Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
‘Siyasete ‘kadın eli’ adalet için değmeli’
‘Siyasete ‘kadın eli’ adalet için değmeli’
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) Genel Başkanı Nuray Karaoğlu, kadınların siyasetteki mücadelesini SÖZCÜ'ye anlattı.
Yüksel ŞENGÜL
Yaşam 13 Mart 2019 - 09:30

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) 1997 yılında 19 öncü kadının girişimiyle siyasette kadınların var olması adına mücadele etmek için kurulmuş bir dernek. KADER Genel Başkanı Nuray Karaoğlu ile derneğin kuruluş amaçlarından hedeflerine, Türkiye’de kadınların siyasetteki mücadelesinden 31 Mart’taki yerel seçimlere kadar her şeyi konuştuk.

Derneği’nin kuruluşu ve hedefleriyle ilgili neler söylersiniz?

KADER 22 yıldan bu yana mücadelesini sürdürüyor. Amacımız ve hedefimiz, kadınların siyasi ortamda sesini ve sözünü yükseltmesini sağlamaktır. Kurucu başkanımız rahmetli Şirin Tekeli’dir. Türkiye’de kadın ve siyaset konusuna ilk kez dikkat çeken akademisyendi kendisi. 1977’lerde bu konudaki tezini hazırlarken akademisyen arkadaşları tarafından bile alaya alınması bu konunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Kadın ve siyaset…

Kadın ve siyaset, hem ayrılmaz bir bütündür hem de iki farklı düşünceyi içinde barındıran kavramlardır. Yıllardan beri KADER kadınları, bu konudaki mücadelesini sürdürmektedir. Derneğimizin beş şubesi ve beş temsilciliği yoğun bir tempoyla çalışmaktadır.

Bu dernekteki kadınlarımızın siyasi görüşleri aynı mıdır farklı olanlar da var mıdır?

Çok önemli bir soru bu. Tüzüğümüzün en önemli maddesi gereğince parlamentoda temsil edilen her siyasi partiye eşit mesafe ilkesini korumaktayız. Hem siyasetle ilgili olup hem de tarafsız kalabilmek bugünlerde çok zor olsa da bu çeşitliliğe çok önem veriyoruz. Derneğimizde bütün partilerden kadın üyelerimiz bulunmaktadır.

Siyasete kadın eli neden değmeli?

Öncelikle bu meseleyi insan hakları açısından ele almak lazım. Dünyada iki cins var, kadınlar ve erkekler. Bunları yarı yarıya değerlendiriyoruz. Bir cinsin diğer cinse karşı üstünlük tanıması, temelde eşitsizlik yaratıyor. Bu eşitsizlikten de adaletsizlik ortaya çıkıyor. Siyasete kadın eli adalet için değmeli.

Kadın eli değen her şey güzelleşir mi?

Kadın elinin değmesiyle her şeyin güzelleşmesi, kadının mutlaka her işi mükemmel yapacağı anlamına gelmiyor. Ancak şu var, her iki cinsin ihtiyaçları farklı. Erkekler kendi ihtiyaçlarını biliyorlar, kadınlar kendi ihtiyaçlarını biliyorlar. Bir kadın, evdeki ihtiyaçların ne kadar arttığını, yoksulluğun onu ne kadar etkilediğini, istihdamda var olmayışının sorunlarını, mahallesinde yeşil alan olmamasını, şiddete uğradığında gidebileceği bir sığınağın bulunmamasını, çalışmak istediğinde çocuğunu bırakabileceği bir kreşi bulamamasını çok iyi biliyor. Bu ağır sorumluluk aslında hegemonik bir bakış açısını da içeriyor. Bu yüzden biz diyoruz ki, eğer karar alma mekanizmasında kadınlar da olursa, kendi ihtiyaçlarını çok daha net şekilde anlatabileceklerdir.

Ayrıca kadın daha duyarlı değil midir?

Genele bakıldığında kadın savaş istemez, yoksullukla mutlak bir mücadele içindedir, çevreye ve hayvan haklarına karşı daha duyarlıdır, hem cinslerinin ihtiyaçlarını daha iyi bilir. Bu bilgiler de çözüm odaklıdır. Kadının siyasette olması, sorunların çözümü için çok önemlidir. Kadınlarla ortaklaşmayan hiçbir siyaset başarılı olamaz.

Atatürk, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını verdi.

1934’te Atatürk, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verince 1935’te de 17 kadınımız Meclis’e girdi. 1930’da kadınlarımız yerel seçimlerde seçme ve seçilme haklarını kullanmaya başladılar.

Ama istenen, beklenen gelişme olamadı ne yazık ki…

1930’dan günümüze 88 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki mekanizmanın tamamen erkek egemen bakış açısıyla işlediğini, kadınları yok sayan ve görmezden gelen bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Yoksa, kadınlar siyaset alanında isteksiz ve başarısız değiller. Seçilen kadınların da başarılı olduklarını görüyoruz.

