33 şehit... 33 insan... 33 yıl...

Sivas’ta 2 Temmuz 1993: 33 aydın provokasyonlar sonucu Madımak Otelinde yakıldı. 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyü: 33 kişi öldürüldü. Evler, ahırlar yakıldı. Yakılan yerlerde aylarca duman tüttü. Olaylar o kadar yaygındı ki ki, Başbağlar olayı unutulmuştu. Bölgede Alevi-Sünni çatışması çıkarılması da terör örgütünün hedefleri arasındaydı. Başbağlar olayını gerçekleştirenlerden bugüne kadar ceza alan da olmadı. Ne garip bir durum...

Bölücü terör örgütü PKK’nın köy baskınları çok olmuştu. Beşikteki bebeklerin öldürüldüğünü Milan Köyü katliamında görmüştüm. Bebeklerine sarılmış annelerin öldürüldüğünü de, yakılan evlerin, ahırların dumanının tüttüğüne de tanık olmuştum. Bölücü örgüt mensuplarına af haberlerini, bu yöndeki istekleri duyunca Güneydoğu’da gördüklerim gözümde canlanıyor. Bir de bunları yaşayanları düşünün...

CAMİDEN ÇIKARILDILAR

Yapılan anma etkinliklerinde “adalet” talebi gündeme getiriliyor. Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Erhan Aydınlar’ı dinliyoruz:

“33 yıldır değişmeyen tek şey Başbağlar’ın adalet beklentisidir. Mücadelemiz hiçbir zaman intikam derdi olmadı, aksine hukukun, hakikatin ve adaletin mücadelesi oldu. Başbağlar, Erzincan’ın bir köyü olarak anılsa da imanıyla, vatan sevgisiyle, devletine bağlılığıyla, kardeşlik ruhuyla, hamasete başvurmayan ahlakıyla, ağır başlı ve metanetiyle milletimizin ortak vicdanını temsil eden müstesna bir Anadolu beldesidir.

5 Temmuz 1993 günü Başbağlar’da akşam namazının kılındığı sırada, terör örgütü tarafından köyümüze düzenlenen baskında 28 kişi doğrudan kurşuna dizilmek suretiyle; biri kadın, biri çocuk 5 kişi ise evleriyle birlikte yakılarak 33 köylümüz şehit edildi. Köy camisi basılarak 22 köylümüz camiden, camide olmayanlar ise evlerinden tek tek isimleriyle toplanarak köy çıkışındaki meydana getirildi.

TAVUKLARINI BİLE KURŞUNLADILAR

Köy çıkışındaki alanda, 45 dakika boyunca daha önceden hazırlandığı belli olan ve sonrasında şehitlerimizin de üzerine bırakılan bildiri metni ile aynı içeriğe sahip örgüt propagandası yapıldıktan sonra katliam gerçekleşti. Ayrıca, köyümüzün camisi, okulu, öğretmen lojmanı, imam evi, mahalle ve köy odası ve olay anında köyde bulunan 4 araç yakıldı. Köyde bulunan 210 hanenin 191 hanesi yakılıp yıkıldı, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarımız da telef edildi.

Bu katliamda köyümüz ile birlikte hayvanlar, ağaçlar, doğa, tarih, kültür ve umutlarımız da yok edildi. Başbağlar’da yaşayan, varlığını sürdüren insandan nebata, hayvandan havaya, suya varıncaya kadar her canlı hedef alındı.

HER ŞEHİDE 20 MERMİ

Katliamın vahametini anlatmak açısından üzülerek ifade etmek istiyorum: Katliamın yapıldığı yerde 585 boş kovan bulundu. Bu da gösteriyor ki her şehit başına 20 mermi düşüyor.

Bu katliamı ve soykırımı yapan yaklaşık 150 kişilik siyonist ve emperyalist uşağı, vatan, millet ve din düşmanı hain teröristler ise ellerini kollarını sallayarak köyümüzü terk etti.

700 yıllık tarihi olan bir yerde 5 Temmuz akşamı 2 saat içinde işkenceden katliama, yok sayılmaktan soyguna, hanelerimizin yakılmasından yıkımına; adeta zulmün her türlüsüne maruz kaldık. Günümüzde Gazze’de yapılanlar, o gün de Başbağlar’da yapıldı. Gazze nasıl yalnız bırakılmaktaysa o gün Başbağlar kaderine terk edildi.

Her yıl bıkmadan, usanmadan, yılmadan anlatmaya, acılarımız tazelense de anmaya, adalet aramaya ve unutturmamaya devam edeceğiz. Merhum bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in şu sözü bugün de bizlere yol gösteriyor: ‘Unutulan soykırım tekrarlanır.’

GÜRLEK’İN YAKLAŞIMI KIYMETLİ

Biz inanıyoruz ki Sivas Madımak ve Başbağlar katliamı aynı karanlık güçler tarafından yapıldı. Biz, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun Başbağlar dosyasını yeniden değerlendirmesini, karanlıkta kalan yönlerinin ortaya çıkarılması için gerekli inceleme ve denetimleri gerçekleştirmesini ve Başbağlar özelinde TBMM’nin Araştırma ve İnceleme Komisyonu kurmasını diliyoruz. Faili meçhul dosyalarının yeniden ele alınmasına yönelik ortaya konulan iradeyi memnuniyetle takip ediyor; Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in bu konudaki kararlı yaklaşımını kıymetli buluyoruz.

Başbağlar Katliamı dosyasının da aynı hassasiyetle yeniden değerlendirilmesini bekliyor; derneğimiz olarak hakikatin ortaya çıkarılması adına yürütülecek her türlü çalışmaya bilgi ve belgeyle katkı sunmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Faili meçhullerin en zirve ve karanlık noktası Başbağlar Katliamı’dır ve şayet Başbağlar Katliamı çözülürse diğer bütün faili meçhullerin çözüleceğine inanıyoruz.”

BOŞALTILMAK İSTENİYOR

Köylüleri için Başbağlar, yalnızca bir köy değil; şehitlerimizin onlara bıraktığı kutsal bir emanettir. Köyün tarihî, manevî ve doğal dokusuna zarar verebilecek, oraları yaşanmaz hale getirecek hiçbir çalışmanın yürütülmemesi isteniyor. Çünkü, Başbağlılar katliamın asıl sebeplerinden birinin oraları yaşanmaz hale getirmek, insansızlaştırmak ve köyün boşaltılmak istenmesi olduğuna inanıyor. Maden faaliyetlerine de o yüzden karşı çıkıyorlar.

33 şehit... 33 insan...33 yıl... Başbağlar köylüleri dağılmadı, dağılmayacak. Toplandılar, toparlandılar. Çünkü orada akrabaları, anne, baba, amca, hala, dayı, teyze, kardeş ve evlatları var. Orada, onların kanı aktı, canları yandı, bazı hayatlar yarım kaldı ve bir başka hayata açıldı.

Onlar adına mücadeleyi önce Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya sürdürdü. Şimdi Erhan Aydınlı hesap soracak olanı ve hesap sorulacak zamanın bir an önce gelmesi için mücadele ediyor...

Yazarın Diğer Yazıları