Bölücü terör örgütü PKK mensupları silahlarını teslim edip dağdan inecek! Asıl sorun da ondan sonra başlayacak. Kimin hangi köyü bastığı, hangi askeri; jandarmayı, polisi, güvenlik korucusunu şehit ettiğini saptamak öyle kolay değil. Teröristler sık sık farklı bölge ve gruplara gönderildiği için kimse kimseyi gerçek adıyla bilmiyor. Meslek yaşamInın büyük kısmı dağlarda geçmiş, sınır ötesi operasyonlara katılmış, yönetmiş emekli generalle sohbet ederken, “Hangi teröristin hangi eylemde bulunduğu nasıl tespit edilir?” diye sordum. Emekli general yalnız bunun cevabını değil, kamuoyunun bilmesi gereken, merak edilen farklı konuları da anlattı. İşte onlardan bir bölüm: NEREDEN TESPİT EDECEKSİNİZ? “Bir teröristin hangi eylemde bulunduğunu; kimi şehit ettiğini, öldürdüğünü nereden tespit edeceksiniz? Pişmanlık Yasası olmadığı ve bu kişiler yargılanmayacağı için kimse itirafta bulunmaz. Bizim karşımızdaki terörist, dağda adı belli değil, sanı belli değil, mermiyi nereden attığı belli değil. Dolayısıyla kim attı bu mermiyi? Sadece şu olabilir, örneğin bir asker, bir yerden ateş ediyor ve iyi nişan aldıysam onu hissederim veya görürüm. Bunun dışında kimse bilemez. Peki eyleme katılan kişi dürüst olarak söyleyecek mi? Söylemeyecek. Kemikleşmiş, Türkiye ile Türk halkıyla bağlarını koparmış olanlar hariç, diğer teröristlerin hiçbiri ‘Ben çatışmaya girdim, birilerini vurdum’ demeyecek. Bunu demeyen kişinin gelip de topluma karışması, hiçbir rehabilitasyona tabi tutulmaması, psikolojik tedavi görmemesi, sanki senelerdir Türk halkının içerisinde yaşıyormuş, ortamı iyi biliyormuş gibi harekette bulunmasını kimse beklemesin. Bugün cezaevinde 2-3 yıl yatan biri, çıktıktan sonra peşine düştüğü, kin duyduğu kişiyi mutlaka bulup nerde olursa olsun öldürüyor. Dolayısıyla bu konu çok önemli. Türk halkının içerisinde 4 bin, 5 bin vatan haininin, sadece vatandaşmış gibi, yarın veya bir saat sonra ne yapacağı belli olmayacak tarzda dolaşması son derece tehlikeli.” CANLI BOMBALAR ARAMIZDA Emekli generale, aramıza katılacak teröristlerin hangi eyleme katıldığının nasıl saptanabileceğini sorduğumda şunları anlattı: “Bunlar, örgüte kod adıyla katılır. Biz, hiçbir teröristin adını bilmiyoruz. Teröristin adını, gerçek kimliğini öğrenebilmek, ancak onun gelip de teslim olduğunda samimiyse, doğru ise kendi beyanıyla ortaya çıkacak. Nüfus kaydı böyle anlaşılacak. Örneğin teröristin kod adı ‘Erok’, bunun kim olduğu belli değil. Halbuki bu kişinin gerçek adı var. Bunlar sık sık yer değiştirdikleri için gerçek kimlikleri bilinmez, söylemeleri de yasaktır. İşte, canlı bombalar aramızda gezecek. Terörle mücadele edenler için de gerçek tehlike teröristlerin serbest bırakılmasından sonra başlayacak. Bunlar halkın arasına katılıp da bir - iki yıl sonra, nerede olduğumuzu, rahatlıkla öğrenecektir. Ne yapacağını düşünebiliyor musunuz? Ben Türk’üm diyen her vatandaş için büyük bir tehlike. Bunun yanında en büyük tehlikelerden birisi de, yaşadığı köye geri dönerse, o köy halkıyla gireceği ilişki nasıl olacak? Acaba o köy halkını korkutup da bulunduğu bölge sınıra yakınsa, kanunsuz, sınır dışı hareketlere halkı yönlendirecek.” ONLARI ZOR GÜNLER BEKLİYOR “Geçici köy koruyucuları aç kalacak. Zaten şimdi aç. Geçim derdi yüzünden kanunsuzluğa yöneliyorlar. Adamların mesleği kalmadı, hayvan kalmadı, mera kalmadı, hiçbir şey kalmadı. O zaman bunları da kullandığı zaman, gönüllü olarak ortak, yardımcı olacak ikinci bir tehlike başlıyor. Karşımıza hukuksuz, çok rahat hareket edebilecek ve bizim bilmediğimiz kanun dışı yöntemleri artık Türkiye’de diğer masum bazı vatandaşlara da geçim kaynağı yüzünden öğretecek insanlar ortaya türeyecek. Bunlar en basit olayları. Benim gibi bu konularda büyük gayretler göstermiş, kan dökmüş, yanında şehitler vermiş vatan evlatları, sivilde dahi olsa şu anda bu kişiler, askerliğini yapmış, sivil vatandaşlara bile müthiş bir kin besliyorlar. Ben bunları biliyorum, konuşuyoruz, söylüyorlar, anlatıyorlar. Bu vatan hainlerinin böyle rahat gezmesinden rahatsız olan insanlarımızın da ne yapacağı belli olmaz.” DANIŞILACAK KİŞİ BİR CANİ “En büyük uluslararası cani olan Öcalan, nasıl oluyor da bu işlerin yola girebilmesi için danışılan bir akıl babası durumuna getiriliyor? Toplantılara katılmasa bile katılacak ya da devlet yetkilileri onun ayağına gidecek, orada müzakere edecek. ‘Şunu şöyle yapalım, böyle yapalım’ diyecek, yönlendirecek. Bu tarz bir adamın fikirleriyle mi biz barış sürecini canlandıracağız? Nasıl hareket edileceğine karar vereceğiz? 1984’ten beri bunlarla mücadele etmiş bölge valisi, il valisi, komutanlar, kaymakamlar, savcılar var. Bunların içerisinde çok iyi yetişmiş, o bölgede görev yapmış insanlar var. Hiçbirinin fikrine başvurulmaz, düşünceleri alınmaz mı? Her şey böyle terör örgütünün ele başının yönlendirmesiyle mi olacak?” Türkiye, zor, kritik günlerden geçiyor. Tarih bakalım yaşananları nasıl yazacak?