31 Mart Yerel Seçimleri’ne kadınların katılımları nedir?

Marmara bölgesinde tek kadın belediye başkanı olarak Avcılar’da Handan Toprak vardı, bir daha orada görev yapmasına izin verilmedi. Koskoca Türkiye’de sadece 23 kadın il belediye başkan adayı bulunuyor. 1930’dan günümüze kadar 88 yılda Türkiye genelinde 31 bin erkek belediye başkanı olurken, kadınlarımızın sayısı ise sadece 119’da kalmış. Eşitsizliğin, adaletsizliğin, erkek egemen bakış açısının ne boyutlarda olduğunu zaten bu iki rakamda görüyoruz.

Kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını veren Atatürk, hayatta olsaydı böyle mi olurdu?

Atatürk yaşasaydı, kadınlarımızın seçilme hakkı sağlıklı bir şekilde gelişecekti mutlaka. Şöyle bir anı var o günlerden. Atatürk, kadınların ilk kez katıldığı genel seçimde 40 kadın milletvekilin olmasını öneriyor. Daha sonra Bakanlardan birisi ‘Paşam, biz 40 değil 17 kadın vekilin olmasını düşündük, ne dersiniz?’ diyor. Atatürk şu cevabı veriyor:
‘Bir gün kadınlar çoğunlukta olursa siz o koltuklarda nasıl yer alacaksınız, aynı bakış açısı onlarda da olursa siz ne yapacaksınız? Bu konuyu iyi düşünün.’
Bu konuşma Atatürk’ün ne denli demokrat, ne denli adil ve ne denli çağdaş olduğunun çok somut bir kanıtıdır.

Bazı siyasetçiler “Biz seçilmelerini istiyoruz ama kadın aday yok ki!” diyor…

Ne yazık ki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Kadın aday olsun istiyoruz ama içimizdeki kadın adaylarımız bile bize erkek aday öneriyorlar’ şeklinde talihsiz bir açıklaması olmuştu.

Durum size göre böyle midir?

Hayır, hiç de öyle değil. KADER içinde olan pek çok arkadaşımız siyasetle ilgileniyor. Aday adayı olan çok fazla kadın var içimizde. Dolayısıyla kadınların mücadelesine yakından tanık oluyoruz. Kendilerinin listelerde 5. sıradayken, akşam yatıp sabah kalkınca isimlerinin 20. sıralara gerilediğini görüyoruz.

Türkiye’de il ve ilçeler bazında toplam kaç kadın belediye başkan adıyı bulunuyor?

Türkiye genelinde il ve ilçe bazında toplam erkek belediye başkan aday sayısı 3 bin 646, kadın aday sayısı ise sadece 245… Kadın adayların oranı, yüzde 6. 72… Bugün Türkiye’de 50 bin 200 küsur muhtar varken, bunlardan sadece 674 tanesi kadın… Kadın muhtarların Türkiye genelindeki oranı yalnızca 1. 34… Kadınlarımızın seçimlerde olmadığını söylemek en doğrusudur.

Bunun nedeni ya da nedenlerini söyleyebilir misiniz?

Kadınlarımız ne yazık ki hala sadece seçmen olarak değerlendiriliyor. Seçim döneminde partisi için çalışan ve kapıları çalıp oy isteyen, arka planda hiç durmadan didinip duran kişiler olarak değerlendiriliyor.

Siyasetin karıncaları…

Çok doğru söylediniz. Kadınlarımız siyasetin karıncalarıdır. Bıkmadan usanmadan çalışıp dururlar. Siyasetteki erkekler, göreve gelen kadınlara ‘Eğitimi nedir, yabancı dil biliyor mu?’ şeklinde yaklaşırlar. Kaç erkek aday için bu sorular soruluyor acaba? Bu ülkede diploması olmadığı halde ‘Var’ diyen siyasilerin olduğunu çok iyi biliyoruz. Siyaset yolunda kadınlarımızın önünde ciddi bariyerler bulunmaktadır. Erkekler, elde ettikleri koltukları kadınlara vermek istemiyorlar.

“Kadın yoksa adalet yok” diyorsunuz…

Çünkü, eşitsizliğin olduğu yerde zaten adalet olmaz.

“Kadın yoksa özgürlük yok” diyorsunuz…

Çünkü, kadınlar hayatın her alanında özgür ve eşit değiller, ayrımcılığa tabii tutuluyorlar. Kadının evden çıkmasının bile tartışıldığı bir zamanda hangi özgürlükten söz edebiliriz.

“Kadın yoksa demokrasi yok” diyorsunuz…

Çünkü, kadınlar siyasi kararlara katılamıyorlarsa, eşit şekilde karar alma mekanizmalarında temsil edilemiyorlarsa, demokrasi de yok demektir. Demokrasi eşitliği savunur…

Son güncelleme: 09:31 - 13.03.2019