Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kamu kaynaklarımız usulsüzce dağıtılıyor
Kamu kaynaklarımız usulsüzce dağıtılıyor
Çiğdem Toker yeni kitabı ‘Olağan İşler’i SÖZCÜ’ye anlattı. Yazarımız Çiğdem Toker, kamu ihalelerinin nasıl yapıldığını yeni kitabında tek tek yazdı. Toker, “İhalelerde kurallara uyulmuyor. Oysa kamu varlıkları bütün toplumun ortak varlığıdır, hovardaca verilemez” dedi...
Deniz AYHAN
Yaşam 16 Kasım 2019 - 06:00

SÖZCÜ yazarı Çiğdem Toker yıllardır kamu ihalelerine, bu ihalelerdeki usulsüzlüklere dikkat çeken yazılar kaleme alıyor. “Davet usulü” de denilen pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelere ısrarla mercek tutan Toker, şimdi de bir haber araştırma kitabıyla okurların karşısında…

Kitabında SÖZCÜ ve Cumhuriyet'te çıkmış yazılarını temel alan Toker, onlarla yetinmiyor. Yeni belge, bilgi ve analizlerle, Türkiye'nin ihale düzeninde somutlaşan ekonomi politiğini, kapalı kapılar ardında kamu varlıklarının nasıl dağıtıldığını gözler önüne seriyor. “Kamu İhalelerinde Olağan İşler” adını taşıyan kitap, Tekin Yayınevi'nden çıkarak raflardaki yerini alacak. Kitabın arka kapağında Prof. Korkut Boratav ile TGC önceki başkanı Orhan Erinç'in sunuş yazıları yer alıyor. Toker yeni kitabıyla ilgili SÖZCÜ'nün sorularını cevapladı:

ORTAK VARLIĞIMIZ

Kitabın bir yerinde kamu kaynaklarının kimsenin babasının malı olmadığını yazıyorsunuz. Bu temayı farklı anlatımlarla sık vurguluyorsunuz. Kitabın adının öyküsü nedir?

Kamu kaynakları bütün bir toplumun ortak varlığıdır. Nasıl, hangi kurallarla dağıtılacağıyla ilgili binlerce kural koymuş devletin kendisi. Ama koyduğu kurallara uymayan, onları eğip büken yine o. Daha doğrusu devlet erkini kullanan iktidar. 21/b, kamunun olağanüstü bir durum meydana gelirse başvurulması gereken bir ihale usulü. Kurum üç firmayı direkt çağırıp pazarlık yapabiliyor. Ama bunun için gerçekten olağandışı bir durum, hesapta olmayan bir zorluk çıkması lazım. Bunlar olmadan yüzlerce kez ihale yapılmasını, yani olağanüstü bir yolun olağan hale getirilmesini konu alıyoruz. Adı onun için ‘Olağan İşler' oldu.

vatandaş bütün gerçeği bu kitapta öğrenecek
Çiğdem Toker'in ‘Olağan İşler' adlı yeni kitabı bugün okurla buluşuyor. Kamu varlıklarının nasıl dağıtıldığını gözler önüne seren Toker, “Halk gerçeği öğrensin” dedi.

Olağan İşler adında belli ki ironi var. Aslında yolsuzluklardan bahsediyorsunuz. Bundan bahsederken bir de israf kelimesinin kullanılmasına eleştiri getirmişsiniz.

Tabii, bütün dünyada artık kabul görmüş bir yolsuzluk tanımı var: Emanet edilen gücün kötüye kullanılmasına yolsuzluk deniliyor. Bu tanımdan yola çıkarak, siyasi iradenin açık ihale yapmak dururken ısrarla hem çok büyük ısrar ve kararlılıkla 21/b'yi bu kadar sık kullanması sorunlu bir durum. Hadi adını açıkça koyalım yolsuzluk kapılarını açtığını söylüyorum. Bu kadar kamu kaynağı hovardaca, usulsüzce savrulur dağıtılırken, gözümüzün önünde ahbap firmalar, eş dost kayırılırken kusura bakılmasın ama israf lafı hakikaten çok naif ve biraz da gülünç kaçıyor. Kitabın girişinde neden yolsuzluk yerine israf denildiğini nedenleriyle anlatmaya çabaladım.

ÖZEL BİR BELGE

Kitabın arkasında özel bir belge liste bölümü var. Firmalar, projeler, tarihler, ihale bedelleri. Böyle bir liste ilk kez yayımlanıyor galiba…

Evet, bu ölçekte ilk kez diyebiliriz. Nerede kim hangi ihaleyi kaça almış, bilmek herkesin hakkı çünkü. Gizlemekle olmaz. Her hukuk devleti hesap vermeye mecburdur.   21/b dediğimiz ihale usulünün en önemli özelliği, ihalenin ilan edilmeyişi. Şeffaf değil. Sadece sonuçları bildiriyor. Kitapta 2013 yılından itibaren bugüne kadar değişik kurumların 21/b usulüyle yaptığı ihaleleri toplu ve bütünlüklü olarak sunmayı amaçladım.

İSRAFIN BOYUTU

Vatandaşların vergisini en somut sorguladığınız bölümlerden biri de “Nereye gitti 4.8 milyar TL” sorusu. İhale usulüne göre bu kadar fark ortaya çıkması çok dikkat çekici.

