Sözcü Plus Giriş

Bu mahallede herkes lakabıyla anılıyor! Berduş, satır, beter…

Balıkesir'in Sındırgı ilçesine bağlı Pürsünler Mahallesi'nde Soyadı Kanunu çıkmadan önce aynı isimli vatandaşları birbirinden ayırmak için takılan lakaplar, halen kullanılmaya devam ediyor. Çaycı, çıtır, pamuk, boyalı, berduş, kara, satır, camcı, bakkal gibi kullanılan lakapların çıkış öyküleri de çok ilginç.

Güncellenme: 13:52, 25/05/2021
Bu mahallede herkes lakabıyla anılıyor! Berduş, satır, beter…

Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edildi,  2 Temmuz 1934 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak, 2 Ocak 1935’te yürürlüğe girdi. Kişilerin öz adlarının yanında bir soyadı yerine kullanılan lakaplar, dini, sosyal ve ailevi unvanlar taşımanın yol açtığı ayrımları ortadan kaldırmak, nüfus işlemleri, okul kaydı gibi alanlarda yaşanan karışıklıkları gidermek amacıyla çıkarılan Soyadı Kanunu’yla zaman içinde kayboldu. Ancak bazı kırsal bölgelerde, lakaplarla anılma hâlâ sürüyor.

Sındırgı ilçesine bağlı Pürsünler Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar da lakaplarıyla anılıyor.  Pürsünler’de lakabı devam etmeyen kimse yok. Babadan oğula geçen lakaplar, kimi zaman bir huydan, yaşadığı olaydan, fiziksel özellikleri veya bu özelliklerinin tam tersi bir nedenle konulmuş.

“ALAMAN YAREN’İN EŞİ”

Eşek arısı, çaycı, çıtır, pamuk, boyalı, berduş, kara, satır, camcı gibi ilginç lakaplar verilen vatandaşlar ise, bu durumdan memnun. Köyde “Alaman Yaren’in eşi” olarak bilinen Fadime Çiftçioğlu, bu lakabın ölen eşine, kırsal mahallede yeni icatlar yaptığı için verildiğini söyledi. Çiftçioğlu, “Eşim kibrit ve makaradan radyo yapmış. Teknolojik ürünler Almanya’dan geldiği için, Bunda Alaman aklı var diyerek Alaman Yaren lakabını vermişler. Hâlâ devam ediyor” dedi.

“DELİBAŞIN KARISI”

“Delibaşın karısı” olarak tanındığını söyleyen Halime Çiftçioğlu ise, “Eşim ufaklığında çok hareketli bir çocukmuş. Büyükleri delibaş derken bu lakap kalmış” diye konuştu.

“BETERLER”

Babadan gelen lakabının “Beterler” olduğunu söyleyen Fatma Çobanoğlu, “Babama Beter derlermiş. Neden oluğunu bilmiyorum. Evlendikten sonra eşimin ‘Yılan’ lakabını aldım .Onun hikayesi de, kayınvalidemin koynuna yılan girmiş. Eşim de bağırmış, korkmuş, hastalanmış. Oradan aileye ‘Yılan’ lakabı verilmiş” dedi.

ZIT VE BENZETME LAKAPLAR DA VAR

Pürsünler Mahalle Muhtarı ‘Çakır’ lakaplı Mustafa Tekel, mahallede 400 kişinin yaşadığını ve herkesin lakabıyla tanındığını söyledi. Lakapların bazen zıt kelimelerden de oluştuğunu söyleyen Tekel, sözlerine şöyle devam etti:

“Ten rengi çok esmer olan birine ‘Pamuk’ lakabı verilebiliyor. Ağzına alkol koymadığı halde fiyakalı giyinen, güzel ıslık çalan bir vatandaşa ‘Amma berduşsun’ demişler ve ‘Berduş’ lakabı takıldı. Kendisi de birkaç yıl önce vefat etti.”

“Köyde aynı ad ve soyadı olan birçok kişi de lakaplarıyla birbirinden ayrılıyor. Örneğin Mustafa Durmuş adlı 4 kişi var. Lakapları ise satır, camcı, bakkal ve tanker. Tabii evraklarda lakap olmadığı için gezip buluyorum.”

“Bizde lakap olmayınca bulmak zor. Ahmet, Mustafa, Hüseyin gibi isimler çok. Kadınlarda da aynı şekilde. Evlenmeden önce aile lakabı, evlendikten, sonra da kocasının lakabı geçer. Bu gelenek devam ediyor.”

“Rahmetli annem ‘Kabakçıların Meryem’i’ diye bilinir. Yoksa kimse tanımaz. Sülaleden gelen ve bireysel lakaplar da oluyor. Mesleğim aşçı olduğu için, ‘Aşçı Mustafa’ diyenler de var, ‘Çakırın Mustafa’ diyenler de var. Bu takılan lakaplardan kimse de rahatsız olmaz.” (DHA)

Yayınlanma Tarihi:13:48,