Sözcü Plus Giriş

Papatyaların doğuşu, açışı, soluşu

Turgut Özal’ın eşi Semra Özal, varlıklı kadınlarla kurduğu vakıf ile büyük ün yaptı. ANAP’ın kadın kolları gibi çalışan ‘Papatyalar’ her yerde söz sahibiydi. Özal eşine ve üyelere destekti...

Emin ÖZGÖNÜL
Güncellenme: 11:33, 11/10/2020
Papatyaların doğuşu, açışı, soluşu

Türk siyasi tarihinin yakın dönemi, birçok olay ve anı ile dolu… Bazıları çoktan unutuldu, bazılarının ise unutulması mümkün değil… “Yakın tarih Manzaraları” unutulmayan bir “Fırst Lady” ve “Papatyalar” ile başlıyor…

12 Eylül'den sonra yeniden siyasi hayata geçiş ile birlikte 1983 yılı sonunda Turgut Özal dönemi açılmış, eşi Semra Özal da “Fırst Lady” unvanını almıştı. Ama Semra Özal farklı bir “First Lady” idi. Puro ve viski içer, eğlenceyi çok sever, şen kahkahalar atar ve bu yaşantısını da hiç gizlemezdi.

Turgut Özal'ın 1983 yılı Kasım ayında seçimi kazanıp Başbakan olduğu andan itibaren sahnenin en ön saflarında Semra Özal da vardı. Eşinin Başbakanlık görevindeki ilk yılında beklenmedik bir şey yaptı ve Vizon dergisi için “Güz giysileri” defilesine çıktı. Manken gibi fotoğraflar çektirdi. Eleştirilere ise hiç aldırmadı. “İngiltere kraliçesi de yapıyor” dedi ama İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği, “Kraliçemiz mankenlik yapmaz” diyerek sitem etti.

‘HEPSİNİN YERİ AYRIDIR'

Anavatan Partisi 4 eğilimden oluşuyordu ve önemli oranda muhafazakar bir grup vardı. Konya Milletvekili Mehmet Keçeciler bu grubun başını çekerken, Semra Özal'ın tavırlarının kendilerine oy kaybettirdiği savunuluyordu. Ama bu eleştiriler de Semra Özal'ın hızını kesmedi. ''Kuran da okurum, eğlenceye de giderim, 5 vakit namazımı kılarım. Davete gidip viskimi de içerim. Hepsinin yeri ayrıdır'' dedi.

Sonra, “Türk Kadınını Güçlendirme ve Tanıtma Vakfı” adıyla bir vakıf kurdu. ANAP Milletvekillerinin eşlerinin yanı sıra, eşleri varlıklı ne kadar kalbur üstü kadın varsa, bu vakfa üye oldu. Herkes onları vakfın ambleminden dolayı “Papatyalar” adıyla anmaya başladı.

ANAP'ın kadın kolları gibi çalışan vakfın üyeleri yurt içi geziler yapıyor, illerde Valiler tarafından karşılanıyor, bir dedikleri iki edilmiyordu. Semra Özal da “Papatyalar” grubunun kraliçesiydi…1986 yılında kurulan vakfa hemen “Vergi muafiyeti” tanındı. Bakanlar Kurulu'ndan geçen kararnamenin altında tahmin edileceği gibi, Papatyaların manevi lideri Başbakan Turgut Özal'ın imzası vardı…

ONLAR DA ÖKSÜZ KALDI

Vakıf 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatından sonra ise eski gücünü kaybetti, Semra Özal'ın çevresi boşaldı ve papatyalar da öksüz kaldı… Zaman zaman yine etkinlikler düzenleyen vakıf, en son geçen yıl mayıs ayında lüks bir otelde düzenledikleri yemek ile kendini hatırlattı. Yemeğe Sema Özal'ın yanı sıra, vakfa destek olmak üzere cemiyet hayatının ünlü isimleri de katıldı. Papatyalar, şarkıcı Alican ve Bahar Öztan'ın şarkıları ile eğlendi.

DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN GELİYOR?

