen Kılıç, “İznik’te ve Kütahya’da  hem Osmanlı Sarayı’na hem de halka yapılan çinlilerde hanımların  emekleri her zaman vardır. Günümüzde de eli kalem tutan herkes çini yapabilir yeter ki istesin. Son dönemde ortaya çıkan hobi kursları içerisinde çini kursu çok özel bir yere sahiptir. Hem çini sanatının çok özel olması, hem de bu sanata gönül veren insanların gerçekten bu işi önemseyerek yapmaları şu anda gerçekten çok büyük bir öneme sahiptir. Çini sanatı belki de bugüne kadar gördüğü ilginin en üst seviyesine yaşıyor” şeklinde konuştu.

“ÇİNİ DUYGULARINIZI HİSSEDER”

“Bugüne kadar birçok karma sergiye katıldığını ifade eden Kılıç, “Bugüne kadar 2 tane kişisel koleksiyon hazırladım bunlardan birincisi Altay’dan Tuna’ya, Baykal’dan Ural’a Çini ve Seramik Sergisi,  bu koleksiyon ilk defa sanat severlerle Türksoy sanat galerisinde   buluştu. Sergideki eserlerin bir kısmı Tataristan’ın Elabuga şehrinde gerçekleşen Spesskaya Festivalinde yer aldı. Daha sonra Eskişehir Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında eserlerin tamamı sergilendi. İkinci koleksiyon Türk Düğümü ve Osmanlı Kalyonları İstanbul Deniz Müzesi’nde ilk defa sergilendi. Ardından Ankara ve Bodrum’da sanatseverlerle buluştu.  Her iki koleksiyonun hazırlığı üçer yıl sürdü. Bu süreçte bütün parçalar büyüklüklerine ve konularına göre bir hafta ile bir aylık sürelerde tamamlandılar. Duygusal halinize göre bazen büyük bir parça bir kaç günde biterken, küçük bir parça haftalarca çalışılabilir. Çini nefes alır, sizin duygularınızı hisseder ve yaşar”

FOTO:SÖZCÜ

“HER ÇALIŞMA FARKLI DUYGULAR VERİYOR”

Her çini sanatı eserine ayrı ayrı zaman harcadığını ifade eden Almula İdil Kılıç, “Her çini eserinde başlangıçta hayal etmek, sonra onu hayata geçirmek, en sonunda da fırından gelince elime almak, uzun bir yolculuk gibi… Her yolculuğun sonunda elime aldığım çalışmam ayrı bir heyecan veriyor. Her çalışma kendi içinde farklı duygular veriyor. Altay’dan Tuna’ya, Baykal’dan Ural’a isimli sergimde yer alan Süyümbike isimli çalışmam en çok önem verdiğim çalışmalardan birisi. Bu çalışmada Süyümbike isimli Tatar prensesi ve İdil Nehri’nin iki kıyısında yer alan Kazan şehrinin silüeti yer almakta. Duygusal anlamda Bu tablo beni çok etkiliyor. Diğer bir çalışmam da Çanakkale Zaferinin 100. Yılı etkinliklerinde bin petek projesinde yer alan Bandırma Vapuru’nun benim fırçamdan dökülen halidir” İfadelerini kullandı.