AİHM eski Yargıcı Türmen, “umut hakkı” için neler söyledi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamasıyla PKK’nın başı Abdullah Öcalan için “umut hakkı” yasası gündeme getirilmişti. Öcalan, 26 yıldır cezaevinde. Onun için yasal düzenleme yapılırsa, cezaevinde ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış olan başka mahkumlar da yararlanacak.

“Umut hakkı” düzenlemesi yapılır, Öcalan’ın bu süreçte başka bir suç işlemediğine, örgütünü cezaevinden yönetmediğine kanaat getirilirse önce “ev hapsi”ne, daha sonra serbest kalıp kalmayacağına Cezaevi Komisyonu karar verecek. Ancak, iktidar istiyorsa, komisyonun farklı bir karar vermesi de beklenmez.

AİHM’İN İNGİLTERE KARARI

“Umut hakkı” da nereden çıktı? Umut hakkı, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve koşullu salıverme imkanından yararlanamayan mahkumların durumuyla ilgili bir düzenleme olarak biliniyor. Türk Ceza İnfaz Kanunu’nda buna ilişkin bir düzenleme yer almıyor. Ceza İnfaz Kanunu ve Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapılarak bu şekilde bir düzenleme yapılması gündemde. Dolayısıyla konu hukuki değil, ceza siyaseti ile ilgilidir. Türkiye, istediği zaman Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyuyor. Bazı kritik davalarda, yerel mahkeme, bu kararları “yok” sayıyor. “Umut hakkı” nereden çıktı?

2013 yılında İngiltere’de “Vinter ve Diğerleri” olarak anılan davada ömür boyu hapis cezalarının belirli bir süre sonra gözden geçirilme veya tahliye şansı olmadan uygulanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesinin (Sözleşmenin 3. maddesi hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye tabi tutulamayacağı belirtiliyor. Kısaca işkence yasağı.) ihlali anlamına geldiğine, müebbet hapis cezasının en fazla 25 yıl sonra gözden geçirilmesi, mahpusların serbest bırakılma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmişti.

AİHM’İN LİTVANYALI KARARI

AİHM 2017’de Litvanya’da müebbet hapis cezasına çarptırılan iki mahkumla ilgili kararında ise “umut hakkı” ile ilgili şu ifadelere yer vermişti:

“En iğrenç ve korkunç eylemlerde bulunanlar bile temel insanlıklarını korur ve içlerinde değişme kapasitesi taşırlar. Hapis cezaları uzun ve hak edilmiş olsa da bir gün işledikleri hataların kefaretini ödemiş olabilecekleri umudunu taşıma haklarını korurlar. Bu umuttan tamamen mahrum bırakılmamalıdırlar. Onları umuttan mahrum bırakmak, insanlıklarının temel bir yönünü inkar etmektir ve bu da aşağılayıcı olacaktır.”

O CEZALARIN İNFAZI NASIL?

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin cezaevinde belirli süreleri “iyi halli” olarak geçirdiği takdirde koşullu salıvermeden yararlanması mümkün. Bugün itibariyle müebbet hapis cezası alanlar 24 yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar 30 yıl cezaevinde geçirdikten sonra koşullu salıvermeden yararlanabiliyor.

Ancak “idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile bir örgüt faaliyeti çerçevesinde, ‘Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar’ dahil belirli suçları işleyenler’ hakkında” koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda düzenlendi. Bu kişiler hakkında müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam etmesi öngörüldü.

APO İÇİN KARAR VERİLİR Mİ?

26 yılını cezaevinde dolduran bölücü terör örgütünün başı Abdullah Öcalan, cezaevinde bulunmasına rağmen, yıllarca örgütünü İmralı’dan yönettiği yönünde devletin elinde bilgiler, bu konuda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılmış suç duyuruları var. AİHM’in “umut hakkı” kararından Abdullah Öcalan yararlanabilir mi?

Ülkemizde AİHM kararlarına her zaman uyulduğu söylenemez. Bu konuyu eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen’e sordum. Hiçbir şekilde gözden geçirme imkanı olmayan yaşam boyu hapis cezasını “hak ihlali” olarak niteledi. Umut hakkı konusunu rapora koymamanın da AİHM kararını uygulamamak anlamına geldiğini belirtti. Türmen konuyu şöyle açtı:

VAHİM İHLALLER VAR

“Abdullah Öcalan cezaevinden çıkarılsın denilmiyor. Diğer hapis cezalarında olduğu gibi belirli bir süre sonra bunun da durumunun gözden geçirme imkânı tanınması gerektiği belirtiliyor. Yani tahliye edilmesi gibi bir şey söylemiyor. Gözden geçirme sonucunda şartlı tahliyeye imkanı tanınabilir. Ülkemizde, yaşam boyu hapis, idam cezası yerine kondu. Bu da bir şekliyle aslında sivil ölüm. Gözden geçirme imkanı olmadan yaşam boyu müebbet hapis cezası çok az ülkede var. Yeniden suç işleme ihtimali var mı, yok mu dikkate alınır. Ona göre bir karar verilir.

Bir taraftan ‘AHİM kararları uygulansın’ demek, öbür taraftan da ‘umut hakkı olmasın’ demek çelişki tabii. AİHM’nin umut hakkı uygulanacaksa, başka kararlarının da uygulanması doğru olur. Örneğin Osman Kavala, Selahattin Demirtaş kararları da uygulanmalı. Bunlarda çok büyük vahim ihlaller var. Ya AHİM kararlarını uygulayacaksınız ya da hukuk devleti olmaktan çıkıp AHİM kararlarını uygulamayacaksınız. Ya da bir kısmı uygulansın, bir kısım uygulanmasın demek çok çelişkili bir tutum.”

YASA ÇIKARILMASI GEREKİYOR

Umut hakkı düzenlemesinin uygulanabilmesi için Ceza ve İnfaz Kanunlarında değişiklik yapılması gerekecek. Türkiye, AİHM kararına uymazsa ne olur? Türmen’in yanıtı şöyle oldu:

“Evet, bazı kararlar uygulanmıyor. Kararları uygulama sorumluluğu siyasi bir organ olan Bakanlar Komitesi’ne ait. Siyasi baskı yapabiliyor. Örneğin Osman Kavala davasında 3’te 2 çoğunlukla ihlal prosedürünün işletilmesine karar verdi. İhlal prosedürüne rağmen hâlâ uygulanmayan AİHM’deki tek karar Osman Kavala kararıdır.”

Öcalan gelişmeleri yakından izlerken, Bursa’dan gelen değişik branşlardaki doktorlar da Öcalan’ın sağlık kontrollerini hiç ihmal etmiyor.

Yazarın Diğer Yazıları