Dünyaca ünlü yaylada bir taş ocağına daha ruhsat

Dünyaca ünlü Kozak Yaylası’nda bir taş ocağına daha ruhsat verildi. Göltaş Madencilik Şirketi’nin faaliyet alanını 14 hektardan 110 hektara çıkarma başvurusunu iki bakanlık onayladı. ÇED raporunda 8 bin 822 fıstık çamının kesileceği bilgisi yer aldı. Aynı coğrafyada bir başka taş ocağına da 240 hektar alanda faaliyet izni verilmişti. Türkiye fıstık çamı üretiminin yüzde 80’ini karşılayan yöre halkı ve ekolojik yıkımı önlemek için çabalayan çevreciler isyan etti.

Dünyaca ünlü yaylada bir taş ocağına daha ruhsat

İtiraz ve tepkilere rağmen Kozak Yaylası'nda granit ve andezit çıkarma ruhsatı verilen Göltaş Madencilik Şirketi, faaliyet alanını 14 hektardan 110 hektara çıkarmak için başvuruda bulundu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, son şeklini verdiği raporu yönetmelik gereği 10 günlük askıya çıkararak halk görüşüne açıkladı. Şirketin Bergama'nın Aşağıcuma Köyü ile Ayvalık'ın Bağyüzü Köyü'nün nitelikli tarım arazisi içinde faaliyet göstereceği ortaya çıktı. Raporun detayları orman tarımı ile geçinen yöre halkını ve doğaseverleri isyan ettirdi. ÇED raporunda 8 bin 882 adet ağacın kesileceği bilgisi yer aldı.

İMAR PLANLARINDA VASIFLI TARIM ALANI

Maden şirketine onay verilen 110 hektarlık saha, 1/100.000'lik imar planlarında vasıflı tarım alanı olarak görülüyor. Yaylaları, ormanları ve endemik bitki türleri ile dünyaca üne sahip coğrafyada, antik çağlardan beri Anadolu'nun en kaliteli doğal fıstık çamı ağaçları bulunuyor. 17 köy bulunan Kozak Yaylası, Türkiye fıstık çamı üretiminin yüzde 80'inini karşılıyor. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre ise ruhsat sahası içerisinde tarla ve fıstıklık vasıflı alanların yer aldığı bilgisi yer alıyor. Faaliyet alanı 10 kattan fazla genişleyecek taş ocağı Aşağıcuma Köyü'ne 780 metre mesafede. Ayrıca granit ocağı alanına sadece 90 metre uzaklıkta fıstık işleme tesisi bulunduğu da ÇED raporunda yer aldı. Bunlara karşın Tarım ve Orman Bakanlığı da faaliyete izin verdi.

Foto: SÖZCÜ

“MADENLER GELDİ, ÇAMLAR FISTIK VERMEDİ”

Şirketin faaliyet alanının 110 hektara çıkarılarak binlerce fıstık çamının kesilecek olması toplumda tepki uyandırdı. Çevreciler ve köylüler düşüncelerini SÖZCÜ'ye anlattı. Ayvalık'a bağlı Bağyüzü Köyü Muhtarı Doğancan Uğurlu, “Dört, beş maden şirketi 10 yıldan beri aktif şekilde çalışarak burayı mahvediyor. Onlar geldi geleli yüzümüz gülmedi, çünkü fıstık çamı üretimi büyük ölçüde düştü. Ağaçlar fıstık vermez oldu. Biz tarım üretimi ile madenlerden çok daha fazla ülke ekonomisine katkı sağlarken, yapılanlara anlam veremiyoruz. Bizim duygu ve düşüncelerimizi sormayan, yöremizdeki kaymakamlara ve belediye başkanlarına bile görüş sormayanlar işlerini Ankara'dan hallediyor. Madenleri istemiyoruz. Ama gereken duyarlılığın gösterileceğinden pek umutlu değiliz” ifadelerini dile getirdi.

