Mirasını hayat veren itfaiyecilere bıraktı

1936 Türkiye Güzeli ve doktor Mahmure Birsen Sakaoğlu, bütün mal varlığını kendisini iki kez ölümden kurtaran itfaiyecilere bıraktı.

Mirasını hayat veren itfaiyecilere bıraktı

FATİH'te 1909'da dünyaya gelen Mahmure Birsen Sakaoğlu, 4 yaşın­da evlerinde çıkan yangında mahsur kaldı. Hayatını Fatih İtfaiyesi ekipleri kurtardı. Sakaoğlu bu minnet duygusuyla büyüdü. 1936'da katıldığı yarışmada Türkiye Güzeli seçildi. Bir taraftan da tıp eğitimini tamamlayarak pratisyen hekim olarak çalışmaya baş­ladı. Kendisi gibi doktor olan Mustafa Sakaoğlu ile evlendi.

Mahmure Birsen Sakaoğlu 1936'da katıldığı yarışmada Türkiye güzeli oldu.

ABD'de 7 yıl çalışan Sakaoğlu çifti Türkiye'ye döndü. Ancak mutlu evliliklerinde çocukları olmadı. Sakaoğlu, 1999'da eşini kaybettikten sonra İs­tanbul Fatih'teki dairesinde yalnız yaşamaya başladı. Evinde ikinci kez yangın çıktı. 83 yıl sonra yeniden alevler arasında kalan Mahmure Sakaoğlu'nun imdadına yine kahramanları yetişti.

Mahmure Hanım kendisi gibi doktor alan Mustafa Sakaoğlu ile evlendi. 7yıl ABD’de yaşadılar.

Sakaoğlu, ölme­den önce hayat­ta kalan tek ya­kını kardeşi emekli albay Selahattin İ'yi görmeye gitti. Ancak kardeşi ken­disini kapı­dan kovdu. Bunun üzerine vasiyetini yazdı. Fatih'teki dairesinin satılmayıp, kirası ile bankada mevcut dolar ve Türk lirası­nın (16 milyon TL) sonsuza dek bankada kalmak şartıyla faizlerinin her üç ayda bir alınarak, Fatih itfaiye erleri­nin müdüründen kapıcısına kadar aynı miktarda ödenme­sini istedi. Ayrıca manevi oğlu Mustafa B'ye enflasyona göre otomobil ile geçineceği para­nın toplanan faiz ve kiradan peşin verilmesini istedi.

Sakaoğlu, eşini kaybettik­ten dört yıl sonra 2003'te, 94 yaşında hayatını kaybetti. Sakaoğlu'nun mirasçıları 2004'te mirasın belirlenmesi için mahkemeye başvurdu. Mahkeme mirası 6 pay kabul etti. 2 payı kardeşine, kalanı da yeğenlerine bölüştürüldü. Bu sırada vasiyetna­me ortaya çıktı. Sakaoğlu‘nun hayattaki kardeşi Se­lahattin İ. ile 4 yeğe­ni vasiyet­namenin iptalini istedi. İs­tanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'n­de açılan dava 18 yıl sürdü. Dava devam ederken Selahattin İ. öldü. Bu sırada Fatih İtfaiyesi'nde çalışan çaycıdan müdüre 316 itfaiyeci vasiyetnamenin leh­tarı olmak için mahkemeye başvurdu. Mahkeme dosyayı bilirkişiye gönderdi. Bilirkişi 263 itfaiyeciyi lehtar saydı. Vasiyetnamenin iptali dava­sını reddetti. Yargıtay kararı onadı. Şimdi itfaiyeciler dört gözle paylarına düşen mirası bekliyorlar.

İlyas Gülel

BÜROKRAT BİLE LİSTEDE

SAKAOĞLU vasiyetname­sinde itfaiyeciler ve manevi oğlunun dışında banka müdür yardımcısı, maliyecisini, avuka­tını, vali yardımcısı tanıdığını da aynı şartlarda mirastan faydalanacaklar arası­na yazdı.

Vasiyeti duyan ‘Ya tutarsa' diyerek koştu

VASİYETNAMENİN iptali davası devam ederken 8 yıl önce yüz kadar itfaiye çalışanının avukatı İlyas Gülel, mirastan kimlerin hak alabileceğine dair ‘Tenfiz' davası açtı. Gülel “Tenfiz davasında ne kadar para alacak­ları belli olacak. Faizi ile paranın ne kadar olacağı hesaplanacak. Ne kadar faiz işlediği belli değil. Sakaoğlu'nun öldüğü tarihte Fatih itfai­yesinde çalışanlar lehtar olabilecekler” dedi. Tenfiz davasına 350'nin üzerinde kişi davacı olabilmek için di­lekçe verdiğini belirten Gülel “Türkiye'nin dört bir yanın­dan bu davaya katılmak için yolu itfaiyenin kenarından geçenler bile dilekçe veriyor. Nasrettin Hoca misali ‘ya tutarsa' diyerek davaya katı­lıyorlar” diye konuştu.

Sakaoğlu'nu ikinci yangından İlyas Kuşaklı kurtardı.

Kahraman itfaiyeci o yangını anlattı

MAHMURE Sakaoğlu'nu ikinci kez alevlerin arasından kurtaran itfaiye eri İlyas Ku­şaklı 2000 yılındaki olayı şöyle anlattı: Eve 6 araçla gittik. Yan­gını kontrol altına almaya çalı­şırken içeride yaşlı bir hanımın olduğu söylendi. Biz kurtarma timi olarak merdivenden çıktık. Diğer arkadaşlar da apartman merdiveninden çıktı. Arkadaş­ların yardımıyla beraber çelik kapıyı açıp içeri girdim, Mah­mure Hanım'ı merdivendeki arkadaşlara verdim. Mahmure Hanım'la oradan tanışıyoruz. Kardeşine gidiyor, kardeşi ken­disini kabul etmeyince valiliğe geliyor. Sonuçta ‘Ben mirası­mı itfaiyecilere bırakacağım. Başka kimsem yok' diyerek evraklarını düzenletiyor. 2003 tarihinde de Mahmure anamızı kaybettik. Mahmure annemizi biz sadece yangında gördük, daha hiç bir şekilde göremedik.

Loading...