Adalet Bakanı, faili meçhuller için umut oldu

Ankara’nın OR-AN semtinde şimdi Panora AVM’nin bulunduğu yerde milletvekili lojmanları bulunuyordu. Gece-gündüz aralıksız koruma altında tutulan lojmanda, dönemin SHP İzmir Milletvekili Erol Güngör’ün, 21 yaşındaki oğlu Mustafa Güngör 24 Haziran 1991’de evinde katledildi. Cinayetle ilgili soruşturma ve kovuşturma 30 yılı buldu. Sonuç alınamadı.

Avukatları Atilla Kart ve Ahmet Hamdi Yıldırım’ın dilekçesine göre 30 yılın sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Savcılık Makamları ve Mahkemeleri; “Failleri, azmettirenleri ve koruyanları bulamadık/ bulamıyoruz” dedi. Anayasal kurumlar; teknik ve yasal ifadesiyle “etkili ve yasal soruşturma” ile “adil yargılanma” yapmadıklarını / yapamadıklarını / yapamaz hale geldiklerini bir anlamda itiraf etti.

SORUŞTURMA 20 DAVA 10 YIL

Anlatımı yapılan yargılama döneminden önce, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 22 Mart 2005 tarih- 28290/95 sayılı kararında “ ...etkin bir soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle, sözleşmenin 2.maddesinin ihlal edildiğine; ihlal kararının kendisinin, başvurucunun manevi zararını karşılama yönünde hakkaniyete uygun tatmin açısından yeterli olduğuna” hükmetti. AİHM; bir anlamda başvurucunun “maddi gerçeğin ve adaletin” peşinde olduğunu, bu yöndeki kararlılığını dile getirmiş ve saptamıştı.

Sorun şu; AİHM kararı, TBMM Araştırma Komisyonu Raporu, diğer maddi bulgular ve 2005 yılından bu yana 21 yıl geçmesine rağmen; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin idari ve adli organları; görevlerini savsaklamaya neden devam etti? Örneğin cinayetten 20 yıl sonra, A.G. hakkında iddianame düzenlendi. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen yargılamada 42 kez duruşma açıldı, sanığın 4 ayrı tarihte savunması alındı. Ayrıca birçok tanığın ifadesine başvuruldu. Mahkeme, 13 Nisan 2021’de sanığın beraatine karar verdi. Soruşturması 20 yılı, yargılaması ise 10 yılı buldu.

ZAMANAŞIMINA 6 GÜN KALA

İstinaf başvurusunu inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi; dava zamanaşımını kesen son işlemin 27 Ocak 2012 tarihli sorgu olduğuna ve bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran bir neden olmadığına işaret etti. 30 yıllık kesintili- uzamış dava zamanaşımı süresi 24 Haziran 2021 tarihinde dolduğu gerekçesiyle, sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verildi. 1. Ceza Dairesi; verdiği kararda, zamanaşımı süresinin dolduğu tarihe 6 gün kala, dava dosyasının kendilerine gönderildiğini ayrıca vurgulama gereğini duydu.

Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan başvurudaki ana talep şu: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hem başvurucuya ve ailesine hem de merhum Mustafa Güngör’e en başta “özür borcu” var. Avukatlar, Mustafa Güngör’ün “Adı ve anısına saygı” anlamında yerine getirilmesi gereken yasal, anayasal ve vicdani sorumlulukları olduğunu öne sürdü.

ADALET BAKANINA BAŞVURULDU

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, faili meçhul olaylarla ilgili özel bir daire kurması, Gülistan Doku’nun 6 yıl önce kaybolması, Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasında hayatını kaybetmesinden yıllar sonra dosyanın yeniden açılması, tutuklamalar faili meçhul olaylarla yüz yüze gelen aileler için umut oldu.

Eski Milletvekili Erol Güngör’ün avukatları, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sundukları dilekçede şu talepte bulundu:

“23-24 Haziran 1991 tarihinde vuku bulan cinayetin üzerinden 35 yıl geçmiştir. Aile; artık fail/ faillerin, azmettirenlerin, iştirak edenlerin, fer’i faiilerin, kamu görevlilerinin bulunmasından ve yargılanmasından umudunu kesmiştir. Salt bu olgu ve duygu bile; aslında Türkiye Cumhuriyeti Yönetimleri adına utanç duyulacak bir tablo ve sonuçtur.

85 yaşında olan Baba Erol Güngör ve anne Ümran Güngör hayata veda etmeden önce, menfur bir cinayete kurban giden evlatlarına karşı son görevlerini yapmak çabası içindedir. Evlatlarının anısını ve adını yaşatmak istiyor. Takdir olunur ki; bundan daha insani ve haklı bir talep olamaz.”

İŞTE O İSTEKLER

Ailenin devletten istediği para-pul değil. Baştan sona idari, adli sorumluluğu olan anayasal kurumların ihmal ve suiistimalleri sonucu gerçekleşen hak ihlallerinin yarattığı derin acı ve ıstırabın kısmen de olsa telafisinin sağlanması isteniyor. Yetkililere görev ve sorumluluklarının yasal, insani gereklerini yerine getirmeleri konusunda mesaj veriyor. Adalet Bakanı Gürlek’e verilen dilekçede şu isteklerde bulunuldu:

1-Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Daire Başkanlığı sorumluluğuna tevdi edilerek sözü edilen cinayetin fail/faillerinin, azmettirenlerin, iştirak edenlerin tespit edilmeli.

2-Cinayetin/katliamın varlığı ne yazık ki gerçektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili anayasal kurumları görevlerini yapmamıştır. Görevlerini suiistimal etmişler, savsaklamışlar ve sürüncemede bırakmışlardır. Mustafa Güngör’ün baba ve annesi olarak bugüne kadar devletten maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmadık. Fail/faillerin bulunması yanında, Mustafa’nın anısı ve adını yaşatma gayreti içinde olduk. Devletin 16 derslikli ve standart okul yapımını üstlenip, okula Mustafa’nın adının verilmesini talep ediyoruz.”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sunulan dilekçenin bir örneği de üst yazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderildi. Akın Bey, bu karanlık cinayete ışık tutarsa faili meçhuller için büyük bir umut olacak...

Yazarın Diğer Yazıları