Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İlikten Kalbe Mektuplar… TÜRKÖK sayesinde yaşam buldular
İlikten Kalbe Mektuplar… TÜRKÖK sayesinde yaşam buldular
'İlikten Kalbe Mektuplar' projesi kapsamında Türk Aferez Derneği tarafından düzenlenen 12'nci Ulusal Aferez Kongresi, kök hücre bağışı ile hayata tutunan iki hastayı İstanbul'da bir araya getirdi. Etkinlikte, Arnavutluk vatandaşı Ariana Pepa ve Şeyda Yılmaz isimli hastaların hiç tanımadığı hatta tanışamayacağı bağışçılarına yazdıkları mektuplar okundu.
Yaşam 2 Kasım 2017 - 16:47

Aferez, tam kanın uzaklaştırılması, çeşitli bileşenlere ayrıştırılması, bir veya daha fazla bileşenin toplanması ve/veya değiştirilmesi ve/veya işlenmesi, kök hücre ve hücresel tedavi ürün eldesi ve işlenmesi ile ilgili işlemlerin bütünüdür. 2000 yılında kurulan Türk Aferez Derneği de, aferez, kan bankacılığı, transfüzyon tıbbı, hematoloji ve ilgili bilim dalları arasında bilgi iletişimini sağlamak, bu alanda araştırmalar yapmak, yapılan araştırmaları geliştirmek ve bu alanda yapılan çalışmaları destekleyerek, Türk Aferez biliminin gelişmesini ve uluslararası düzeyde temsil edilmesini sağlamak için çalışıyor.

Derneğin ‘İlikten Kalbe Mektuplar’ projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde düzenlediği 12’nci Ulusal Aferez Kongresi, iki özel konuk ağırladı. Arnavutluk vatandaşı Ariana Pepa (58) ve üniversite öğrencisi Şeyda Yılmaz (21) isimli iki hastanın katıldığı etkinlikte, Pepa ve Yılmaz’ın bağışçılarına yazdıkları mektuplar okundu.

ÇÖZÜM KEMİK İLİĞİ NAKLİ

Arnavutluk Tiran’da yaşayan Akut lenfoblastik lösemi, (PH+ B-ALL) hastası Ariana Pepa, Türkiye'de kök hücre nakli olduktan sonra hastalığı yendi ve torununu görme şansına sahip oldu. Ariana Pepa, şimdi mutlu ve sağlıklı bir babaanne. Nadir ve genetik kökenli Fankoni Aplastik Anemisi hastası olan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Şeyda Yılmaz’ın üniversite birinci sınıfta iken böbreğinden tümör alınıyor ama rahatsızlıkları geçmiyor cildinde büyük mor halkalar oluşuyor ve 2016 yılında böbreğindeki tümöre de neden olan Fankoni Aplastik Anemisi teşhisi konuyor. Çözüm kemik iliği (kök hücre) nakli. Hemen aile üyelerine bakılıyor, 4 kardeşinden biri uyumlu çıkıyor ama o da Fankoni Aplastik Anemisi taşıyısıcı, yani derdine çare olamıyor. Yaklaşık 3 yıl önce hayata geçirilen milli kök hücre bankamız TÜRKÖK’e başvuru yapılıyor ve bağışçı (Donör) bulunuyor. Yapılan nakil sonrasında Şeyda hayata yeniden tutunuyor ve yeniden doğuyor.

Etkinlikte bir araya geldiler: Ariana Pepa, Doç .Dr. Emre Tekgündüz, Şeyda Yılmaz (soldan sağa)

Etkinlikte bir araya geldiler: Ariana Pepa, Doç .Dr. Emre Tekgündüz, Şeyda Yılmaz (soldan sağa)

