Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Beyazperdede bir milletvekili
Beyazperdede bir milletvekili
CHP’li Orhan Sarıbal, Şeyh Bedrettin’in hayatını anlatan film için kamera karşısına geçti, “Amacım sembolik bir dayanışma” dedi.
Deniz AYHAN
Yaşam 18 Ekim 2020 - 11:09

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Anadolu ve Osmanlı tarihinde yer alan Şeyh Bedreddin'in hayatı için kamera karşısına geçti. “Hakikat: Bir Şeyh Bedreddin” adlı yapımda rol alan ve Şeyh Bedreddin'in babasını canlandıran Sarıbal, bu filmle ilgili deneyimlerini, SÖZCÜ HaftaSonu ile paylaştı.

‘UMARIM GENİŞ KİTLELERE ULAŞIR'
Filmde Şeyh Bedrettin'in babasını canlandıran Sarıbal, “Umarım çok geniş kitlelere ulaşır ve sinemada dayanışma ve kolektif film yapma adına da güzel bir örnek olur” diye konuştu.

BU YÖNTEM BİR İLK: Bu film belki de dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle çekiliyor. Bağımsız ve özgür sinema için kooperatif şeklinde kurulan İmece Film hayata geçiriyor. 128 kurum destek veriyor, 800'ü aşkın kişi de katkı sunuyor. Benim de bu filmde rol almam istendi. Şeyh Bedreddin'in çocukluğu döneminde babası rolünü bana verdiler ve zevkle oynadım. Yapım ekibi ile tanıştığımda, onlardaki inancı gördüm. Hem içerdiği toplumsal mesajlar, hem tarihimizin önemli bir kesitini eşitlik ve barış adına, bir arada yaşama kültürü ve farklı kültürel zenginlikleri göz önüne sermesi beni heyecanlandırdı. Nazım Hikmet'in ustalıklı eserinden kalkışlı bir direniş ve dayanışma öyküsü içinde olmak, geçmiş ve bugüne dair kesişmeler dikkat çekici. Herkes emeğini, gücünü, desteğini getirip ortaya koydu. Ben de bir parçası olmayı istedim. Onur ve mutluluk duyarak bu ekibin yanında oldum.

KOSTÜMLE BİR BAŞKA DÜNYA: İlk kez böyle bir projede yer aldım ve heyecanlandım. Basın toplantılarından, TV programlarında kameraya alışkınım ama film elbette farklı bir deneyim. Sette yer almak yeterince heyecanlı zaten. Onlarca insan oradan oraya koşturuyor. Herkesin bambaşka önceliği, işi ve sorumluluğu var ve bunların büyük bir uyum içinde yapılması gerekiyor. Emeğin bu kadar paylaşıldığı bir yer hayal etmemiştim açıkçası. Ama o platoya girince, kostümü giyince başka bir dünyaya geçiveriyorsunuz birdenbire.  Dekor, kostüm, sanat yönetimi anlamında o kadar müthiş bir iş çıkarmış ki arkadaşlarımız, içine girince ne kadar doğru bir yerde olduğumu bir kez daha anladım.

Sarıbal, “Bu ekibin içinde olmaktan onur duydum” dedi.

HEYECANLA BEKLİYORUM: Bu filmde bulunma biçimim sembolik bir dayanışma. Yoksa onlarca profesyonel arasında bir oyunculuk iddiam olamaz. Kostümü giyince o atmosferde zaten adapte oluyor insan. Birkaç provadan sonra üst üste birkaç çekimle tamamlandı. Ekip profesyonel ve kendinizi ustalara teslim ediyorsunuz. Şimdi de heyecanla filmin bitmesini bekliyorum. Umarım çok geniş kitlelere ulaşır ve sinemada dayanışma ve kolektif film yapma adına da güzel bir örnek olur.

Ziraat mühendisi olan CHP'li Orhan Sarıbal, “En mutlu olduğum yer tarlam, bahçelerim. Çiftçiyim, toprağı belliyorum, tohum ekiyorum, suluyorum, hasat yapıyorum” dedi.

Şeyh Bedrettin çağının önemli bir bilginidir

İHTİYACIMIZ OLAN MÜCADELE: Şeyh Bedreddin haksızlığa, sömürüye karşı çıkmış, bu nedenle isyan etmiş, çağının önemli bir bilgini. Haksızlıklar, eşitliksizlikler, sömürü oldukça, Şeyh Bedreddinler de olacak. Adaletsizliklerden insanların canı yanıyorsa buna karşı mücadele de olacak. Bugün de ihtiyacımız olan şey. Cumhuriyet kazanımlarının ortadan kaldırıldığı, insanların ötekileştirildiği bir anlayış var. Halk fakirlik içinde yaşıyor ama saltanat, lüks ve itibar düşkünlüğü bitmiyor. Bilimsellikten, hukuktan, demokrasiden uzak bir biçimde yönetilmeyi hak etmiyoruz. Bugün bu ülkenin tüm muhalifleri, birer Şeyh Bedreddin'dir.

Lakabı: Toprak adam

İNSANLAR AÇ: Dünyada 690 milyon insan açlıkla mücadele verirken, 3 milyar insan da sağlıklı beslenemiyor. Corona virüsünün etkisi ile 132 milyon insan daha bu sayıya eklenecek. Böylesi karanlık bir tablo var ama ülkemizde maalesef tarımsal üretim desteklenmiyor. Üretim yerine ithalat tercih ediliyor. Ülke tarımı, AKP'nin yanlış politikaları nedeniyle kaybetmeye devam ediyor. 35 milyon dönüm tarım alanını kaybettik. Çiftçi borçları 125 milyar TL'ye çıktı, üretimden 700 bin çiftçi ayrıldı. Tarım toprakları betona teslim edildi.

BEN DE ÇİFTÇİYİM: Ailem çiftçiydi. Ben de halen meyvecilik yaparak mesleği sürdürüyorum. İşimiz toprak olunca, sohbet ettiğimiz çiftçilerimiz kendilerine yakın hissettiğinden beni “Toprak Adam” olarak çağırıyorlar. Sevdiğim ve taşımaktan gurur duyduğum bir sıfattır.