Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kanal İstanbul’u bilim insanlarına sorduk… Üçüncü bölüm: Doğanın dengesi
Kanal İstanbul’u bilim insanlarına sorduk… Üçüncü bölüm: Doğanın dengesi
Kimi "Türkiye'ye çağ atlatacak" diyor, kimi ise "Marmara'yı tarumar" edecek... 8 yıldır tartıştığımız Kanal İstanbul projesi tartışmaları yeniden alevlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'hayalim' İBB Başkanı İmamoğlu'nun ise 'cinayet' dediği proje için yeniden gaza basıldı. Biz de doğa bilimcisinden, balıkadamına, deprem uzmanından, turizmcisine Kanal İstanbul'u sorduk. İşte 'Kanal İstanbul' dizimizdeki "doğanın dengesi" bölümü...
Yaşam 31 Aralık 2019 - 07:32
Halil ATAŞ
Mehmet ANDAÇ

“Romanyalılar Karadeniz’in su bilançosunu çıkardı. Karadeniz Havzası’nda yüzde 10 iklim değişikliği ile su azalması olursa, Karadeniz’in seviyesi 19 santim düşecek.” diyen Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Kantarcı çarpıcı açıklamalarda bulundu,

Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Kantarcı

EKOLOJİ UZMANI PROF. DR. DOĞAN KANTARCI: 15 METRELİK ÇAMURU MARMARA DENİZİNE SÜRÜKLERSİNİZ

“Kanal açıldığı takdirde Karadeniz’in suyunda 6 santimlik bir azalmaya sebep olacak.” diyen Kantarcı şu uyarılarda bulundu;

*Çünkü saniyede 800 metreküp su aşağıya akacak. Bu da 10 millik bir deniz hızı yani bir mil bin 852 metre. Boğazın akışı poyraz altında 10 mildir. Şimdi böyle bir durumda; Karadeniz’de 25 santimlik bir su seviyesi azalması oluyor.

*Yani Haydarpaşa limanı önü ile Karadeniz Boğazı girişi arasında ortalama 30 santimlik bir seviye farkı vardır. Bu lodos ile 80-100 santim yükselir. Gelen su miktarı da hemen hemen yüzde 50 oranında azalıyor. Azalınca da kirlilik aynı kalıyor. 100 metre küp suyu 50 metre küpe indiriyorsanız ama kirliliği azaltamıyorsunuz. Bu vakit de iki misli kirlilik artıyor.

*Küçükçekmece Gölü’nün ağzındaki kum seddesini aşarsanız ve bu kadar hızlı bir suyu buradan geçirirseniz, Küçükçekmece gölünün altında 30 metrelik bir çamur kitlesi var. Bunlar sanayi kaynaklı ağır metal kirliliği içeriyor.

*Dolayısıyla bu çamur kitlesi Marmara'ya geçer. Peki, gelen suyun taşıması işine gelince. Küçükçekmece gölünün hacmini 3 günde değiştiriyor. Karadeniz'den kanal üzerinden çok şiddetli akım halinde geliyor. Bu gölün derinliği 10 metre. Bunun içinde 25 metrelik bir kanal açmaya kalkarsanız. 15 metrede çamuru kazacaksınız. Çamur tahkim edilmiş bir yapı değil. Çamuru başlayacak Marmara Denizine sürüklemeye. Ayrıca bundan başka, gölün altındaki diğer çamurları da sürükleyecek. Bu da Marmara Denizinde çürük yumurta kokusuna neden olacak. Bunlar çok büyük tehlike aslında.

 

O TAŞ KÜTLE YER AŞINIRSA KAYMALAR OLUR

*Başka bir şey daha var, Küçükçekmece gölünün kenarında Filiş yapısı var. Bu sert taşlaşmış tabakaların arasında gevşek sertleşmemiş kil tabakasıdır. Avcıların ve Küçükçekmece Gölü'nün çevresi bu filiş ile eğimlidir. Şimdi bu kadar büyük bir akıntı akmaya başladığı vakit, hem çamuru hem de kıyıların altını oyacak.

*Oyduğu vakit Ahmet Ercan’ın dediği olay ortaya çıkıyor. İki taraf göle doğru kaymaya başlar. Bununda tipik örneği Menekşe'deki Basın Sitesi'dir. Bu siteyi aynı filişin üzerinde yaptılar. Araziyi yardılar. Kar yağdı ve o kar eridi damla damla filişin içindeki gevşek kil tabakasını şişirdi. Demir yoluna doğru kaymaya başladı hatta demir yolunu da kaydırdı.

“KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ’NE BURNUNUZU SOKARSANIZ…”

*1960’lada ki kayıtlarda bu var. Demek istediğim Küçükçekmece gölüne burnunuzu soktuğunuz vakit tüm arazi gölün içine kayar. Bir taraftan Marmara'yı kirletir yaşanmaz hale getirirsiniz.

*Yer altı sularını, duru su gölünü tuzlandırırsınız. İstanbul’un zaten suyu yok. Sonrasında ‘Yandım Allah’ dersiniz. Yani Kanal İstanbul başı başına bir felaket. İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu boşu boşuna “Cinayettir” demiyor. Bu bir felakettir söylüyoruz bunu. Mahmut Paşa işporta tezgahlarını bilir misiniz. Ortalık tam da buna döndü.

