Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İnsanlar siyasetçiyi dinlemeyi değil, kendisinin dinlenmesini istiyor
İnsanlar siyasetçiyi dinlemeyi değil, kendisinin dinlenmesini istiyor
Türkiye’nin en ünlü iletişimcisi Prof. Nuran Yıldız her ilişkide başarı ya da başarısızlığın özünde iletişim olduğunu bu cümleyle özetledi.
Emin ÖZGÖNÜL
Yaşam 18 Ekim 2020 - 09:22

O Türkiye'nin en tanınmış iletişim uzmanı. Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İletişim Araştırmaları Uygulama Merkezi Müdürü. Medya, siyaset ve iş dünyası tarafından tanınan, bir dönem CHP'den siyasete de giren Prof. Yıldız, hayatını ve iletişimin gücünü SÖZCÜ HaftaSonu'na anlattı:

ÖĞRETMEN BABANIN KIZI: Fransızca öğretmeni bir baba ve ev hanımı bir anne. Her ikisinin de çocuklarına iyi eğitim vermek ve onları mutlu etmek dışında bir yaşama amaçları olmadı. Üç kardeşiz, üçümüz de iyi üniversitelerde okuduk. İletişim okumak hayalimdi. Üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümü ilk tercihimdi. Kazandığımı öğrendiğimde sevinçten ağladığımı hiç unutmam. Sonra da aynı okulda hoca olmak, büyük bir keyif.

O YOKSA HAYAT YOKTUR: İletişimin önemini şöyle özetliyorum. Merkezimizin duvarlarında da asılıdır bu söz: “İletişim yoksa hayat yoktur.” Her bir ilişkide başarı ya da başarısızlığın özünde iletişim vardır. Biz de merkezimizde iletişim alanında özel ve kamu kurumlarıyla işbirliği içerisinde araştırma ve projeler yapıyoruz. Eğitim içeriklerimiz her zaman yeni bilgiye ve gerçek ihtiyaçlara dayanıyor ve bugüne kadar tüm eğitimlerde yüzde 100'e yakın memnuniyete ulaştık. Aslında yüzde 100, inandırıcı olmaz diye yüzde 100'e yakın demek zorunda kalıyoruz.

SİYASET VE İLETİŞİM: Siyasette de iletişimin büyük önemi var. Türk siyasetinde ise, iktidar ve muhalefet açısından farklı yansımaları var. İktidar açısından en önemli sorun, toplumun bütününü kapsayan bir iletişim dili kullanmıyor olmaları. Muhalefet açısından durum daha vahim, dünya değişiyor, siyaset değişiyor, seçmen zaten çok değişti, değişiyor ama muhalefetin ne dili, ne söyledikleri bu değişimden payını alıyor. Halâ 20. yüzyılda kalmış olan iletişim dilini kullanıyorlar.

Ankara Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Nuran Yıldız, ilk tercihini kazandığı için sevinçten ağlamış.

DEMİREL VE ERDOĞAN: Mustafa Kemal'i ayrı tutarsam, Türkiye'de siyasette iletişim açısından iki isim öne çıkıyor ki iktidar olma süreleri de bunu kanıtlıyor: Süleyman Demirel ve Recep Tayyip Erdoğan. Her ikisi de seçmende, ‘Bizden biri' algısını oluşturmayı başardı. ‘Muhafazakâr' dediğimiz iktidar partisi ve o partinin lideri, günün gereklerine göre iletişimsel manevralar yapıyor. Değişimci bilinen muhalefet ise yeni bilgi konusunda daha tutucu. Sosyoloji, psikoloji, iletişim gibi alanlardaki bilgi 21. yüzyılda eskidi. Fakat muhalefetin dili 20. yüzyıldan 21.yüzyıla bir türlü geçemiyor. Rusya'da boşluk doldurmak için listeye yazılan bir belediye görevlisi, açık ara oy farkıyla başkan seçiliyor. Bu nasıl oldu diye düşünen siyasetçimiz olduğunu sanmıyorum.

