O kadar çok örnekleri var ki, üreticiden maliyetinin altında fiyatla alınan ürün, büyük kentlerde alabildiğine yüksek fiyatla satılıyor. Üretici Nihat Babaözü, “Kumluca’da karpuzu toptancı 10 liraya alıyor. Vergi ve rüsumlar, nakliye, satıcı kârını eklediğiniz zaman en fazla kilosu 20 liraya satılması gereken karpuz, büyük marketlerde 60 liraya satılıyor” diye isyan ediyordu. Niğde’nin Ağcaşar köyünde patates üreticisi Mustafa Işık, büyük kentlerde yüksek fiyatla satılan ürünün, tarlada 3 liraya bile alıcı bulamadığını, ürünün elde kaldığını söylüyordu. Traktörlerle ilk eylemi yapan Yozgat’ın Aydıncık ilçesinin Kazankaya köylülerinden Sadık Erdoğan, patatesten zarar etti. Soğan ekti, bir kilosunun maliyeti 7-8 lirayı buldu. Tarlada 300 ton soğanı vardı. 7-8 lira maliyeti olan soğanın 40 tonunu kilosunu 4 lira 25 kuruştan sattı. 100 ton soğanı depoya taşıdı. 150 ton soğanı ise tarlada çürüdü. Depoya kaldırdığı soğanın kilosunu bile 2 liraya satamayınca onları da döktü. Tarladan getirme, depolama, satamayınca çillenmesi, çürümesi, çöpe atılması derken işçi, taşıma giderleriyle zararı daha da büyüdü. Umutlar, gelecek yıl soğanın, patatesin iyi para edeceği yolunda. Onlardan, “Soğan, patates bu yıl para etmedi” sözünü sıkça duyarsınız... ÇİFTÇİNİN ALACAĞI 2006 yılında Tarım Kanunu çıkarıldı. Kanunun 21. maddesi, tarımsal destek miktarının Gayri Safi Milli Hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olamayacağını hüküm altına aldı. 2006 yılından bu yana üreticiye bu kanun kapsamında eksik ödenen miktar ortalama dolar kuruyla 107 milyar 675 milyon dolar. 2006 yılından 2025 yılı sonuna kadar çiftçi, bu kanun kapsamında devletten bugünkü kurla 4 trilyon 835 milyar lira alacaklı. Günümüzde kendi çiftçimizi desteklemiyor, yabancı ülkelerden ürün alıyoruz. Üretici zarar ettikçe üretimden soğuyor. On binlerce çiftçi üretimden çekilmiş durumda. “Çiftçinin kara gün dostu” olarak bildiğimiz Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), buğday taban fiyatı son beş yıldır üç ile yedi Haziran’da açıklıyor. Fiyatın geç açıklanmasından çiftçi hoşlanmıyor. Çiftçi dostu CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de her daim üreticinin sesi oluyor, sorunlarını yılmadan, usanmadan anlatıyor, üreticinin taban fiyatın bir an önce açıklanmasını istediğini söylüyor. REKOLTE MEMNUN EDİCİ Bu yıl, taban fiyatının ne zaman açıklanabileceğini TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’a sordum. Sürekli sahada olan, çiftçilerle görüşen Güldal, hasadın geçen yıla göre 10-15 gün gecikebileceğini belirtti ve şunları anlattı: “Geçen yıl kuraklık, don rekolteyi çok olumsuz etkiledi. Bu yıl, yağışların normal düzeyde olduğu yıllardan bile iki katı fazla yağış oldu. Şu ana kadar bu avantajdı. Ama hasat yaklaştıkça gelen yağışlar kalite kaybına sebep olur. 2023’te 22 milyon ton civarında rekolte vardı. Şimdi, onun üzerinde olacağını görüyoruz. Şöyle bir tespitimiz daha var: Bu yıl sulu alanla, kuru alan arasında fazla verim farkı olmayacak. Her yere yağmur yağdı. Sulu araziler için sulama masrafı olmadı. Sulama maliyeti etkiliyor ama verim de yüksek oluyordu. Verim yüksek olunca, verim maliyetini de düşürüyor. Yani dönümden maliyete göre 300 kilo alırken, maliyete göre 500 kilo alınca o maliyet biraz daha üretici lehine dönüşmüş oluyor.” ALIMLAR, RANDEVUYLA OLACAK Genel Müdüre, “Çiftçiye verilecek güzel bir haberiniz var m?” diye sordum. Şunları söyledi: “Koordinasyon toplantımızda depolama hazırlıklarını yaptık.TMO olarak bize arz edilecek tüm ürünü alacağız. Yine randevu sistemimiz geçerli olacak. 600’ün üzerinde alım yeri açacağız. Yani üreticinin yanında, yakınında olmak için her türlü gayreti göstereceğiz. Ürün gruplarına göre fiyatlaması var. Fiyatlama da büyük ihtimalle bayramdan sonra bakanlığımızda ve hazineyle yapacağımız değerlendirmelerle belli olacak. BUĞDAY HIRSIZLIĞI Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, TMO’nun kiraladığı lisanslı depolarda son üç yılda 151 bin ton buğday çalındığını söyledi. Genel Müdür Ahmet Güldal, hırsızlık olaylarıyla ilgili bilmediğimiz farklı bir şeyler anlattı. İşte, olayın iç yüzü: “TMO; lisanslı depoların mudisidir. Yani lisanslı depoyu banka olarak düşünün. Bankaya para yatırıyoruz. Biz de lisans depoya çiftçi nasıl buğday, arpa, mısır koyup kirasını öderse, depo sahibi de onları muhafaza etmekle yükümlü. Çünkü bunlar özel yatırım. TMO da o depolara ürünü koyup aylık kirasını tıkır tıkır ödüyor. Sözleşmemiz şu: İçeriye koyduğumuz ürün için TMO adına satış emri verildiğinde belirtilen miktar ve kalitede ancak dışarıya ürün çıkması lazım. Biz o ürünün kendisini değil, kağıdını satıyoruz. Sattığımız zaman elektronik ürün senedi dediğimiz belgeyi alan firma, kuruluş, kişi fark etmiyor; lisanslı depoya gidip, örneğin ‘TMO’nun 20 ton şu kalite şu miktardaki buğdayını satın aldım bana ürünü yükle’ diyor. Dolayısıyla emanetçiliğini lisanslı depo yapıyor. Biz de Ticaret Bakanlığı’nın kanununa göre kurulmuş olan bu lisans depoları kullanıyoruz.” ÇALINAN MALIN BEDELİ FONDAN Lisans depo sahiplerinden yanlışa düşenler de oluyor. Lisans depoculukta tazmin fonu var. Ticaret Bakanlığı, o depoya konulan ürünün garantörü oluyor ve ürünün başına bir şey geldiğinde zarar lisanslı depoculuk fonundan ödeniyor. Örneğin, Mardin’de çalınan buğdayımızın karşılığı olarak TMO’ya 90 bin tonluk depo verildi. Bu fon, lisanslı depolardan kesilen bedellerden oluşuyor. Yani, devletin kaybı olmuyor. Bankaya para yatıran kişi nasıl o bankada parası var diye beklemiyorsa, biz de lisans depolarda beklemiyoruz.” Evet, bir hasat dönemine daha giriyoruz. Çiftçiye yasa gereği verilmesi gereken destek verilmedikçe, üretimden çekilmeler de, fiyatlar da artacaktır. Hasat döneminin hayırlı, uğurlu, bereketli olmasını diliyoruz.