Gazeteci Yavuz Donat Anavatan Partisi iktidarını ve Özal hükümetini uzun yıllar yakından izledi. Papatyalar konusunda şöyle konuştu: “Bayan Özal bir vakıf kurmuştu, Türk Kadınını Güçlendirme Vakfı. Papatyalar hiç gündemden düşmüyordu. Geziler, geceler, davetler, değişik etkinlikler, renkli görüntüler… Dönemin muhalefeti, Meclis'e bir önerge verip “Değirmenin suyu nereden geliyor? Vakıf neler yapıyor, kurucuları kimler? Servetleri nedir, araştırılsın” dedi. Önerge kamuoyundan da destek buldu. ANAP yönetimi ise ‘Tamam ama bütün vakıflar, kurucuları, yöneticileri, gelirleri araştırılsın' önerisi getirdi. Binlerce isim vardı ve olay sulandırıldı. Konu unutuldu, kapandı gitti.”

KOY BİR KASET SEMRA HANIM

Turgut Özal, eşinin ve papatyaların ön planda olmasından rahatsız değildi. 1988'de, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü eşiyle birlikte açtı. Açılış sonrası köprüden ilk geçen de Özal çiftiydi. Aracı Turgut Özal kullanıyor ve eşine “Hadi bir kaset koy da neşelenelim Semra Hanım” diye sesleniyordu. Bu sözler, Özal'ın unutulmaz replikleri arasına girdi. Türk kadınına yardım amacıyla kurulan vakıf, yıllarca, yaptığı işlerden çok, düzenlediği görkemli davetlerle Türkiye'nin gündemine oturdu. Dönemin önde gelen iş adamı, politikacı ve bürokratlarının eşlerinin üye olduğu vakıf, nikahsız çiftlere toplu resmi nikah kıyılmasına önayak oldu, binlerce çocuğu da sünnet ettirdi.

‘ERKEK PAPATYA' DÖNEME TANIKTI

Papatyaların tümü kadındı ama içlerinde kendilerine “Erkek Papatya” adı yakıştırılan iki isim de vardı. Bunlardan biri ANAP Milletvekili ve Milli Savunma Bakanı Ercan Vuralhan, diğeri de Semra Özal'ın basın ve halkla ilişkiler danışmanı gazeteci Vehbi Dinçcan'dı. Dinçcan hayata veda etmeden önce ‘Erkek Papatya-Bir Döneme Tanıklık' adını taşıyan bir kitap da yazdı.

Bir anısını ise şöyle aktarıyor: “Azerbaycan seyahatimizde televizyon Semra Özal'dan bahsediyordu. Spiker ‘Sevgili zeyirciler Türkiye prezidantı Durgut Ozal'ın avradı, Bakü şehrine gelmiştir. Bütün karhaneler kapanmıştır' deyince beynimizden vurulmuşa döndük. Meğer karhane dükkan anlamındaymış.”

“HASBAHÇE’DE SONBAHAR’A ANINDA YAYIN YASAĞI GELDİ

Papatyaların ilk skandalı Yıldız Sarayı “Hasbahçe” de patladı. Semra Özal ve papatyalar, Osmanlı giysileri içinde bir davet veriyordu. Tüm papatyalar bu abartılı kostümleri giymişti. Davet, Özal ailesine  “Hanedan” yakıştırmasına neden oldu. Ünlü gazeteci Bekir Coşkun bu davetten yola çıkarak “Hasbahçe'de Sonbahar” adlı bir yazı dizisi yazdı.

Ama diziye hemen yayın yasağı geldi. Bekir Coşkun ise aynı diziyi biraz değiştirip “Saltanat Kayığı” adıyla kaleme aldı. Bu kez de gazete toplatıldı. Bekir Coşkun ise tepkisini, “Abdülhamit, Turgut oldu'' diyerek dile getirdi. Semra Özal ve papatyalar, Kültür Bakanlığı'nın Londra'da düzenlediği “Muhteşem Süleyman” sergisinin açılışını yaptı. Konuşma metninde Kanuni'nin anlamı “Law making” (kanun yapmak) olarak yazılmıştı. Ama Semra Özal, bu bölümü yanlış telaffuz edip ‘‘Love making” (aşk yapmak) deyince Prenses Diana, kahkahayı basmıştı.