“BİZE MADEN OCAKLARI MI NEFES VERECEK”

Bergama Okçular Köyü aktivisti Meral Yıldırım, “Biz buna kesinlikle karşıyız. Özellikle köylerimizdeki kadın grupları olarak direnişe öncülük ediyoruz. Doğamızın katledilmesine çok üzülüyoruz. Bilim insanları, böyle giderse 100 yıl sonra dünyada çam ormanı kalmayacağını söylüyor. Bu korkunç bir şey. Ben kendi adıma, gelecek kuşaklara bırakmak için tohum depoluyorum. Hal böyleyken doğamızın katledilmesine çok üzülüyoruz. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin getirdiği salgınlar ve felaketlerden hiç mi ders almadılar. Oksijen kaynağı ormanlar yok edilince bize maden ocakları mı nefes verecek” dedi.

Foto: SÖZCÜ

“ANAYASADAN ALDIĞIMIZ GÜÇLE KESTİRMEYECEĞİZ”

Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel, “Kozak yaylamız da taş ocaklarının verdiği tahribat tahammül edilemez hale gelmiştir . Birinci derece tarım arazisi olan Ayvalık Bağyüzü ve Bergama Aşağıcuma köylerinin sınırları içinde kalan 8 bin 822 fıstık çamı kesilmesine onay veren Çevre Bakanlığını ve Tarım Bakanlığı'nı protesto ediyoruz. Ya tarım arazilerine ve doğaya sahip çıkacaklar ya da isimlerinin başındaki tarım ve çevre sözcüklerini çıkartacaklar. Anayasanın 56. maddesi sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı için hem devlete hem yurttaşa ödev vermiştir. Lakin ülkenin göz bebeği bu toprakları koruma konusunda devletin ilgili bakanlıkları sorumluluğunu yerine getirmiyor. Bizler yöre köylüleri, Ayvalıklı ve Bergamalı yurttaşlar olarak anayasadan aldığımız güçle bu ağaçları kestirmeyeceğiz” diye konuştu.

“BURASI JEO-PARK NİTELİĞİNDE, KORUMALIYIZ”

Ayvalık Tabiat Platformu Sözcüsü Nebahat Dinler, “Ne yazık ki bölgede üst üste ocaklar açılıyor ve bunlar gittikçe kuzeye doğru ilerliyor. Geçen yıl da İdeal Stone adlı maden şirketine, Ayvalık, Burhaniye ve Bergama'yı kapsayan 240 hektarlık sahada granit çıkarması için ruhsat verilmişti. Dava açtık. Dosya şu anda Danıştay'da. Göltaş Şirketi'ne verilen izne karşı da hukuki süreci başlatacağız. Oysa bu konuda bölgedeki iki köyde ÇED toplantısı yaptırılmadı. Fakat yetkililer bu mesajı almamış görünüyor. Halk, Kozak'ın bağrında yeni yaralar açılmasını istemiyor. Çok büyük tepki var. Burası jeo-park niteliğinde, korumalıyız” ifadelerini kullandı.

“BÖLGEYE UZANAN ELLER ÇEKİLSİN”

Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, bölgenin son aylarda patlayan pirina havuzları, yıkılan demir madeni duvarları ve orman yangınları ile gündeme geldiğini belirterek, “Bergama, Dikili, Ayvalık, Kaz Dağları ve Çanakkale'ye kadar uzanan ve doğal güzellikleri barındıran doğanın bize sunduğu bir bölgede yaşıyoruz. Felaketler ile değil, 22 adası, tabiat parkları, doğal güzellikleri, pırlanta kumsalları, birbirinden güzel koyları, zeytini, zeytinyağı, sabunu ve mezeleriyle gündemde kalmak istiyoruz. Bölgemiz, altın madenleri, granit taş madenleri, demir madenleriyle, kötü pirina kokuları ile anılmasın, kentimize uzanan eller çekilsin. Kaybettiklerimizi bir daha geri kazanamayız” dedi.