Sözcü Plus Giriş

Cızlavet ve yırtık önlükle okudu milletvekili oldu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca... Pamuk tarlasında çalışarak başladı yaşamı... Zor şartlarda okudu. Avukat oldu. Şimdi Meclis sıralarında... Karaca hayat öyküsünü SÖZCÜ HaftaSonu’na anlattı.

Başak KAYA
Güncellenme: 09:46, 15/11/2020
Cızlavet ve yırtık önlükle okudu milletvekili oldu

Ayağında cızlavet (Kara lastik ayakkabı), üzerinde kumaş artıklarından dikilmiş bir ilkokul önlüğü. Pamuk tarlasında çalışmaktan elleri yara bere içinde… O kız çocuğu yokluk içinde büyüdü, hukuk fakültesini bitirdi, avukat oldu. Bugün ise TBMM sıralarında… CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca… Onun hayat hikayesi imkansızlıklarla boğuşan Anadolu gençlerine örnek olacak nitelikte… Karaca, hayatını, yaşadıklarını, hedeflerini ve Cumhuriyet'in anlamını SÖZCÜ HaftaSonu'na anlattı.

Üç çocuklu bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi.

KARDEŞİMİ KAYBEDİNCE: 1970 yılında Denizli'nin Güzelköy Köyü'nde doğdum. Babam Mehmet, ilkokulu üçüncü sınıftan terk etmiş bir tanker şoförü. Annem Akkız ise pamuk işçisi. Üç kardeşiz. Ben ilkokul dördüncü sınıfta okurken küçük kardeşim Döndü'yü trafik kazasında kaybettik. Yan köydeki caminin imamı arabasıyla çarpıyor ve çok az bir ceza ile kurtuluyor. Benim hukukçu olmamın ana nedeni, kardeşimi kaybettiğim bu kazadır.

Kardeşi kazada ölünce avukat olmaya karar verdi.

PAMUK TARLASINDA ÇALIŞTI: Hafta içi okula gidip, hafta sonları pamuk tarlalarında çalıştım. Bana pamuk tarlalarında ‘Ne olacaksın' diye sordukları zaman ‘Avukat olacağım' derdim. Pamuk islidir. Eliniz yüzünüz is olur. Benimle alay ederler, ‘Eli yüzü isli avukat olur mu?' derlerdi. Ben de ‘Önce avukat sonra milletvekili olacağım' derdim. Pamuk tarlasında beraber çalıştığım çocuklar, milletvekilinin ne olduğunu bilmezlerdi. Bir gün babam işten çıkarıldı. Bir dükkan açtı ve tost satmaya başladı. Ben de babama dükkanda yardım etmeye başladım. Dükkana kilo ile gazete alınır, ben de onları okurdum. İlkokul öğretmenime çok şey borçluydum. Bana her dönem 20-25 kitap hediye ederdi.

15 yaşında üniversiteyi kazandı.

ERKEN BAŞLAYAN OKUL HAYATI: İlkokula 4-5 yaşında başladım. Yengem terziydi. Siyah önlük artıklarından bir kıyafet dikmişti. Ben onu okul önlüğü zannettim. Okul diye direttim. Okula giderdim ama yaşım küçük diye öğretmenler beni geri gönderirdi. Sonunda oyalanmam için okula kabul ettiler. Öğrencileri ödüllendirmek için kırmızı kurdele takılırdı. İlk kırmızı kurdeleyi da ben taktım. Okul hayatım sınıf atlayarak geçti. Okula da lastik ayakkabılarımızla yürüyerek gider gelirdik.

Karaca ve kız kardeşi Dudu.

‘BABAM HEP ARKAMDA DURDU, DESTEK OLDU’

15 YAŞINDA ÜNİVERSİTE: Lise son sınıfta dershaneye gitmem gerekiyordu. Ailemin haberi olmadan gittim dershaneye kayıt oldum. Hafta sonları köyden Denizli merkeze dolmuş yoktu. Evden çıkar 4 kilometre yürürdüm ve oradan traktör, minibüs ne bulursam biner dershaneye giderdim. Aynı şekilde de dönerdim. Sonra Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandım. Sınıf atlayarak okuduğum için üniversiteyi kazandığımda 15 yaşındaydım. Bir fotoğraf makinesi aldım, arkadaşlarımın fotoğraflarını çekip harçlığımı çıkarıyordum.

BİRİNCİ OLDUM, AĞLADIM: Annemin okuma yazması yoktu. Bana da ‘Bu sene sınıfta kalırsın, fabrikaya çalışmaya yollarım' derdi. Ekonomik anlamda çok güç şartlarda yaşıyorduk. Lisede okul birincisi olduğum zaman ‘Ne yapayım birincisi olduysan' demişti. Sabaha kadar ağlamıştım. Okul birincisi ne demek bilmiyordu. Babam ise ‘Kız çocuğu üniversiteye gönderilmez, dört çocukla geri döner' diyenlere, ‘Ben kızıma güvenirim' diyerek bana destek oldu. Ablam Dudu da okudu ve mali müşavir oldu. Eşim Mehmet, benim avukatlık ofisimin olduğu binada çalışıyordu. Orada tanışıp evlendik. 22 yaşında Ozan adında bir oğlumuz var, o da hukuk okuyor.

Karaca'nın oğlu Ozan da hukuk okuyor.

CUMHURİYETİMİZİN VERDİĞİ CESARETLE!

SİYASETTEKİ HEDEFİ: Siyasete başladığımda hedefim, ülkenin kaderini değiştirecek kararlara imza atmaktı. Milletvekili olmayı kafama koyduğumda, ‘Ya birilerinin kanatları altında olacaksın ya da çok paran olacak, yoksa imkansız' dediler. Fakat Anadolu çocuklarının da bir gün siyasette belli makamlara gelebileceğini ispat ettim. On yıl Denizli Atatürkçü Düşünce Derneği Şube Başkanlığı yaptım. Sayısız gence burs sağladım. Hepsi de evlatlarım gibi. ‘Cumhuriyet nedir?' diye soruyorlar. Cumhuriyet, ayağında naylon ayakkabı ile okula gidip, pamuk işçiliği yapan bir Anadolu çocuğuna, avukat ve milletvekili olacağım deme cesaretini veren rejimin adıdır.

Karaca eşi Mehmet Karaca ile birlikte…

OKULA ALMADILAR

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, liseye kayıt sırasında karşı karşıya kaldığı zorlukları şöyle anlattı:

* Ben Denizli Lisesi'ne gitmek istedim ama köyden geliyorum diye beni okula kabul etmediler.

* ‘İkametgahı taşıyalım' dedik. Okul müdürü ‘Okulun bahçesinden ikametgah alsan yine olmaz' yanıtını verdi.

* Mecburen ticaret lisesine gittim. Okul birincisi oldum ama Ticaret liseli olduğum için üniversite sınavında puan kaybı yaşadım.

‘TÜRKÇE ÖĞRETMENİMLE HALA GÖRÜŞÜRÜM’

Karaca, “Türkçe öğretmenimle halen görüşürüm. SÖZCÜ yazarı Çiğdem Toker'in babası Erdoğan Toker idi. O bana dünya klasiklerini ödünç verir, okuyup iade ederdim. Kitap okumadığımda kendimi suçlu hissederdim” dedi.