19 Mayıs Taarruzu: Saatte bin şehit

1915 Çanakkale Kara Muharebeleri’nin 111’inci yıl dönümü -4-

Alman general, Türk komutanları dinlemedi. Saldırı emri verdi. 4.5 saatte 3 bin 855 Türk askeri şehit oldu, 6 bin kahraman yaralandı. Bir kuşak, vatan sevgisinden başka sevgili bilmeden canını veriyordu.

Çanakkale Cephesi’nden sorumlu 5’inci Ordu Komutanı Alman Orgeneral Liman von Sanders, yeni bir taarruzun yapılması için Başkomutan Vekili Enver Paşa’yı teşvik ediyordu.

Oysa, koşullar taarruza elverişli değildi. Türk komutanlar da saldırıya karşı çıkıyorlardı.

Fakat, yine Alman komutanının isteği gerçekleşir. Ve saldırı emri verilir.

BİR ASKERE 1-2 METREKARE DÜŞER

Türk kuvvetlerinin mevcudu, 43 bin askerdi.

ANZAK askerlerinin sayısı ise 18 bindi.

ANZAK mevzileri, kıyı boyunca iki kilometre uzunluğunda, kıyıdan tepeler hattına bir kilometre mesafeyi kaplayan bir alandaydı.

İşte bu dar alanda, 18 bin kişi yaşamını sürdürüyordu.

Yer yer, bir askere 1-2 metrekare düşüyordu.

Türkler ile ANZAK mevzileri arasındaki uzaklık, bazı yerlerde 10 metreden azdı.

Askerler, bu savaş atmosferinde fırsat buldukça uyuyorlardı.

Mustafa Kemal Çanakkale’de Kireçtepe Şehitliği önünde.

4.5 SAATTE 3855 ŞEHİT

18 Mayıs 1915’te, ANZAK’lar Türk siperlerinde anormallik hissettiler.

Olağanüstü bir sessizlik vardı. Alışılmamış bir sessizlik...

Dakikalarca, tek tüfek sesi ve havan sesi duyulmuyordu.

ANZAK mevzilerinde makineli tüfekler atışa hazır, Türk askerlerini bekliyorlardı.

19 Mayıs 1915’te tam 3.30’da süngüyle saldırı başladı.

Önceki Türk hücumlarında olduğu gibi ne bir borazan sesi ne de “Allah Allah” sesleri işitiliyordu.

Sadece gölgeler ve süngü parıltıları görünüyordu.

ANZAK’ların yoğun makineli tüfek ateşleri karşısında, Türk askerlerinin çok azı düşman siperlerine girebildiler.

Diğerleri sıra sıra şehit oluyordu.

Saat 10.00’da saldırı durduruldu. Saldırı tam 4.5 saat sürmüştü.

Hücum durduğunda, küçük savaş meydanında şehitlerle, yaralılar bir arada yatıyordu.

Aralarına düşman ölüleri ve yaralıları da karışmıştı.

Fakat hiç kimse inleyen, bağıran, ağlayan yaralıları kurtarmaya cesaret edemiyordu.

Liman von Sanders

6 BİN KAHRAMAN YARALI

Gelibolu’da daha fazla kayıp verilen muharebeler olmuştur.

Ancak, 19 Mayıs saldırısı tek taraflı verilen fazla zayiat açısından dikkat çekicidir.

4.5 saatte 3855 Türk askeri şehit oldu, 6 bin kahraman yaralandı.

ANZAK’ların kaybı ise sadece 160 ölü, 468 yaralıydı.

ALMAN KOMUTANIN HESAPSIZ TAARRUZU

Türk komutanların karşı çıkmasına rağmen, Ordu Komutanı Alman General Liman Paşa taarruzda ısrarcı oldu.

Alman Komutan, 19 Mayıs saldırısı sonrası hata yaptığını kabul edecek ve anılarına şunları yazacaktı:

“Bununla beraber, bu taarruzun benim tarafımdan yapılmış bir hata olduğunu kabul ederim. Bu hata, düşman kuvvetini iyi hesaplayamamaktan ileri gelmişti...”