Basit bir hesap yapıyorum aslında. Çünkü devletin resmi raporlarında, ihalelerin usulüne göre, devlet ne kadar tasarruf etmiş sorusunun cevabı aslında var. Kamu İhale Kurumu, diyor ki “İhale açık olursa, devlet şu kadar tasarruf ediyor. Pazarlık usulu olursa  da filan kadar.”  Ve ne gariptir ki hepsinde açık ihalede sağlanan tasarruf daha yüksek. Pazarlık usulünde daima daha düşük tasarruf sağlamış devlet. Kitapta yaptığım örnek hesaplama üstelik sadece bir yıla ilişkin. Bütün yılları düşünürseniz, israfın boyutlarını görmek mümkün.

‘YOLSUZLUK' DEMİYOR

İsraf demişken. İsraf ile yolsuzluğun aynı şey olmadığının bayağı vurgulu biçimde altını çizmişsiniz.

Politikacılar yolsuzluk demekten kaçınıyor. İsraf demek onlar için daha kullanışlı. Birçok nedeni var. Kimi dinsel, kimi hukuksal, kimi taktiksel. Kitapta uzunca bir yer verdim bu meseleye. Kapalı kapılar ardında ilan edilmemiş ihalelerle dağıtılan kamu kaynaklarındaki sorunun adı israf olamaz.

Milyarlık ihaleleri anlattı

Kamu İhale Yasası'nın “pazarlık” başlıklı 21. maddesi,  kamu kurumlarına özel durumlarda pazarlıkla ihale yapma imkanı tanıyor. İlan edilmeyen şeffaf olmayan bir usul olan 21/b'ye deprem, savaş afet hallerinde, öngörülemez durumlarda başvurulması gerekiyor. Buna karşın ortada olağanüstü hallerin hiçbiri yokken sayısız büyük ihale az sayıda firma çağrılarak tamamlanıyor. Geçen yıl eylül ayında iki büyük ihale bu yolla yapıldı. TCDD'nin Gaziantep'teki Gaziray projesi milyarlık bir iş ancak ilan edilmedi. Şehir merkezini banliyölere bağlayacak raylı sistem için 976 milyon 48 bin 600 TL bedel karşılığında Kalyon-ASL ortaklığıyla sözleşme imzalandı. Yine eylül ayında 21/b ile yapılan bir başka devasa proje Sarıçay Barajı oldu. DSİ az sayıda firmayı çağırdı. 354 milyon TL teklif veren Özaltın İnşaat ile sözleşme imzaladı.

Millet Bahçesi

Ankara AKM Millet Bahçesi de 21/b'den payını aldı. Diğer Millet Bahçesi projelerini açık ihale usulüyle yapan TOKİ, nedense Ankara AKM Millet Bahçesi'ni pazarlık usulüyle gerçekleştirdi. Proje tam 398,5 milyon TL'ye Yapı ve Yapı'ya ihale edildi. Yapı ve Yapı şirketinin İstanbul'da sonradan KİPTAŞ arazisine dönüşen eski Etiler Polis Okulu arazisine üç yüksek kuleyi yapan firma da olduğu bilgisi de kitapta yer alıyor.

Cezaevleri davetli

Adalet Bakanlığı cezaevlerini pazarlık usulüyle yapmaya başladı. Yüksek güvenlikli cezaevleri için firmaları davet ederek, ilan yoluna gitmeden 53 milyon TL'den 519 milyon TL'ye uzanan büyüklüklerde cezaevi ihale sözleşmelerine imza attı. 2017 yılında 21/b usulüyle ilansız yapılan 39 yeni cezaevi için bütçeden en az 5,5 milyar TL çıkacak.

İktidar 3 Y vaadiyle geldi, peki ne oldu!

– Kamu kaynaklar daha farklı kullanılabilirdi mi demek istiyorsunuz?

Elbette, tam olarak bunu diyorum. AKP bundan 17 yıl önce 3 Y'yi, “yolsuzluk, yoksulluk ve yasakları bitirme” vaadiyle iktidara geldi. Bugün Y harflerinin temsil ettiği kötülüklerden hangisinin, 2002 yılına kıyasla ne kadar bittiğini, herkes takdir ediyordur. Kamu ihaleleri, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı gösteren en güçlü araçlardan biri. Bu öyle bir araç ki doğru kullandığınızda, sağlanacak tasarruf ile üretime, istihdama, sosyal politikalara daha çok kaynak ayırmanız mümkün. Bu aracı yanlış kullandığınızda da çok kıymetli kamu kaynaklarını bir avuç azınlığa aktarmak uğruna savurup çevresel yıkıma yol açıp, üzerine borçlanıp milyonları işsizliğe mahkum edebilirsiniz.

Gazetecilik halkın haber alma hakkı için yapılır

Hangi projeleri hangi firmaların aldığı hakkında da tablolar var kitapta. Diğer yandan hakkınızda pek çok tazminat davası açıldığı da biliniyor. Arka kapakta yazdığı gibi bu davalar sizi pek yıldırmamış anlaşılan?

Hakikatleri konuşmak öyle kriminalize edildi ve gazetecilik üzerinde o kadar çok baskı kuruldu ki, şu basit temel gerçek neredeyse unutulacak. Gazetecilik halkın haber alma hakkı için yapılır. Bitti. Bunu hiç unutmamak gerekiyor. Bu kitap bir gazetecilik çalışması. Yine aynı amaçla, halkın haber alma hakkı için yapıldı. Dağıtılan milyarlar hepimizin ortak varlığıdır. Okurlara bu gerçeği bir de böyle bir kitap çalışmasıyla anımsatmak istedim.

Son güncelleme: 08:31 - 16.11.2019