‘Mesleğim için sokaklarda yattım’

Yüzlerce ünlü çizgi romana imza atan ünlü karikatürist ve çizgi romancı Fikret Kol, mesleğinin başında çektiği güçlükleri sıkıntıları paylaştı.

‘Mesleğim için sokaklarda yattım’

Dile kolay 55 yıldır karikatüristlik ve çizgi romancılık yapmak. Ünlü gazetelerin birinci sayfalarına çizdiği çizgi romanların yanı sıra sayısını kendisinin de bilmediği çizgi romanları çıkarmak. Alpago, Uzay Kovboyu Borax, Salancı, Mengüçoğlu, Orkun, Deli Memet, Pantero, Kara Bora, Kartal Bey, Çanakkale Destanı Direniş, Osman Kuruluş ve daha niceleri. Kol'un elinde, Atatürk'le ilgili uzun bir inceleme sonunda basıma hazr kitapları da bulunuyor.

Yaşarken bir efsane olan ünlü karikatürist Fikret Kol, hayatını SÖZCÜ HaftaSonu'na anlattı: “Çocukken Teksas, Tommiks gibi çizgi romanlarını okumakla kalmaz onları çizerdim. Bir süre sonra kendime özgü kahramanlar yaratmaya, hikayelerini yazmaya başladım.

Ne görürsem çiziyordum. Bir süre sonra Bizim Anadolu, Dünya ve Tercüman gazetelerinde çizgi romanlar yaptım. Daha sonra Alpago'yu Muhtar Yavaşçay'la birlikte kitap olarak çıkardık. 18 yaşında Amasya'dan İstanbul'a çizer olarak geldiğimde yatacak yerim bile yoktu. Sultanahmet Parkı'nda ve merdiven altı boşluğunda 1 yıl yaşadım.

Bir gün Cağaloğlu Camii önünde gördüğüm Altan Erbulak'a, ‘Abi, ben bunları çiziyorum ve iş arıyorum' deyince bana, ‘Yarın Milliyet Gazetesi'ne yanıma gel' dedi. Altan Abi beni montaj servisine götürerek, ‘Artık burada çalışıyorsun. Önce sen burada biraz piş, çizgilerini geliştir, sonrasına bakarız' dedi. İşin gerçeği hayal kırıklığına uğramıştım. 1 gün çalışıp Altan Abi'ye bu işi yapamayacağımı söyleyip çıktım yanından. Birkaç ay sonra bir birahanede Cafer Zorlu ile tanıştım. Bir süre evinde kaldım. Bana sadece ‘Bu dünya da az da olsa insanlık var' konusunu öğretti o kadar.

Daha sonra Oğuz Aral'ı arayıp buldum. Çizgilerimi gösterdiğimde enseme birkaç tane şaplak atarak, ‘Sen bu işi yapacaksın be' dedi. Bana o gün bir sürü para verdiler. Oğuz Aral elimden tuttu. Hürriyet Gazetesi'ndeki çalışmalarım devam etti, kitaplar çıkarmaya, mecmualara çizmeye başladım. Erol Simavi ile tanışma fırsatı bulduğum bir gün ayağımdaki sivri burunlu ayakkabıları gösterdiğinde (o zamanlar çok modaydı), ‘Efendim aslında bu ben değilim mecbur kaldığım için giydim' dediğimde ‘aferin sana' deyip beni işe aldı.

Kol, 13 yaşında çizmeye başlamış.

Yeniasır'da 30 bin lira maaş ile çalışırken Hürriyet'e 110 bin lira ile başlamıştım. Çalıştığım isimler arasında Çetin Emeç'in isteğiyle tarih üstadı Metin Soysal da vardı. Almanya'da bir yayınevi ile çalıştım. Takvim gazetesinde “Pantero ve Deli Memed” isimli çizgi romanlarım yayınlandı. 5 veya 6 yıl aralıksız Türkiye Çocuk Dergisi'nde yazıp çizdim.”

O güzel anıları dünyalara değişmem

“1975 yılı başlarında TRT'nin ünlü ritim sazcısı Coşkun Özer ile tanıştım. Onunla birlikte Ekspres Gazetesi'nde çalışmaya başladım. O zaman mesai arkadaşlarım şimdinin en ünlüleri. Şu anda Sözcü Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz sayfaları çiziyor. Yine Sözcü'de Yurtdışı Yayınlar Müdürü Özkan Saçkan, Mustafa Sarıipek, rahmetli foto muhabiri Murat Ataç, Sözcü'nün eski Ekonomi Müdürü Atilla Kızıltan, Kahraman Yılmazcan. O ekiple o kadar güzel günler yaşadık ve o kadar çok güzel hatıralar ile anılarımız var ki dünyalara değişmem.”