‘İlikten Kalbe Mektuplar’ süreci hakkında bilgi veren Doç .Dr. Emre Tekgündüz, ”Kök hücre nakli ülkemizde çok büyük bir gelişme gösterdi. 2016 sonlarına doğru, yaklaşık 4 bin nakle ulaştık. Herhalde 2017’de 4 bini aşmış olacağız. Bu nakillerin kabaca yüzde 50’ye yakını başka bir vericiden yapılan nakiller. Burada bir kardeş verici yok ise akraba dışı verici adayları taranıyor. Ülkemizde TÜRKÖK kapsamında tarama yapmak mümkün olduğu gibi; yurtdışı doku bankalarına da başvuru yapılabiliyor. Akraba dışı nakil olduğu zaman sizin adını bilmediğiniz bir kardeşiniz olmuş oluyor. Burada ister istemez hiç tanımazsanız bile bir gönül bağı kurulmuş oluyor. Belli bir süre geçtikten sonra gerek hastalarımız gerekse vericilerimiz birbirlerini tanımak istiyor. Bu işin içinde gizlilik olduğu için teknik olarak mümkün değil. Kök hücre naklini gerçekleştiren merkezler üzerinden bir sistem var. Onların talepleri oluyor. Örneğin; yurtdışında doku bankasında yani Almanya’dan nakil yapılan bir hastamızın Alman vericisi, kök hücre verdiği kişiyi tanımak istiyor. İsteğini, kök hücre naklinde aracılık yapan kuruma yazıyor. Kurum daha sonra bize dönüyor. ‘Bir mektup var, nakil yaptığınız hastaya iletebilir misiniz’ diyor. Mektubun çevirisini yapıyor sonra hastamıza söylüyoruz. Hastalarımız çok duygulanıyorlar ve karşılık vermek istiyorlar’ dedi.

TÜRKİYE’DEKİ BAĞIŞÇI SAYESİNDE TEKRAR DOĞDU

Ariane Pepa: Babaanne oldum, vericimin bunda katkı payı yüksek.

Ariane Pepa: Babaanne oldum, vericimin bunda katkı payı yüksek.

İlik nakli olan 58 yaşındaki Arnavut vatandaşı Ariane Pepa, mektup sürecini şöyle anlattı: ”Türkiye’ye geldiğimde herhangi bir yabancılık çekmedim. Etrafımdaki insanlar, doktorlar ve hemşireler çok sıcak kanlı. Kendimi sanki buranın bir vatandaşı gibi hissettim. Bunu kaşı taraf bana hissettirdi. Vericim benim kalbimde. Onu tanımıyorum ama anlatmaya bildiğim kelimeler yetmez. Ona karşı sevgim de ve saygım da sonsuz. Ben Arnavut vatandaşıyım ama benim tekrar doğuşum Türkiye’de oldu. İlk mektup, transplantasyonun yapıldığı gün geldi. 2’ncisi ile yaklaşık 6 ay önce gönderildi. Birbirimizi tanımamıza rağmen karşı taraf bana Türkmüşüm gibi hitap etti. O sıcakkanlılığı hissettim. Tanımadığınız insanın size böyle yardımda bulunması çok güzel bir şey. Babaanne oldum, vericimin bunda katkı payı yüksek. Bu anlatılamayacak bir duygu. Torunumu görme adına bir beklentim vardı. Hastalık sürecim içinde torun sahibi olmak bana ayrıca mutluluk verdi”.

“TÜRKÖK SAYESİNDE 1 HAFTADA DONÖR BULDUK”

Şeyda Yılmaz'dan vericisine duygusal mesaj: Biraz acı çektiyse ondan çok özür diliyorum.

Şeyda Yılmaz’dan vericisine duygusal mesaj: Biraz acı çektiyse ondan çok özür diliyorum.

Vericisine mektup yazan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Şeyda Yılmaz, ”Hastaneye gittiğimde tek çarenin nakil olduğu söylendi. Aileye bakıldı ve hiçbiri olmadı. Sonra TÜRKÖK’e başvurduk. Bir hafta içinde uygun donörün olduğu ortaya çıktı. Vericinin Türkiye olduğu ve kendisinin kabul ettiği söylendi. 1 sene sonra nakil oldum. Donör mektubu ben yazdım, kendisi de bana gönderecek. Kendisi 24 yaşındaymış ondan mektubu bekliyorum. Kendisini ve böyle kararı nasıl verdiğini çok merak ediyorum. Ben 18 yaşından sonra kan vermek istedim. Kızılay ve bağış kurumlarına gittim ama bir şekilde ya kan değerlerim düşüktü ya da kimliğimi unutuyordum. Bu işaretmiş herhalde hiçbir zaman kan verememiştim. Bunu çok değerli birşey olduğunu biliyordum ama düşündüğünüz birşeyi başka birinin size yapması çok daha farklı bir durum. Çünkü size tekrar hayatınızı bahşediyor ve yaşıyorsunuz. Ben biyopsi sırasında ya da yapılan iğneler nedeniyle çok acılar çektim. Verici biraz acı çektiyse ondan çok özür diliyorum. Benim 1,5 senede yaşadığım acıları kendisi dindirdi. Eğer o iliği vermeseydi rutin tedavide devam ediyordum ama iyileşme şansım yoktu. Kendisine minnet duyuyorum. Bunun tarifi olamaz. Yasal süre dolduğunda kendisiyle görüşmeyi çok istiyorum” şeklinde konuştu.