Liman Paşa, hesaplayamamıştı hesaplamasına ama, saatte bin şehit 1500 yaralı verilmişti.

Alman General, Türk komutanları dinleseydi, kısa sürede bu kadar Türk kanı boşuna akmayacaktı.

6 BİN KİŞİYE 800 METRELİK ALAN

Taarruz cephesi o kadar dardı ki...

Cephede saldırı yapan iki alayın mevcudu, yaklaşık 6 bin kişi.

Taarruz ettikleri cephe genişliği, sadece 800 metre. 6 bin kişi, 800 metre genişliğinde bir alanda...

İşte, 19 Mayıs taarruz bu koşullarda yapıldı.

Gönderilemeyen mektuplar

Mevsim bahardı...

Tek gerçek, savaş alanındaki gelincik tarlası ve bombardıman altında kavrulan toprak...

Tek gerçek, mermi çukurunda uçuşan insan parçaları...

Ve tek gerçek; bir kuşak, vatan sevgisinden başka sevgili bilmeden canını veriyordu...

Ve annelere, babalara, sevilenlere gönderilemeyen şehit mektupları...

Askerlerin ceplerinde, oğlunun ya da kızının saç demetlerinin bulunduğu mektuplar...

★★★

Şehit Mustafa’nın cebinden Çanakkale Destanı çıktı.

“Bugün bizden vatan razı olacak,

Asker şehit, ordu gazi olacak...”

Bu nakarat, siperden sipere bütün cepheye yayıldı...

★★★

Mustafa Kemal, daha sonra Türk askeri hakkında, şu sözü söyleyecektir:

“Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.”

Yaralıların hiç dinmeyen çığlıkları

Her iki tarafın siperleri de birbirine çok yakındır.

Hiç kimse vurulma riskine girmeden, can çekişenleri siperin içine çekmeye kalkışamaz.

Güneşin kızgın ışınları altında yardımsız yatan bir yaralı ya da ölmek üzere bir asker, acı içinde bir yandan diğer yana döner.

Kolunu yavaşça, göğe doğru kaldırır; ama yardım alamaz.

Sevdiklerine yazdığı son mektubu uzatmak ister.

Hiç kimse yanaşıp alamaz.

Bir yudum su ister, dolu matarasını kimse uzatamaz.

Yatan yaralı ve şehitler, sineklerin istilasına uğrar...

Kavurucu güneşin altında kuruyan kanı kimse temizleyemez...

Mehmetler, bu genç fidanlar, Alman komutanın hatalı emriyle yaşama veda ediyordu...

19 Mayıs 1915 taarruzundan sonra şehit ve yaralıların toplanması.

ÖLÜLERİN TOPLANMASI

Yaralıların iniltileri, yardım çığlıkları, hıçkırıkları yankılandı durdu.

Türklerin ateşkes isteklerini başta kabul etmeyen işgal kuvvetleri, ölüleri gömmek için Türklerle bir anlaşma yapmak istediler.

Havanın sıcak olması yüzünden cesetler kokmaya başlamış, ortalığı kötü bir koku kaplamıştı.

Siperdeki askerler, bu ağır koku yüzünden savaşamayacak duruma gelmişlerdi.

İngilizleri ateşkese zorlayan, işte bu kokudur.

Ve karasineklerin istilası...

★★★

Yaralı ve şehitler, ancak beş gün sonra, 24 Mayıs 1915’te toplanabildi.

Beş gün önceki muharebeden, geri kalan binlerce şehit ve ölü vardı.

Türkler o kadar sık yatıyorlardı ki...

Şehitlere değmeden geçmek, neredeyse mümkün değildi.

İnsan parçaları etrafa savrulmuştu.

Her iki taraftan ölüler şişmiş, kararmış yatıyorlardı.

Ve henüz can vermemiş üç Türk yaralı bulunur.

YARIN: Anafartalar, Conkbayırı Muharebesi ve Truva’nın intikamı

Yazarın Diğer Yazıları