Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Truva Atı ve Fatih Sultan Mehmet’in ortak noktası
Truva Atı ve Fatih Sultan Mehmet’in ortak noktası
Truva Atı'nın ve Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederken kullandığı gemilerin, Kaz Dağları'nda yetişen Köknar ağacından yapıldığını biliyor muydunuz?
Hale Ceylan BARLAS
Yaşam 5 Kasım 2017 - 11:42

Antik Tarih Yazarı Homeros’un ‘Vahşi hayvanların anası, kaynağı bol, Bin Pınarlı İda’ olarak nitelendirdiği Kaz Dağları, mitolojide önemli bir yere sahip. İsminin Giritli denizciler tarafından Girit’te Zeus’un doğduğu dağa atıfta bulunmak için İda konduğu da mitolojide yer alıyor. Efsaneye göre Tanrılar Truva Savaşı’nı burada izlemiş, Afrodit ise ilk kez İda Dağı’nda aşık olmuş. Hatta Hera, Afrodit ve Atena’nın katıldıkları, tarihteki ilk rüşveti teklif ettikleri, 10 yıl sürecek olan ve Truva Savaşı’na neden olan, o meşhur güzellik yarışması da burada yapılmış. Yine Aristo, ilk felsefe okulunu burada açmış.
trojan-horseKaz Dağı eteklerinde tarih boyunca pek çok yerleşim kurulmuş. Yörenin ilk sakinleri Karlar, Troyalılar, Lelegler, Luviler ve Ledler’dir. 13’üncü yüzyılda bölge Türkler’in eline geçti. Doğudan bir çok Türkmen aşiretleri gelerek bölgeye yerleşti ve burayı Türkleştirdi. 13’üncü yüzyılın sonlarında ise Karesi Beyliği kuruldu. Yarım asır hüküm sürdükten sonra Osmanlıların hakimiyetine girdi.
goknarKaz Dağı köknarı ile de ünlüdür. Truva Atı’nın bu köknardan yapıldığı söylenir ve bu nedenden dolayı da bir diğer adı Truva Çamı’dır. Yine tarihte yer alan bir bilgiye göre İstanbul’un fethinde kullanılan gemilerin yapımında Truva Çamı kullanılmış.

Sarıkız Tepesi

Sarıkız Tepesi

Peki nasıl olmuş da İda Dağı adı Kaz Dağı’na dönüşmüş? Orta Asya’dan Anadolu’ya yerleşen Türkler, müslümanlık dinini kabul etmişler, ancak daha önce sahip oldukları Şaman Dini’nin bazı ögelerini de korumuşlar. Örneğin Şaman inanışında kaz, Göktanrı’yı sırtında taşıyan kaz motifiyle, Baş Tanrı’yı doruklarında taşıyan dağ motifi özdeşleşinde, kadın eren, karataş, kaz figürleri öne çıkar ve bu şekilde İda yerini Kaz Dağı’na bırakır…

Dağın tepesinde hava sıcaklığı, normalden 15 derece daha düşük ve şiddetli rüzgar zaman zaman tüm yüzünüze çarpabiliyor...

Dağın tepesinde hava sıcaklığı, normalden 15 derece daha düşük ve şiddetli rüzgar zaman zaman tüm yüzünüze çarpabiliyor…

İşte Mitoloji’de böyle önemli bir yere sahip olan Kaz Dağları’nı merak ettik ve Tatilbudur.com’un “Ünlülerle Geziyorum” projesine dahil olduk ve yazar Orhan Bahtiyar ile Antik dönemde ‘İda' olarak anılan Kaz Dağları'nı keşfe çıktık. Hemen söyleyelim, buraya giderken ister yaz, ister kış olsun. Yanınızda mutlaka mont bulundurun. Zira dağa çıktığınızda normal hava koşullarından ortalama 15 derece daha soğuk bir ortama giriyorsunuz. Saatte 80 kilometre hızla esen rüzgar da cabası…

Sarıkız Tepesi'ne çıkanlar, burada dilek diliyor...

Sarıkız Tepesi’ne çıkanlar, burada dilek diliyor…

Gezimize öncelikle o meşhur Kaz Dağları ile başladık. Yolumuz uzun, bir o kadar da tehlikeli. Kendine güvenmeyen, adrenalin sevmeyen için gerçekten zor bir seyahat. Çünkü tek arabanın geçebileceği, yolu olmayan dağın içinden zirveye ulaşmamız gerekiyor. Yolda giderken uçurumun kenarından ilerliyorsunuz. Dolayısıyla kendi aracınızla gitmemenizi öneririz. Güvenli bir yolculuk için safari araçlarına ve tabii ki bir rehbere ihtiyacınız olacak… 1726 metreye ulaşmak haliyle zor ve uzun… Milli Park’ın içinden başlayan yolculuk yaklaşık olarak bir buçuk saat sürüyor. Aralarda mola verip, doğanın güzelliklerine şahitlik etmek de şart… Dağa çıktığınızda gördüğünüz manzara gerçekten hayranlık uyandırıyor.