KİRLİ HİDROJEN SÜLFÜRTLÜ SU YUKARI ÇIKACAK

*Marmara'nın altı yani vaktiyle tatlı su gölüdür. Karadeniz de öyledir. Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı açılması ve tektonik hareketlerden dolayı Akdeniz’in tuzlu suyu buralara girerek bütün bu tatlı su hayvanları ölmüşler. Bunlar dibe çöktü. Bunlar organik madde. Sonra ayrışıyor. Ama havasız ayrışma oluyor. Bu ayrışmadan dolayı organik maddedeki kükürt, hidrojen sülfür olarak yani yumurta çürüğü kokusu ve karbon- metan olarak açığa çıkıyor.

*Azot-amonyak olarak açığa çıkıyor. Su oluğu içinde amonyuma dönüşüyor. Dolayısıyla Marmara’nın ve Karadeniz’in altı ölü. Boğazdan gelen jet akımı denilen Karadeniz akıntısı bir anafor yaratmakta. Dipteki tuzlu su yukarı doğru çıkıyor. Bunu ikinci bir jet akımı yaratacak şekilde kanaldan yaptığınız vakit bu anafor kirli hidrojen sülfürlü suyu yukarı çıkarır. Hem kirlenmenin yaygınlaşmasına sebep olur hem de çamurun yukarı çıkmasına sebep olur.

 

EKMEĞİMİZİ VE SUYUMUZU KESMEYE ÇALIŞIYORUZ

*Bütün bu kanalın etrafında ki 35 kilometrelik arazide vaktiyle mevcut olan köyler var. Bu insanlar burada etini ekmeğini buğdayını ve sebzesini üretmişler. Bugün hala bunu yapmaya çalışıyorlar. Şimdi bunların elinden bu yerleri alıyorsunuz.

*İmara açık değil buraları. Tarlaları toplayıp imara açıyorsunuz. Ondan sonra da Araplara satıyorsunuz. Affedersiniz kimin malını kime satıyorsunuz?

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay

PROF. DR. TOLUNAY: SAZLIDERE BARAJI TAMAMEN YOK OLACAK

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ise şu tespitlerde bulundu:

*Kanal İstanbul 55 milyon metreküp yıllık su verimine sahip Sazlıdere Barajı’nı tamamen yok ediyor. Ayrıca Terkos Gölü’nün çok yakınından geçiyor. Gölün su toplama havzasının daralmasına neden oluyor. Aynı zamanda kanal açılırken gölden kanala doğru bir su geçişi olabilir. Gerekli önlemler alınmazsa tuzlu suyun Terkos’a girişi söz konusu olabilir. Ayrıca kanal yapımında kamyonlardan çıkacak toz ve egzoz gazları Terkos Gölü’nün su kalitesinin bozulmasına neden olabilir.

*İstanbul su zengini bir kent değil, binlerce yıldır suyunu hep uzak mesafeden getirmiş bir şehir. Halen de suyumuzun üçte birini dışarıdan getiriyoruz. Avrupa Yakasındaki en büyük ikinci su kaynağımız olan Sazlıdere’yi tamamen kaybediyoruz. İstanbul’un 25 günlük su ihtiyacını karşılayan barajdan bahsediyoruz. İstanbul’un su kaynaklarını mutlaka korumamız gerekiyor.

*Güzergah üzerinde ve çıkacak hafriyatın doldurulacağı yerlerde İstanbul’un nadir kalmış ekosistemleri bulunuyor. Bunların en önemlilerinden bir tanesi kıyı kumulları. Bunların tamamen dolgu ile kaplanması söz konusu. Kıyı kumullarında çok sayıda endemik ve nadir bulunan bitkiler var. ÇED raporunda bile 13 tane endemik olduğu söyleniyor. Bunlar zarar görecek.

“150’YE YAKIN KUŞ TÜRÜ TEHLİKE ALTINDA”

*Küçükçekmece Gölü, Sazlıdere, Terkos Gölü aynı zamanda çok önemli kuşların konakladığı sulak alanlar. Bu bölgede ÇED raporuna göre 150’ye yakın kuş türü var. İstanbul kuşlar için göç yolu üzerinde olan bir yer. Bu yerleri yok ederseniz kuşların konaklayabileceği alanları bulamazsınız. ÇED raporunda dahi şöyle bir ifade var. Konaklayacak alan bulamayan kuşlar yeni havaalanının çevresindeki açıklık alanlara konabilir şeklinde ifadeler var.

*Ayrıca güzergâhta bir muhafaza ormanı var. Ormanın belli bir kısmı kanaldan çıkacak dolgu ile yok edilecek. Milli Parklardan dahi daha üst bir koruma seviyesinde bu orman yok edilecek. Ormanlar, meralar, tarım alanlarını kaybediyorsunuz. Afetlere karşı direnci bu doğal alanlar sağlar. Seller gibi afetler bu yerler olmazsa daha sert geçer.

 

Son güncelleme: 12:10 - 31.12.2019