İzmir Buca Cezaevi’nde tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, şah damarına yakın boyun kısmındaki kitlenin alınması için geçen hafta (13 Ocak’ta) Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi’nde ameliyat edilmişti. Çalık operasyondan bir gün sonra cezaevine gönderilmişti. Dün akşam ameliyat olduğu bölgede şişkinlik ve kızarıklık olması üzerine tek kişilik hücresindeki acil butonuna basarak görevlilere ağrı ve sızılarını anlatan Çalık’ın enfeksiyon riski de göz önüne alınarak hastaneye götürülmesine karar verildi. Dikişlerinin alınması ve kontrol için bugün cezaevi ring aracıyla İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Çalık, başka bir hastane ve farklı hekimlere gitmek istemediğini, tedavisinin aynı hastane ve hekimler tarafından devam ettirilmesini istedi. Resmi başvurusu kabul edilmeyen Çalık Şehir Hastanesi’nin önüne getirildi. Çalık araçtan inmedi ve başka hastanede tedavi dayatmasını reddetme hakkını kullandı.

“ASLAN GİBİ ADAM ÖLÜYOR”

Olay ülke kamuoyunda tepki oluşturdu. Bunun üzerine Çalık Şehir Hastanesi’nden Buca Cezaevi’ne, oradan da Katip Çelebi Hastanesi’ne götürüldü. İzmir’e gelerek her iki hastane önünde ayrı ayrı açıklamalar yapan CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, resmi başvuruların kabul edilememesi ve Çalık’ın farklı bir hastaneye götürülmesi hakkında yetkililerin “Prosedür böyle” dediğini aktararak tepki gösterdi. Akdoğan, “Siz anayasaya uymayan insanlarsınız. Prosedürünüz batsın. Murat Başkan oradan oraya sürükleniyor. Bizim arkadaşımız ölüyor. 53 yaşında aslan gibi bir adam ölüyor” dedi.

“SAVAŞ SUÇLULARINA BİLE BU YAPILMIYOR”

Kanserle boğuşan, ağır sağlık sorunları yaşayan Çalık’ın cezaevinde tutulmaması gerekirken tahliye çağrılarının duymazdan gelindiğini ve hastane hastane gezdirildiğini söyleyen hukukçu milletvekili Akdoğan, bu uygulamanın işkence suçu olduğunu iddia etti, “Bu muamele savaş suçlusuna bile yapılmıyor” ifadelerini dile getirdi. Akdoğan, Çalık’ın ana binadaki müşahade odasına götürülmediğini, mahkum koğuşunda bekletildiğini, tıbbi cihazların taşındığını ve dikişlerinin burada alındığını belirterek, “Savcı tek bir fotoğraf görmek istemiyorum demiş. Çalık Başkanı kimse görmesin diye ultrason cihazlarını ana binadan mahkum koğuşuna taşıdılar. Onu milyonlarca insan görüyor, Mehmet Murat Çalık milyonların kalbinde, yapılan vicdansızlık milyonların zihninde. Çalık Ailesi aylardır perişan. Yeter artık” diye tepki gösterdi.  

“MURAT ÇALIK İSTANBUL’DAKİ EVİNE GİTMELİDİR”

Adalet Bakanı’na çağrıda bulunan Akdoğan, “İzmir'de birileri görevini kötüye kullanıyor. Adalet Bakanı'na sesleniyorum, buraya bakın. Mehmet Murat Çalık'ın İstanbul'a gitme vakti gelmiştir İstanbul'da derhal evine gitmelidir. Gerekirse hastanede tedavisi sürmelidir. Silivri'de yargılamalar başlayacak. Bu İzmir meselesini sonlandıralım" diye konuştu.

ACILI ANNE KONUŞAMADI

Hastaneye gelerek saatlerce evladını görmek için bekleyen ancak göremeyen Gülseren Çalık, gazetecilerin sorusu üzerine, “Konuşacak halim yok. Sözümün bittiği yer” dedi.   
Murat Çalık, hastanedeki işlemlerin ardından tekrar cezaevine konuldu. 

TABİP ODASINDAN AÇIKLAMA

İzmir Tabip Odası, İzmir Buca Cezaevi’nde tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin bugün yaşananlar hakkında açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:

"Geçtiğimiz hafta boyun bölgesine bir cerrahi müdahale uygulandığı bildirilen Beylikdüzü Belediye Başkanı Sayın Mehmet Murat Çalık’ın ameliyat sonrası komplikasyonlarının geliştiği anlaşılmaktadır. Cerrahi operasyon uygulanan bir hastanın ameliyat sonrası ortaya çıkan komplikasyonlarının operasyonu uygulayan hekimler tarafından değerlendirilmesi ve ek bir uzmanlık gerektirmeyen komplikasyonlara yönelik takip ve tedavinin aynı ekip tarafından sürdürülmesi genel cerrahi uzmanlığının temel yaklaşımlarından birisidir.

Sayın Mehmet Murat Çalık’ın operasyonun yapıldığı İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerine İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’ne sevk edilmesinin tıbbi gerekçesi anlaşılamamaktadır. Kaldı ki kendisi, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’ndeki kısa bir değerlendirme sonrasında öğle saatlerinde önce cezaevine, daha sonra cezaevinden İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülmüştür. Hastanın İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi mahkum koğuşu revirinde dikişlerinin alındığı ve gereken radyolojik incelemenin seyyar ultrason cihazı ile mahkum koğuşu revirinde gerçekleştirildiği öğrenilmiştir.

Anılan gelişmeler idari tercihlerin hastanın sağlık hizmeti gereksinimlerinin önüne geçtiği izlenimi uyandırmaktadır. Her hastanın ayrım gözetilmeden ihtiyacı olan tıbbi bakım ve tedaviyi eksiksiz alma hakkı bulunmaktadır. Bu hakkın özgürlüğü kısıtlı bireylerde de özenle korunması gerekir."