Sözcü Plus Giriş

Yokluk, sefalet çoktu ama farklılıkları hissetmezdik

Ekonomist Atilla Yeşilada, eski Türkiye’yi anlattı... Yeşilada, öğrenci olarak tanık olduğu 1970’li yıllar için “Fakirdik, pek çok şeyden mahrumduk, yine de insanlar daha mutlu ve huzurluydu” dedi… Günümüzde halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılardan çıkış için yol gösterdi.

Fatma VURGUN
Güncellenme: 09:48, 28/11/2020
Yokluk, sefalet çoktu ama farklılıkları hissetmezdik

Türkiye'de sokağın da siyasetin de gündemi ekonomi… Halk yoksulluktan yakınıyor. İktidar ekonomide reform vaatlerini dile getiriyor. Ekonomist-yazar Atilla Yeşilada ile ülkenin içinde bulunduğu durumunu konuştuk. Yeşilada, hem kendi hayat hikayesini hem de ‘eski' Türkiye'yi şöyle anlattı:

Annem ve babam Merkez Bankası'nda memurdu. Orta gelirli bir aileydik. Başkalarının zengin olduğunun farkında değildik. Pek de umurumuzda değildi zaten. Ayağım çıplak değildi. 3-5 kuruş da harçlık verirlerdi. O zamanların Türkiye'sinde yokluk, sefalet çoktu ama siz eğer karnınızı doyurup sıcak bir oda da yatıyorsanız kendinizi yoksul hissetmezdiniz.

Zaten o zamanlarda zenginler de kendini belli etmezdi. Zenginlik ayıptı. Tüketim mallarının ithali yasaktı. Benim hayatımın en büyük arzusu, stereo müzik seti sahibi olmaktı. Yani kaset çalan ve iki tane hoparlörü olan bir şey yasaktı Türkiye'de. Kaçak almıştım korkarak, polis bizi basacak diye. Döviz taşımak yasaktı, hapis cezası vardı. Yurt dışına giderken iç çamaşırının lastiğine döviz sokulurdu.

Yine de insanlar daha mutlu ve huzurluydu. Fakirdik, pek çok şeyden mahrumduk ama farklılıkları çok hissetmiyorduk. Rahat bir gençlik geçirdim ta ki 1977'ye kadar. 77'den sonra sağ sol kavgaları başladı.

Kendimi öveceğim tek özelliğim ne olmadığımı çok iyi biliyorum. Bende doktor, mimar, mühendis olacak beyin yoktu. Sanattan da anlamam. Babamla annemden gördüklerim de önemli ama mantıklı bir seçim yaparak üniversite tercihlerinde ekonomi istedim. Girince de çok sevdim. Bence en önemli şey hayattan keyif almak.

Boğaziçi Üniversitesi'nde işletme bölümünü kazandım ama okuyamadım. Çünkü darbeden sonra okumak çok zorlaştı. O yüzden Amerika'ya kaçtım. Bir üniversiteden burs buldum ve 10 yıl boyunca da burslu okudum. Cebimden tek kuruş para çıkmadı, bir de üstüne asistan olduğum için cebime para koydular. Takdirle mezun oldum üniversiteden. Türkiye'ye 90'larda döndüm.

O dönem ekonomi berbattı. Yüzde 70'lere varan enflasyon vardı. Şimdi nasıl insanlar dolar mı alayım, borsa mı yapayım diye düşünüyorsa biz de paramızı nasıl koruruz diye düşünürdük. Özal, döneminin çok büyük hataları vardı ama bazen bir şeyi yapmak için yıkmak gerekir. 70'lerin sonunda yol bitmişti. Dışarı kapalı büyüyemiyorduk ve Özal, bu anlamda kapıyı açtı.

Özal'ın arkasından gelen Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, onlar biraz daha bilge olup uzlaşabilselerdi Türkiye 90'ları kaybetmezdi. Gümrük Birliği mesela akıl almaz bir fırsattı ama biz onun üstüne hiçbir şey koyamadık. Gümrük Birliği'nden hızla Avrupa Birliği üyeliğine hareket etseydik, o reformları yapabilseydik Türkiye bambaşka bir yer olurdu.

Yeşilada, “Türkiye'de sefaletin getirdiği meslekler var. Buna çözüm bulunmalı” dedi.

‘Eğer müteahhitlere rant aktarılmazsa krizi aşarız'

Ekonomist Atilla Yeşilada, AKP iktidarının ekonomi yönetimini ise şöyle analiz etti:

Biz hep Sayın Berat Albayrak'a fırça attık ama Albayrak uygulayıcıydı. Bütün kararları Erdoğan veriyor. Dolayısıyla Naci Ağbal ya da Lütfi Elvan da bu işi becerebilecek kapasiteye sahipler. Naci Ağbal ya da Lütfi Elvan da yönetemezse suç onlarda değil.

Türkiye'nin yurt dışında inanılmaz bir ekonomi birikimi var. Bugün hangi üniversiteye gitseniz akıl almaz şeyler yapan Türkler var. Bu insanlar Türkiye'den koparılmış, kovulmuş, hakaret edilmiş. Biz, bilim insanlarının, sanatçıların ya da çok özel insanların rahat konuşabilmelerini, rahat çalışmalarını sağlayamadığımız için hepsi kaçıyor.

Koronavirüs ekonomiyi de etkiliyor… Bütün dünya yeniden kapanmaya başladı. Sayın Erdoğan da bütün gerçekleri sonradan gördüğü gibi bunu da görecek ve biz de kapanacağız. Aslında Türkiye çok sınırlı imkanlarına rağmen insanların canı çok acımadan bu krizi atlatabilir.

TSK'nın en büyük destekçisiyim. Türkiye'nin dış politikasını da destekliyorum ama böyle bir ortamda artık 2 yıl silah yapmazsın, yollar tamir edilmez, peyzaj yapılmaz, müteahhitlere rant aktarılmaz.

Türkiye'deki verginin yüzde 67'si ÖTV, KDV.  Vergi ödeyen bir tane zengin yok. Nedense banka hesaplarından, sosyal medya hesaplarından herkesi yakalayıp içeri alıyorlar da çok kolaylıkla yapılabilecek kişinin banka hesabında dönen 5 milyon doları görüp vergi alamıyor musunuz? Kısa vadede çare bu.

Ama Türkiye'de başka bir sıkıntı da var. Türkiye raf ömrünü doldurmuş mesleklerle dolu. Sefaletin getirdiği sokak satıcılığı var mesela. Bunların biz ne yaparsak yapalım yaşama şansı yoktu. Bunları kaybedeceğiz. Devlet ne yapabilir derseniz eğer bu insanlara başka bir iş bulana kadar para verir, daha kaliteli işler için yetiştirir.

‘Kendimi öveceğim tek özelliğim var'

Atilla Yeşilada, o özelliği, “Ne olmadığımı biliyordum. Bende doktor olacak beyin yoktu. Mantıklı tercih yaptım, ekonomi okudum” diye açıkladı.

Yayınlanma Tarihi:06:24,