Gökmen Özdenak: ‘Ülke futbolu senin oyuncağın mı kardeşim?’

Türk futbolunun duayen isimlerinden Gökmen Özdenak, gerilimi hiç bitmeyen Süper Lig'de yaşananları tüm çıplaklığı ile ele aldı. Kulüpler arasındaki çekişmeden, ligi dizayn etme çabalarına kadar birçok konuya değinen Özdenak, derbide yaşanan taraftar kriziyle ilgili çarpıcı ifadeler kullandı.

Gökmen Özdenak: ‘Ülke futbolu senin oyuncağın mı kardeşim?’

Korkudan, çıkar hesabından ülke futbolunun içindeki saçmalıkları kimse konuşamıyor. Onun arkası sağlam, bunun parası var, şunun medya gücü var, öteki sosyal medyadan linç ettiriyor korkuları da işin başka boyutu. Korkakların dışında bir de uyanıklar var.

Kulüp başkanına, yöneticisine, federasyon başkanına yani futbolun içindeki güçlü karakterlere yaklaşıp kolay yoldan para kazanan ya da gazeteciliği emek harcamadan al gülüm ver gülüm yaparak icra edenler var. Ortam böyle olunca kimin umrunda olur ki kulüplerin rezil durumu!

Ülke futbolunun marka değeri kişilerin çıkar kavgasından resmen dibi gördü. Yayıncı kuruluş verdiği paranın karşılığını alamıyor. Milyonlarca taraftarı olan kulüpler sponsor bulamıyor. Buluyorum diyen de ya yüz yıllık formaların değerinin çok altında anlaşmalar imzalayarak ya da sağ cepten sol cebe ticaretle iş yapıyor. Ülkenin bir zamanlar en büyük sektörü olan futbol artık ego savaşlarının, vasat başkan ve yöneticilerin oyuncağı olmuş durumda. Bakıyorum hakem aşağıya, hakem yukarıya!

Verdikleri rezil kararlar önemsiz mi?

Arkadaş hakemler yanlış, hakemler başarısız da siz çok mu başarılısınız? Hakemler üzerinden cambaza bak oyunları çevirmek adet olmuş. Milyon dolarlar alan futbolcusu top oynamak yerine sahtekarca kendini yere atar. Gol atmaktan pas vermekten çok hakemi kandırmak için emek harcar. Yöneticisi eline yüzüne bulaştırdığı kulüp yöneticiliğinin konuşulmaması için gider hakemleri hedefe koyar. 90 dakikanın 1 dakikası bu kadar önemli ama 365 gün kulüp yönetenlerin verdikleri rezil kararlar önemsiz mi? Hakemler, futbolcuların sahtekarlığını çözmek için ayrı kulüplerin üzerlerindeki kurdukları baskı ile baş etmek için ayrı uğraşıyolar.

Ülke futbolu senin oyuncağın mı kardeşim?

Ülke futbolunun her yerinde bir dizayn sevdasıdır almış, başını gidiyor. Transfere işlerinden, TFF seçimlerine, kurullarına kadar müdahil olduğu iddia edilen Rıdvan Dilmen'in resmi olarak vasfı nedir bana bilen birileri anlatsın. Rıdvan senin ülke futbolundaki resmi görevin nedir? İddialar doğruysa ülke futbolu senin oyuncağın mı oldu kardeşim? Sadece Rıdvan değil Acun Ilıcalı da, Ali Koç başkan olduğu günden bu yana ülke futbolunun içinde değişik hal ve tavırlar içerisine girdi. Beyler bu ülkenin futbolu parası çok, kulisi sağlam olanın oyun alanı değildir. İşinizi düzgün ve kurallara uygun yaparsanız sonunda zaten kazanırsınız. Bizler de sizin başarı hikayelerinizi büyük bir gururla yazarız. Ama tribündeki taraftarları, sokaktaki insanları kurguladığınız planların hayata geçmesi için birbirine düşürecek hareketler içerisinde olursanız işte o zaman attığınız her adımı takip edip, sorgularız. Ha şunu da şimdiden söyleyeyim benim derdim, Fenerbahçe, Galatasaray ya da Beşiktaş değil. Hangi camianın içinden bu tarz saha dışında rahatsızlık veren hareketleri görürsem onları da yazarım. Kimseden korkum yok.

Tükürenleri, küfür edenleri kim aldı içeriye?

İnsanlar zaten salgın hastalık gibi büyük bir derde karşı maddi ve manevi bir savaşın içerisindeyken siz hangi hakla tek zevkleri futbolu saha dışındaki hal, tavır ve hareketlerinizle mutsuzluk, umutsuzluk kaynağına çeviriyorsunuz? Derbideki taraftar rezaletini hep beraber gördük. Ali Koç çıkıyor iftira atıldığını söylüyor. Kameraların görüntüleri, fotoğraflarda mı yalan? Tükürenleri, küfür edenleri kim aldı içeriye? Hadi her şeyi geçtim. Pandemi sürecinde canla başla çalışan cefakar sağlık çalışanlarını 90 dakikalık bir maçta tribün avantajı sağlama uyanıklığı için kullanmak yakışıyor mu?

Kulüp kendine anlamsız gereksiz bir plan yapmış peki ya sözde tarafsız TFF'ye ne diyelim? Nihat Özdemir fanatik Fenerbahçeli bir isim. Bunu herkes bilir. Tarafsızlığı falan hikaye. Fenerbahçe, federasyon kavgası kesinlikle samimi değil. Bir adım ileriye gidiyorum ödüllük oyunculuk var kavgaların içinde! Şampiyonlar Ligi'nin sahibi nasıl ki UEFA ise Süper Lig organizasyonunun da patronu da TFF'dir. Yani tribündeki düzenden saha içindeki organizasyona kadar tek yetkili Nihat Özdemir ve yönettiği kurullarıdır.

İstifa etmelidir

Sağlık çalışanı adı altında tribünlere taraftar alırken hadi milletin ne dediği umrunuzda değil de peki yanınızda oturan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Spor Bakanın'dan da mı utanmadınız? Eğer bu konuda bir yaptırım olmayacaksa üzgünüm ama sayın Spor Bakanım siz istifa etmelisin. Yaptırım olacaksa da o zaman TFF Başkanı aldığı yetkiyi kötüye kullandığı için istifa etmelidir.

Zaten battınız ülkenin umutlarını da batırmayın

Sözün özü benim hayatım futbolun içerisinde geçti. Filmlerle, fırıldaklarla, masa başındaki saçma, sapan planlarla üstün başarılara ulaşan ne bir grup, ne de bir kişi hatırlıyorum. Üç büyük kulübün ve TFF gibi milletin sahibi olduğu kurumun temsilini yapanlar artık kendine gelmeli. Laf ebeliği ile günü kurtaran algı operasyonları ile gidebilecekleri bir yol yok. Artık bilimle, akılla ve ahlakla hareket edip birbirlerini aşağıya çekerek değil omuz omuza vererek bu gemiyi batmaktan kurtarmak zorundalar. Millet sürekli sizin borçlarınızı kapatmak zorunda değil. Devlet eliyle destek alıp millete futbol diye tiyatro izletemezsiniz. Köşeye sıkışınca da vatan, millet edebiyatı yapıp kendinizi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Vatanınızı, milletinizi çok seviyorsanız ülke futboluna katma değer katacak işlerin içinde olun düşmanlık fitnesi ekip, şahsi şovunuzu yaptığınız filmler çevirmeyin. Zaten kendiniz battınız beraberinde bu ülkenin umutlarını da batırmayın.