Konya’da kalaycılık mesleğinin son ustası, mesleği ayakta tutmaya çalışıyor

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte cam, plastik ve porselen gibi maddelerden yapılan kap kacakların artmasıyla kalaycılığa olan ilgi azaldı. Konya’da 35 yıl önce kalaycılık mesleğine başlayan Hüseyin Soyar, kalaycılık mesleğine çırak yetişmediği için kentte tek başına mesleği ayakta tutmaya çalışıyor. Bakır kapların diğer porselen ya da cam kaplara göre daha sağlıklı olduğunu söyleyen Soyer, “Tanıdığım bazı doktorlar var. Hala evlerinde bakır eşyaları kullanıyorlar. Bakırın faydasını bilen kişiler, başka kaplarda yemek pişirmez” dedi.

Konya’da kalaycılık mesleğinin son ustası, mesleği ayakta tutmaya çalışıyor

Konya'da 35 yıl önce kalaycılık mesleğine başlayan ve mesleğin kentteki son temsilcisi olan Hüseyin Soyar, Tarihi Buğday pazarındaki dükkânında işini ilk günkü aşkla yapmaya devam ediyor.  Teknolojinin gelişmesinin ardından cam, plastik ve porselen gibi maddelerden yapılan kap kacakların artmasıyla kalaycılığa olan ilginin azalması nedeniyle çırak bulamadıklarını ve mesleğin bitme noktasına geldiğini belirten Soyar şunları söyledi:

“35 yıl önce kayınbabamın yanında kalaycılık mesleğine başladım. Mesleğimi hala 35 yıl önceki hevesle sürdürmeye çalışıyorum. Bundan birkaç yıl önce köylere giderdim. Gittiğim köylerde her gün en az 2-3 evin kaplarını kalaylardım. Ama maalesef teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık, bakır kapların yerini plastik, cam ve personel kaplar almaya başladı. Kalaya olan ilgi azalınca yetiştirecek çırak da bulamıyoruz. Şu an Konya'da son kalaycı ben kaldım”

“ÇOCUKLARIMIN BU MESLEĞİ SÜRDÜRMELERİNİ İSTERDİM”

Çocuklarının da kalaycılık mesleğini yapmak istemediğini belirten Hüseyin Soyar, “Kendi çocuklarım bilgisayara meraklı. Bilgisayar tamiri yapıyorlar. Onlar daha güncel bir meslek seçti ama bu mesleği sürdürmelerini de isterdim. Gelin görün herkes sevdiği işi yapınca mutlu oluyor. Yarın biz öldüğümüzde bu mesleği yaşatacak çıraklarımız yok. Bir gün memlekette kalaycı aranacak ama bulunamayacak” şeklinde konuştu.

“HÜNER İSTEYEN BİR İŞ”

Kapların kalaylanma işlemine ilişkin bilgiler veren Kalay Ustası Hüseyin Soyar, “Yaptığımız iş hüner isteyen bir iş. Bir karşılığı var. Kap, şekline göre ayrı işlemlere tabi tutulur. Tencere tarzındaki kaplar, özellikle köy yerlerinde ateş ocaklarında kullanımı ile birlikte daha çabuk aşınır. Gelen kabın ilk önce temizliği yapılır. Ocakta tavlanan kap, daha sonra yağlanarak temizlik için uygun hale getirilir. Kumda sürtülür ve kalaylama öncesi son olarak kabın eğri ve yamuk yerleri  varsa doğrultulur. Ocakta eritilen kalay, kaba sürülür. Kalayın eritilip sürülmesi için ocağı yakarak kaba nişadır dökülür. Pamuk yardımı ile kalay, kabın etrafına sürülür. Yapılan tüm bu işlemlerin tamamı meşakkatli bir süreçtir” ifadelerini kullandı.

“BAKIR VE KALAY SAĞLIK İÇİN VAZGEÇİLMEZ”

Bakır kaplarda yapılan yemeğin daha sağlıklı olduğuna vurgu yapan Soyar, sözlerini şöyle noktaladı; “Eğer bir kimse sağlığını düşünüyorsa, bakır kullanmalı ve bu bakırı belli aralıklarla kalaylamalıdır. Bugün evlerde en fazla çelik ve alüminyum kaplar kullanılıyor. Çeliği, alüminyumu yüz defa da yıkasan elini sürdüğünde siyah bir şey medyana gelir. İşte o siyahlık kanserin özüdür. Mesela su böreğini bir kalaylı sinide yapın bir de alüminyumda yapın. İkisinin lezzetinin de çok farklı olduğu anlaşılır. Kalaylı bakır sinide yapılan böreğin lezzetine ve tadına derman yetmez. Eskiden bu kadar hastalık da yoktu. Yeni çıkan bir sürü malzeme var ama ne olduğunu bilmiyorsun. Tanıdığım bazı doktorlar var. Hala evlerinde bakır eşyaları kullanıyorlar. Bakırın faydasını bilen kişiler, başka kaplarda yemek pişirmez”