Dünyada güçlü uluslar “Devlet kurumlarında liyakat, ehliyet ve adalete” önem veriyor.
Bu nedenle güçlü oluyorlar.
Ülkemizde durum ne?
Son 20 yılda devlette liyakate önem verilmez oldu. İktidar “Liyakat değil sadakat” yani kendine “yandaş” arıyor, liyakatli, ehliyetli kişileri “Mülakat” denilen adaletsiz sistemle kadro dışı bırakıyor!
Devlet kurumları ehliyetsiz kişilerle doldurulunca işler sağlıklı yürümüyor, her şey sarpa sarıyor.
Bugün ülke olarak çektiğimiz sıkıntıların ve gerilemenin temelinde bu sorun yatıyor ne yazık ki...
“Mülâkat” Türkiye için “Felaket” anlamına geliyor.
***
Devlet kurumları liyakatsiz elemanlarla doldurulunca diğer işler gibi ekonomi de bir türlü toparlanmıyor...
17 milyon 200 bin kişi olan yüzde 20’lik varlıklı kesim hariç, geri kalan ülke halkı (68 milyon 800 bin kişi) derece derece yoksullukla mücadele ediyor.
Kurumlar sürekli güç kaybediyor, bazıları çöküşe doğru sürükleniyor.
Tüm bunların sorumlusu, devlete eleman alımlarında “Mülakat sistemini” getirenlerdir.
“Yazılı sınavda 100 üzerinden 100 alsa bile, mülakatta zayıf not verilip, kendi yandaşlarını işe alıyorlar” iddiaları ayyuka çıkmasına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimden önce vatandaşlara “Mülakat sistemini kaldıracağız” diye vaatte bulunmasına rağmen bu yanlış uygulama hâlâ devam ediyor ve iyi eğitimli, pırıl pırıl gençlerimiz kısmetlerini yabancı ülkelerde arıyor.
...Ve Türkiye’deki adaletsiz mülakat sisteminde elenenleri, kıymet bilen yabancı ülkeler “baş tacı” ediyor.
***
Bu gidişatın sonu yok...
Söyler misiniz, “Mülakat sistemi” gibi haksızlık ve adaletsizlik devam ederken, devlet kadroları ehil olmayan kişilerle doldurulurken ülke olarak, koca dağlar gibi üzerimize yıkılan sorunların altından nasıl kalkacağız?
Kalkamayacağız tabii ki...
...Ve bunun faturasını, boynu bükük halkımız ödeyecek!
Bunun adı: Beceriksizlik!
Ekonomimizi yönetenler gerçeklerden çok uzaklar!
9 yıldır çift haneli enflasyonla boğuşuyoruz. 9 yıldır hiçbir hesapları tutmadı.
Bu yıl sonu enflasyon hedefi neydi?
Merkez Bankası “yüzde 16” olacağını iddia etmişti.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bu hedefin tutturulacağından çok emindi.
Peki, ne oldu?
Yılın daha ilk 4 ayında toplam enflasyon yüzde 14.6’ya ulaştı.
Üstelik bu rakamlar Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in tartışmalı verileriyle elde edilen sonuçlar...
Yılın bitmesine daha 8 ay var. Yüzde 16’lık hedef bir hayal oldu ya da başka bir bahara kaldı.
Milletin, bu yönetimin elinde çekeceği daha çok çile var.
Nasıl bir yönetimdir bu, anlamak mümkün değil!
Ukrayna ile Rusya, 4 yılı aşkın süredir savaş halinde... Rusya’nın yıllık enflasyonu yüzde 5.9, Ukrayna’nın yıllık enflasyonu yüzde 7.9... Ya bizde?
Savaşta değil, barıştayız güya... Fakat savaştan beter bir haldeyiz. Yıllık enflasyonumuz yüzde 32.4...
Tam 9 yıldır bu çileyi çekiyoruz. Bu gidişle bir 9 yıl daha aynı derdi yaşayacağımız anlaşılıyor.
Ekonomi yönetimi hiç kusura bakmasın ama bunun adı “Beceriksizliktir!”
Tebessüm
“Kötü günler bitiyor!
Temel kahvede hemşerilerine sormuş:
“Ağalar, beyler, neden ağlaşıyorsunuz?”
“Hayat çok pahalılaştı, kötü bir dönem yaşıyoruz.”
Temel bilgiç bir tavırla konuşmuş:
“O bahsettiğiniz kötü günler artık bitiyor!”
“Hay ağzını sevelim. Ne güzel söz bu böyle?”
“Yoo... Hemen sevinmeyin. Ben ‘Kötü günler bitiyor’ dedim...
“İyi ya işte bitiyor! Neden sevinmeyelim?”
“Daha kötü günler geliyor da ondan!”
GÜNÜN SÖZÜ
Dürüst olalım: Dünyada hiç günah işlemeyen var mıdır?