İLETİŞİM VE PSİKİYATRİ: Konuşabilen her insanın, iletişim de kurduğu gibi bir yanlış anlayış var. O nedenle de siyasetimizden iş dünyamıza, amaçsız bir çene ishali hakim. Halbuki iletişimde birincil değerdeki eylem konuşmak değil, dinlemeyi bilmektir. Dinlemeyi bilmeyen iletişim krizli durumlara tanık oldukça, araştırma merkezimizdeki eğitimlerimize dinleme eğitimleri de ekledik. Ancak dinlemeyi iyi bilen insanlar iyi iletişim kurar. Çoğu insan ve siyasetçi herkesin kendi fikrini duymak için can attığını sanıyor. Yok öyle bir şey. İnsanlar birilerini dinlemek değil, kendisini dinleyecek insanları istiyor. Psikiyatri merkezleri neden o kadar ilgi görüyor sanıyorsun ? İletişim kanallarınız kapandıkça psikiyatri klinikleriniz artar.

Nuran Yıldız, Sözcü Ankara Haber Müdürü Emin Özgönül'e konuştu.

DEĞİŞİMİ YÖNETMEK LAZIM: Değişimi yönetmek başlı başına bir iş. Artık karar verici olanlar siyasetçiler değil. Bireyler karar veriyor, siyasetçiler de onların kararlarına uyum sağlamaya çalışıyorlar. Yeni dünyanın dengesizliği ve kontrol edilemezliği karşısında ne yapacakları konusunda kafaları karışık, tüm ezberler yıkılıyor, bozuluyor. Yapmaları gereken şey, etraflarında sıradışı, yeni bilgilerle donanmış, kendileri gibi düşünmeyen insanlardan ekipler oluşturmak. Ne var ki tam tersini yapıyorlar, kendileri gibi düşünen, kendilerini onaylayan insanlarla çalışmayı seçiyorlar. Sıradışı zamanlardan ancak sıradışı insanların desteğiyle geçebiliriz, kendimize benzeyenlerle değil. Ben de bir dönem Kemal Kılıçdaroğlu'nun davetiyle siyasete girdim ve yeterince hırsı olmayan bir akademisyenin siyasetçi olamayacağını görüp uzaklaştım.

SOSYAL MEDYA: Sosyal medyanın iletişimdeki yerini de doğru konumlamak zorundayız. Eski zaman kahvehaneleri gibi düşünün. Herkesin konuştuğu, her kafadan bir sesin yükseldiği bir yer orası. Twitter mesela, çevrede kendisini dinleyeni olmayanlar, içini orada döküyor. İnstagram ise göze hitap ediyor. Bu özelliğiyle tam da zamanın ruhundan besleniyor. Yeni zamanlarda göz, beynin yerini aldı. Düşünerek verdiğimiz kararlar yerini görerek verdiğimiz kararlara bıraktı. Halbuki göz bizi en yanıltan organımız. Bu bilgi yeni değil üstelik, Machiavelli, “Prens’te yazmış neredeyse 600 yıl önce.

Ben Instagram'a gönülsüz başladım. Sevgili Ayşe Arman itti beni Instagram'a. Sonra fark ettim ki, insanlar kendisi gibi olmayanlar dünyasından sıkılmışlar. Benim sadece kendim olarak orada olmam sanırım ilgi çekti. Güvenilir bir kaynak olmak ve içerik önemli. İletişim notları paylaşıp, gündelik yaşamı kolaylaştırıcı önerilerde bulunuyorum. Köşe yazılarımı koyuyorum. Çok şeyin yapmacık olduğu bir dünyada gerçek biri ilgi görüyor. Sanırım koşturmak için dünyaya gelmişim. Hani durursa düşecek olanlardan. Ama en önemlisi sevmediğim, kendimi ifade edemediğimi düşündüğüm işleri yapmıyorum. Özel hayatımı sıfırlamış durumdayım.

ONLINE EĞİTİM: Kısa ve net söylemek gerekirse eğitimin online'ı olmaz. Yaparsınız tabii ama o eğitim değil ‘eğitimmiş gibi' olur. Öğretmen ve öğrenci birbirlerinin gözlerinin içine bakmadan ne eğitim, ne de iletişim olur.

Son güncelleme: 10:59 - 18.10.2020