Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Sokak hayvanları için adanmış bir ömür
Sokak hayvanları için adanmış bir ömür
Hayvanların Yaşam Hakları Konferedasyonu (Haykonfed)  Başkanı ve (DOHAYKO) Doğayı Hayvanları Koruma Derneği Genel Sekreteri Nesrin Çıtırık, sokak hayvanlarının hakları ve yaşama tutunmaları için amansız bir mücadele içinde. Çıtırık, “İnsana şiddet uygulayanların, geçmişlerinde mutlak hayvana şiddet var” diyerek bu yolda verdiği mücadeleyi anlattı.
Mehmet SERBES
Yaşam 18 Ekim 2020 - 09:22

Bize kendinizi ve konfederasyonunuzu tanıtır mısınız?

Adana merkezli DOHAYKO Doğayı Hayvanları Koruma Derneği Genel Sekreteri, Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkanıyım. Konfederasyonumuz Ege Hayvan Hakları Federesyonu, Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu, Kardeniz Hayvan Hakları Federasyonu ve Marmara Hayvan Hakları Federasyonu olmak üzere 4 federasyondan oluşuyor. Ulusal çapta hayvanların yaşam hakları için, resmi kurumların yasaya uygun çalışmalarını sağlamak üzere ciddi boyutta kurumsal ve lobi çalışmaları yapıyoruz. Yıllarca çalışan üreten bir kadın olduğum için, Adana İş Kadınları Derneği'nin de üyesiyim . Şimdilerde hayatımın yörüngesi hayvanlar için verdiğim savaş oldu.

TÜRKİYE SOKAK HAYVANLARI İÇİN CEHENNEM

Ne zamandan beri hayvanları korumak için çalışıyorsunuz?

2000' li yılların başında, bir arkadaşım beni o zamanki Adana Büyükşehir Belediye barınağına götürdü. Oradaki aç hayvanların birbirlerini yedikleri, susuzluktan can verdikleri ve hastalık dolu bir esir kampı ile karşılaştığım gün.  Önce Adana'daki barınağı ölüm kampı olmaktan kurtarmayı hedefleyerek çalışmalara başladım. O dönemlerdeki Belediye Başkanı Aytaç Durak'tan, günün koşulları çerçevesinde hayvan haklarına ciddi destekler sağlandığını söyleyebilirim. Diğer hiç bir başkan için bu sözü kullanamam. Hepsi durumu geçiştirdiler. Sonra Türkiye'nin tüm şehirlerinin hayvanlar için bir cehennem olduğunu görünce gelen imdat seslerine el vermeye başladık mecburiyetten ulusal bir STK yapısı oluşturduk  ve ulusal STK lar kurduk.

Bu konuda şimdiye kadar yaptığınız çalışmaları özetler misiniz?

Önceliğimiz, başta belediyeler olmak üzere, Hayvanları Koruma Kanunu'nu uygulamakla yükümlü olan diğer tüm kurumları yasal görevlerini yaptırmaya yönelik çalışmalar oldu. TBMM, bakanlıklar, valilikler, kaymakamlıklar, DKMP müdürlükleri, müftülükler gibi tüm kurumları yasanın onlara verdiği görevlerini yaptırmak oldu. Ama bunun için sivil toplum önderleri, rol modeller, muhtarlar ve basın olmak üzere demokratik kuruluşlara da ulaşmaya çalıştık. Türkiye'de 1389 belediye var. Bunların en az 300 küsuruna ben gittim, halen 900 de fazla belediye ile kurumlar ve gönüllüler bağlamında iletişim halindeyiz. Daha doğrusu bir tür savaş halindeyiz. Çünkü belediyeler 2004 yılına kadar bütçelerine zehir ve kıyma koyan kuruluşlar olduğu için, 2004 yılında çıkan ve ana ilkesi kısırlaştırma olan kanunu uygulamamakta direniyorlar. Hala daha da örtülü öldürmeler yok etmeler yapıyorlar.

Sizce bu çalışmaların içinde en değerli olanı hangisiydi?

