100 bin fok okyanusu terk edip tatlı suya yerleşti

Rusya'da en yakın okyanusa 3 bin kilometreden fazla mesafede bulunan Baykal Gölü'ndeki 100 bin tatlı su fokunun kökenini araştıran bilim insanları, türün 400 bin yıl önce nehir yoluyla göle girip tamamen izole olduğunu kanıtladı.

Dünyanın en derin tatlı su gölünde yaşayan yaklaşık 100 bin fokun okyanustan binlerce kilometre içerideki varlığı, türün evrimsel göç rotasını açığa çıkardı. Elde edilen genetik veriler, dünyada yalnızca tatlı suda yaşayan bu tek fok popülasyonunun buzul döneminde Kuzey Buz Denizi'nden nehir kolları aracılığıyla bölgeye ulaştığını ve zamanla bağımsız bir türe evrildiğini gösterdi.

OKYANUSTAN BİNLERCE KİLOMETRE UZAKTAKİ GÖLE NASIL ULAŞTILAR?

Tarihsel varsayımlar, fokların tarih öncesi Paratethys Denizi sularının çekilmesi sonucunda göl çanağında hapsolduğunu ileri sürüyordu. Ancak DNA analizleri, Baykal fokunun Arktik halkalı fok ile ortak bir atadan yaklaşık 400 bin yıl önce ayrıldığını belgeleyerek türün gölün jeolojik çağından çok daha genç olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, fokların atalarının Kuzey Buz Denizi'ne dökülen Yenisey nehir sistemi üzerinden iç kesimlere ilerlediğini ve su bağlantılarının kesilmesiyle gölde izole kaldığını belirledi.

AŞIRI DERİNLİĞE VE DONDURUCU KOŞULLARA UYUM SAĞLAYAN BİYOLOJİK YAPI

Gölün sert iklim koşullarına tam uyum sağlayan Baykal fokları, 400 metre derinliğe kadar inebiliyor ve 70 dakikaya kadar su altında nefes almadan kalabiliyor. Yalnızca tatlı su ortamında yaşamını sürdüren bu memelilerin temel gıda kaynağını ise göle özgü saydam bir balık türü olan ve toplam tüketimlerinin yarısından fazlasını oluşturan Baykal golomyankası oluşturuyor.

ENDÜSTRİYEL KİRLİLİK EKOSİSTEMİ NASIL TEHDİT EDİYOR?

Okyanus bağlantısı bulunmayan bu kapalı tatlı su ekosistemi, havza çevresindeki sanayi tesislerinin baskısı altında bulunuyor. Yapılan laboratuvar ölçümleri, fokların dokularındaki kirlilik oranının sanayi atıklarına maruz kalan Baltık Denizi foklarıyla aynı düzeye ulaştığını ortaya koydu. Göl kıyısında faaliyet gösteren kâğıt üretim tesisleri ve tarımsal kaynaklı kimyasal akıntılar, kapalı havzadaki toksisite riskini doğrudan artırıyor.

İlginizi çekebilir