Adına ‘istifa’ denilen şey...

Sevgili okurlarım, bir ülkede her konuda birtakım yanlışlar, kötülükler ve üzücü olaylar olabilir. Bu tür olayların her birinde ismi geçen gerçek sorumlular da mutlaka vardır.

Bizde, yani Türkiye’de, sorumluların kim olduğunu genelde biliriz ama bilmezden ve görmezden geliriz.

Hadiseye hemen el konulmaz ve sorumlular ortaya çıkarılmazsa olanlar zamanla unutulur ve hiç kimse hak ettiği cezayı almaz.

Size son yıllardan birkaç örnek vereyim.

Çorlu’da bir tren kazası oldu. İşin içinde kesinlikle birilerinin ihmali vardı. Rayların altı akan sularla kazınmış ve raylar havada kalmıştı. Üzerinden geçen ilk tren böylece devrildi ve nice insanlarımız can verdi. Aileleri bu olayın peşini bırakmadı ama hesabı kime soracaksınız!

Bolu’daki otel yangınında yine çok sayıda insanımız can verdi. Kartalkaya’da göz göre göre yanarak öldüler. Büyük ihmal vardı.

Türkiye’de genelde bir uygulama vardır. Halkın gazını almak için birileri suçlu (!) bulunur ve onlar tam kadro tutuklanır. Ama gelin görün ki gerçek suçlular, gerçek sorumlular hiçbir zaman bulunamaz.

Size son zamanlardan sadece iki örnek verdim.

Oturup arşivleri tarasak memleketin her yerinde böyle nice olaylar karşımıza çıkar ve büyük tantanalar sonrasında her şey unutulur gider.

★★★

Dün bizim gazetede ilginç bir haber vardı.

Olay Norveç’te geçiyor.

Oranın kurallarına göre milletvekillerine devlet tarafından ücretsiz ev verilebiliyor. Bunun tek koşulu parlamento binası ile verilecek ev arasındaki mesafe 40 kilometreden uzak olacak.

O zamanki parlamento Başkanı Eva Kristin Hansen...

Başkan hanım bu olanaktan yararlanıyor ve kendisine ev tahsis ediliyor.

Ancak bir süre sonra görülüyor ki bu evle parlamento binası arasındaki mesafe 40 değil 29 kilometredir.

Bu durum ortaya çıkınca, böyle şeylere alışık olmayan Norveç’te işler karışıyor ve tepkiler giderek artıyor.

Parlamento başkanı hanım bu durumda zorda kalıyor...

Hansen kuralı yanlış anladığını, yalancılık ve dolandırıcılık yapmadığını söylüyor ama kamuoyu önünde çok yıpranıyor.

Bu durumda, uygar ülkelerde yapılması gereken tek şeyi yapıyor ve görevinden istifa ediyor. Üstelik halktan özür diliyor.

★★★

Birkaç yıl önce Baltık ülkesi Letonya’da aşırı kar yağışı nedeniyle bir marketin çatısı çökmüş ve 30 kişi ölmüştü.

Letonya başbakanı derhal istifasını verdi.

Kendisini eleştirenlere de şöyle dedi:

“Marketin sahibi ya da mühendisi elbette ben değilim ama böyle üzücü ve ölümlü bir olaydan sonra elbette istifa etmek zorundaydım.’

Mısır’da bir tren kazası olmuştu, Ulaştırma Bakanı hemen istifa etti.

Yunanistan’da aynı durum oldu.

Listeyi kabartmak istemiyorum...

★★★

Sevgili okurlarım dedim ya, böyle ölümlü kazalar, acı olaylar her yerde olabilir. Bundan sonra da olacak ama bizde bir fark var.

Türkiye’de hiçbir yetkili kişi, özellikle de siyasetçiler bu gibi olaylar sonrasında istifa etmeyi asla düşünmez, aklına bile getirmez...

Çünkü bizimkiler o makam koltuklarına yapışmıştır...

Çünkü anaları onları o makam koltuklarının üzerinde doğurmuştur!

★★★

Bizde, istifa edenlere, hatta etmeyi düşünenlere bile, bir kesim tarafından ‘keriz’ gözüyle bakılır... Yağcılar, yandaşlar, yalakalar hemen devreye girip bastırmaya başlar:

“Abicim (ablacım) o olayı sen mi yarattın yani, niye bırakıp gidiyorsun?..Örneğin bu fon rezaletinin sahibi sen misin?”

En ilkel Afrika ülkelerinde bile ‘istifa’ kavramı vardır.

Örneğin birkaç yıl önce Uganda’da çıkan ve çok sayıda insanın ölümüyle sonuçlanan aşiret kavgaları sonrasında ülkenin bazı bakanları istifa etmişti.

Ne ilginç...

Bu nesne bütün dünyada var ama bize hiç uğramıyor!

Yazarın Diğer Yazıları