Hayvansever kitleye hayvan hakları savunmanın sadece beslemek olmadığını, yasalara ve mevzuata hakim olarak, kitle desteği sağlayarak belediyelere başta kısırlaştırma olmak üzere yasal görevlerini yapmanın önem taşıdığını büyük ölçüde anlattığımızı düşününüyorum. Belediyeler karşısında yalvaran kişiler değil, yasaya sırtını dayamış eşit muhataplar olarak çıkmanın önemini anlattığımı düşünüyorum. Haklarını öğrenmenin önemini öğrettik. Kanun konuşmayı yasal haklarını söke söke almayı öğrettik.

1389 BELEDİYEDEN SADECE 234'ÜNDE BAKIMEVİ VAR

Şimdiye kadar yaptığınız çalışmaların hangi olumlu sonucunu gördünüz?

2000' li yılların başında girdiğim bu mücadelede büyük mesafeler aldığımızı düşünüyorum. Belediye bütçelerine resmen zehir kıyma koyan belediyeleri artık yaşatan kurumlar haline getirme konusunda yasal boyutta mesafe aldığımızı düşünüyorum. Hayvanları Koruma Kanunu dünyaya örnek bir kanun olarak 2004 yılında çıktı ama, TCK kapsamında olmadığı için ve belediye başkanlarına idari yaptırım ve ceza olmadığı için, başta kısırlaştırma olmak üzere kanunun ana maddesi yerel yönetimlerce uygulanmadı. Şöyle anlatayım, 1389 belediyeden sadece 234 ünde bakımevi var, ve sadece 30 küsur tanesi kısırlaştırma ve tedaviyi gerçekten yapıyor. Belediye başkanları, hayvan haklarında toplumun çok gerisindeler. Bütçeye zehir kıyma parası koyma kültürünün kalıntısı olarak yapmaları gereken kısırlaştırma ve diğer hizmetleri yapamıyorlar. Sistem şöyle gidiyor, belediyeler kısırlaştırma yapmıyorlar, hayvanlar çoğalıp vatandaş şikayet ettikçe, hayvaları toplayıp birazını öldürüyorlar, birazını da dağa taşa çöplüklere ormanlara ve daha kötüsü başka şehirlere atıyorlar. Hayvanlar orada da hızlı üremeye devam ediyor.

Kendinizi hayvansever olarak başarmış hissediyor musunuz?

Evet, çünkü belediyeler üzerinde vali ve kaymakamların denetim, inceleme ve soruşturma açma yetkisini içeren İçişleri Bakanlığı genelgeleri peş peşe yayınlandı. Yeni çıkacak kanunda belediyeler de idari yaptırım ve ceza kapsamına alınacak. Yani, kısırlaştırma yapmayan, tedavi ve bakım yapmayan belediyeler hakkında soruşturma açılması yeni kanunda da yer alıyor. 20 yıl önce insanlar ‘afedersiniz hayvan' derken, bugün bir kedinin başı ezilse toplumun her kesiminden tepki geliyor. İnsan öldürmek ile hayvan öldürmenin arasının bir adım olduğunun herkes farkında. İnsana şiddet uygulayanların, geçmişlerinde mutlak hayvana şiddet var. Bu anlamda da hayvana şiddetin bir ön alarm olduğunu kitleler görmeye başladı.

Hayvanları korumak adına şu an geldiğimiz yer neresidir?

Belediyeler üzerinde, hayvanları koruma kanunu uygulanması sürecinde  idari yaptırım ve soruşturma yetkisinin valilik ve kaymakamlıklara verilmesidir.  Daha önce bu idari ve cezai yaptırım yoktu. Her şey belediye başkanlarının iki dudağı arasında idi. Ne kısırlaştırma yaptırdılar, ne yasal hüküm olan bakımevleri kurdular. Kurulanlar da hayvanların ölüme mahkum oldukları ölüm kampları idi. Önce genelgeler ile geldi ve şimdi de yeni çıkacak kanunda olmasını bekliyoruz.