AKP, Kılıçdaroğlu’na madalya verse yeridir!

Yer Ankara’da CHP Genel Merkezi’nin önü...

Her taraf alt üst olmuş...

CHP yöneticileri polis zoruyla dışarı atılmışlar...

Türkiye’de “Demokrasinin sonu gibi” bu olay!

Adalete, eşitliğe, özgürlüklere böyle veda edilir herhalde...

Ağlayanlar, sızlananlar var...

Bunların arasında bir adam dikkati çekiyor.

Omuzları hıçkırıklarla sarsılıyor! Perişan!

Kimdir bu ağlayan adam?

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal...

Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı vasıtasıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yolladığı dilekçeyle polise bu çirkin baskını yaptırmasını eleştirerek şöyle diyordu:

“Demokrasinin içine ettiler! Hani hukuk devleti, nerede? Kemal Bey CHP’yi yaktı, AKP’nin umudu oldu artık, yazık! Kemal Bey Genel Başkanımızdı. Ona halkın umudu diyorduk. Oysa, AKP iktidarı batağa düştüğü an onun kurtarıcısı oldu. Bu yetti mi sana Kemal Bey? 86 milyon insana yazık günah değil mi?”

★★★

Dünkü gazetelerde de haber olarak yer alan bu hazin sahneyi niye naklettim?

Şu anda halk da aynen Mahmut Tanal gibi düşünüyor da ondan...

Kılıçdaroğlu yanlış yaptı... Aslında siyaseten kendi ipini çekti.

Şu anda ona lanet etmeyen yok gibi...

Sadece AKP’liler onun yaptıklarından memnuniyet duyuyor.

Kılıçdaroğlu, neredeyse yarım yüzyıl sonra “Türkiye’nin birinci partisi” konumuna gelen CHP’ye öyle bir çelme taktı ve öyle bir darbe indirdi ki, onu destekleyen (az sayıdaki) milletvekilleri bile bundan utanç duydu.

Konuştuğum herkes “Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu bir partiye kesinlikle oy vermeyiz” diyor.

Bazıları da, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın SÖZCÜ TV’deki bir programda söylediği “Bu rejimi Kılıçdaroğlu ve Erdoğan birlikte kurdular” sözlerini hatırlatıyor.

★★★

Yargı kararıyla haksız ve hukuksuz bir şekilde Genel Başkanlık görevinden alınan Özgür Özel ile arkadaşları, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorlarsa, planlarını buna göre yapmalı, stratejilerini bunun ışığında ayarlamalı.

ATA yadigârı partiyi kurtarmak artık Özgür Özel ve ekibinin zekâsına, becerisine, azmine bağlı. Bu badireden, bu haksız operasyondan bir çıkış yolu mutlaka bulunacaktır!

“Baba Ocağı” değil, “Ata Ocağı”

Özgür Özel, kendisine verilen “Mutlak butlan tebligatını” yırtıp attıktan sonra yağmur altında sırılsıklam olarak Meclis’e doğru uzun bir yürüyüş yaptı.

Orada da engeller ve polis barikatları vardı...

Tüm bunlara yalnız “Demokrasi ayıbı” değil “Demokrasiye veda” denir.

Zaten bir süredir dünya genelinde açıklanan raporlarda Türkiye “Gerçek anlamda demokrasinin ve özgürlüklerin olmadığı ülkeler arasında” gösteriliyor!

Özgür Özel yağmur altındaki bu uzun yürüyüş sırasında “Baba ocağını tekrar ele geçireceğiz” dedi.

Tüm CHP’liler Genel Merkez’lerine “Baba ocağı” diyor.

Bu ifadeye Ankara Üniversitesi eski rektörü Dr. Nusret Aras’ın itirazı var.

Nusret Hoca bana gönderdiği mektupta şöyle diyor:

“CHP’liler tarafından yanlış kullanılan bir kavram bu... CHP Genel Merkezi’ne ‘BABA OCAĞI’ değil ‘ATA OCAĞI’ demek daha doğrudur. Atatürk’ün kurduğu parti nerede olursa olsun ATA OCAĞI’dır!”

TEBESSÜM

Temel tarım uzmanı...

Ülkede tarımsal üretimin düştüğünü gören Temel memlekete hizmet için köy köy dolaşıp çiftçilere üretimi nasıl arttıracaklarını anlatmaya başlamış.

Bir meyve bahçesinde çalışan çiftçiye “Hey ahbap” diye seslenmiş “Eski usulle çalışıyorsun yahu. Sen böyle çalışmaya devam edersen bütün emeklerin boşa gider, bu ağaçtan yılda 10 kilo bile elma alamazsın!”

Çiftçi elindeki çapayı bırakarak cevap vermiş:

“Ne 10 kilosu? Yarım kilo bile elma alamam. Çünkü bu armut ağacı!”

GÜNÜN SÖZÜ

Ülkede bir ağaç dikmek, bir yıllık ibadete bedeldir!

Yazarın Diğer Yazıları