Dağa çıkmak istiyorsanız kesinlikle Safari araçlarını tercih etmelisiniz...

Dağa çıkmak istiyorsanız kesinlikle Safari araçlarını tercih etmelisiniz…

Soluğu Sarıkız Tepesi’nde alıyoruz. Bu tepenin hüzünlü bir hikayesi var… Sarıkız, babası ile yaşayan çok güzel bir kızdır. İsteyeni o kadar çoktur ki, buna rağmen birine bile yüz vermez… Haliyle köyde dedikodular alır başını gider. Hatta ‘Kötü yola düştü’ gibi iftiralar da atarlar. O sırada Hacda olan baba ise köye yeni dönmüştür. Köylü babanın yüzüne bakmayıp selam dahi vermeyince ne olduğunu anlamaya çalışır. Konuşulanlar karşısında çaresiz kalan baba, köyde yaşayabilmesi için namusunu temizlemek zorundadır. Ama kızını öldürmeye de kıyamaz. Yanına bir kaç kaz alıp, kızını Kaz Dağı’nın zirvesine götürüp, nasıl olsa daha fazla yaşayamaz ve vahşi hayvanlara yem olur düşüncesiyle orada tek başına bırakır. Yıllar sonra kızının yaşadığını öğrenen baba soluğu dağda alır. Gerçekten kızı yaşıyordur. O sırada namaz kılmak için abdest almak isteyen baba kızından eline su dökmesini ister. Ne var ki su tuzludur ve babası bu duruma çok şaşırır. Sarıkız da acele ile suyu denizden aldığını söyler ve testisini vadilere uzatır. Oradan doldurduğu suyu babasının eline döker ve baba bir eli denize, bir eli vadiye erişen kızının erdiğini anlar. O sırada hava kararır ve Sarıkız kaybolur. İşte o anda kızına iftira atıldığını anlasa da artık iş işten geçmiştir…

Efsanede adı geçen Sarıkız ve kazları...

Efsanede adı geçen Sarıkız ve kazları…

Safari yolculuğu yorucu, dağ havası çarpınca bir gün içinde maalesef çok fazla etkinliğe katılamıyorsunuz. Biz de dağda yemek yedikten biraz da Milli Park’ı geziyoruz… Burası içinde yaklaşık 800 farklı bitki türü barındıyor… Başta Kaz Dağı köknarı olmak üzere 31 bitki taksonu da bu bölgede bulunuyor.

Antandros Antik Kenti en ilgi çeken alanlardan biri. Roma Villası kalıntıları bulunan kazı alanında, Antik Kente ait izleri görebilirsiniz.

Antandros Antik Kenti en ilgi çeken alanlardan biri. Roma Villası kalıntıları bulunan kazı alanında, Antik Kente ait izleri görebilirsiniz.

Burada gezilecek öyle çok yer var ki… Bunun için kesinlikle minimum 4 gününüzü ayırmanız gerekiyor. Kaz Dağları’nda, Truva Savaşı'ndan, Fatih'in İstanbul'u fethine uzanan tarihi öykülere, köknar ağaçlarının gölgesindeki karaçamın kokusundan, endemik bitki türlerinin asil zarafetine tanıklık etmeniz mümkün. Jeep safarilerle zorlu yolculukların ardından ulaşılan Şahinderesi Kanyonu ve Ayıderesi, Hasan Boğuldu Şelalesi ise ayrıca görülmeye değer güzellikte. “Kaz Dağlarının havası insanın içinden geçermiş” sözünün hakkını vererek nefis havası ve eşsiz manzarasıyla büyüleyen coğrafya buz gibi göletleriyle de doğanın tüm gerçekliğini iliklerinize kadar hissettiriyor.
Kısa seyahatimizde Sarıkız Tepesi, Ayıderesi, Şahindere Kanyonu, Hasan Boğuldu Şelalesi, Roma dönemine ait kazı alanını gezdikten sonra Güre'de bulunan Sarıkız Etnoğrafya Galerisi'ni de ziyaret ettik. Burada Antik Yunan'dan günümüze kadar bölgenin tarihteki yerini, ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin kültür ve sanat anlayışlarını gözlemlemek mümkün. Ayrıca Kaz Dağları'na gelip de yöresel tatları, körfezin lezzetli balıklarını ve organik karadut suyunu denemeden dönmeyin. Özellikle gitmişken kesinlikle zeytinyağı ve salça almayı ihmal etmeyin…
eaeiaeia