Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan SÖZCÜ’ye anlattı...
“Terörsüz Türkiye” halktan, siyasetçilerden gizlene gizlene sonunda gündeme geliyor. Çerçeve yasa için son düzlüğe girildi. TBMM kapanmadan yasanın çıkarılmasına çalışılıyor. Tüm mesele, YENİ Parti’nin, CHP’nin, Yeni Yol Grubunun da sürecin içinde yer alması. Böylece, tepkiyi azaltmak istiyorlar.
Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Türkiye’nin onlarca yıldır ağır bedeller ödediği sürecin sona ermesine yönelik her adımı kıymetli buluyoruz. Terörün bitmesi, silahların susması, sorunların hukuk ve siyaset zemininde çözülmesi hepimizin ortak temennisidir. Bu yönüyle yürütülen sürecin başarıya ulaşmasını diliyoruz” diyor.
AYRIM GÖZETİLMEDEN
TBMM, ülkenin temel sorunlarının çözüm adresidir. Ancak kalıcı çözümler, kapalı kapılar ardında değil, şeffaf, katılımcı ve toplumsal meşruiyeti yüksek yasama süreçleriyle üretilir. Şunu da hatırlatalım, Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca belirli bir gruba ya da şahsa ilişkin hukuki düzenlemeler değil. Ülkemizin ihtiyacı, hak ve özgürlüklerin hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkes için güvence altına alındığı gerçek bir hukuk devletidir.
Hak, sadece bir kesim için talep edildiğinde eksik kalır. Yasalar ilkesel değil de seçici biçimde işletildiğinde toplumsal güven üretemez. Bugün ülkede farklı nedenlerle mağduriyet yaşayan, haksızlığa uğrayan, özgürlükleri kısıtlanan, yaşama sevinçleri çalınan çok geniş toplumsal kesimler bulunuyor. SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan şöyle diyor:
“Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenler, kayyum tartışmaları, Barış Akademisyenleri, tutuklu gazeteciler, uzun tutukluluk uygulamaları nedeniyle hak ihlallerine uğrayan insanlar, sendikal hakları sınırlandırılan emekçiler, daha birçok toplumsal kesim adalet arayışı içerisinde. En önemlisi ise toplumun önemli bir kesiminde yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı konusunda ciddi kaygılar bulunuyor.
YALNIZ SİLAHLARIN SUSMASI DEĞİL
Aynı hukuki olaylara, farklı siyasi kimliklere göre farklı uygulamaların yapılması, hukuk devletine duyulan güveni zedeliyor. Oysa adalet kişiye, kimliğe veya siyasi görüşe göre değişemez. Hukuk herkes için aynı şekilde işlemeli. Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca silahların susması değil. Türkiye’nin ihtiyacı, herkes için işleyen bir hukuk düzenidir. İhtiyacımız ifade özgürlüğünün güvence altında, yargının bağımsız olduğu, sendikal hakların korunduğu, basının özgür olduğu, akademinin baskı görmediği, kamu görevine erişimin liyakat esasına göre belirlendiği, hiçbir vatandaşın düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı gerçek bir demokratik düzendir.”
Arıkan, TBMM’ye getirilecek her türlü çerçeve düzenlemenin yalnızca belirli bir sürecin teknik ihtiyaçlarını karşılayan dar kapsamlı bir metin olmasını yeterli görmediklerini belirtti, beklentilerini şöyle açıkladı:
“Türkiye’nin demokratikleşmesini güçlendiren, hukukun üstünlüğünü pekiştiren, temel hak ve özgürlükleri herkes için güvence altına alan, farklı toplumsal kesimlerin birikmiş mağduriyetlerini gidermeyi hedefleyen kapsayıcı bir iradenin ortaya konulmasıdır. Bunun adresi TBMM’dir. Türkiye, yalnızca belirli bir dosyayı kapatacak düzenlemelere değil,
bütün vatandaşların kendisini eşit, özgür ve güvende hissedeceği kararlı adımlara ihtiyaç duyuyor.”
PARTİLER ÜSTÜ OLMALI
“Terörsüz Türkiye”yi partiler üstü bir durum olarak gördüklerini, başından beri “Terörsüz Türkiye” tanımını eksik bulduklarını kaydeden Mahmut Arıkan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bizim hedefimiz ‘Yaşanabilir bir Türkiye’ inşa etmektir. Bu da sadece terörü bitirmekle değil; kayyum meselesini çözmekle, şiddeti ortadan kaldırmakla ve şafak operasyonlarına son vermekle mümkündür. Madımak, Başbağlar gibi acıların bir daha yaşanmayacağı yasal düzenlemeler yapmalıyız. Şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı şarttır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında korku değil, umut üzerinden siyaset geliştirmeliyiz.
Biz, ‘Terörsüz Türkiye’ konusunda elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız. Kafamızdaki istifhamları da süreci baltalamak için değil, sürece katkı sağlamak için vermeye devam edeceğiz. Yani Saadet Partisi, ‘Ben bu işten nasıl hamasi, toplumun hoşuna gidecek cümleleri kurarım da seçimlerde oy artırırım’ kaygısıyla değil, on binlerce evladını şehit vermiş Türkiye’nin bu sıkıntılardan kurtulabilmesi için gerekirse fedakârlık yapacak bir yerde duruyoruz. Eğer Türkiye’mizin gerçekten yaşanabilir olmasını istiyorsak terörü de bitirmemiz, kayyum meselesini de bitirmemiz lazım. Açık söylüyorum adalet olmadan terör bitmez.”
KRİZLER ÜLKESİNE DÖNDÜK
Türkiye’nin sorunlar yumağı haline geldiğini, çözmesi gereken iktidarın yorgun olduğunu, milleti de yorduğunu öne süren Arıkan, ekonomide, adalette, eğitimde, sağlıkta, tarımda, sanayide, konutta krizler yaşandığını anlattı. Türkiye’nin krizleri yöneten değil, krizlerle yönetilen bir ülke hâline geldiğini kaydetti.
Arıkan, “Güçlü devlet; alkışlarla büyüyen, manşetlerle güçlenen, reklamla inşa edilen devlet değildir. Güçlü devlet; içeride milletine güven veren, dışarıda ise kendi aklıyla hareket edebilen devlettir” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü:
GÜVENPARK’I DEĞİL, LONDRA’YI DİNLİYOR
“Maalesef Türkiye algılarla yönetiliyor, suni ve yapay gündemlerle meşgul ediliyor. İktidarın gündemiyle, siyasetin, milletin gündemi aynı değil. Ülkemizi karış karış dolaşıyoruz, vatandaşlarla konuşuyoruz. Geçen hafta Ankara - Güvenpark’ta şehit aileleri ve gazilerimizle bir araya geldik. Meclis ile Güvenpark arası 5 dakika. 5 dakika mesafeden feryatlarını taleplerini duyurmaya çalışıyorlar. Ama Londra’yı, Washington’u dinleyenler, Güvenpark’taki feryadı duymuyor.”
TBMM’de Yeni Yol Grubuna büyük görev düşüyor. Arıkan, inandıklarını net bir biçimde ortaya koyuyor. O yüzden halktan önemli ölçüde destek görüyor.