9 Eylül 1923...
Henüz Cumhuriyet ilan edilmemişti.
Cumhuriyet’i yaşatacak, koruyacak ve gelecek kuşaklara taşıyacak güçlü bir siyasi örgütlenmeye ihtiyaç vardı.
Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) kurdu.
CHP, sıradan bir siyasi parti olarak doğmadı.
Cumhuriyet’in siyasi omurgası olarak, Kurtuluş Savaşı kadrosu tarafından kuruldu.
★★★
10 Mayıs 1931’de, CHP’nin III. Büyük Kurultayı’nı açarken Atatürk şöyle diyordu:
“Cumhuriyet Halk Partisi, bu memlekette Cumhuriyet’in, fikren, ilmen ve fiilen temsilcisidir.”
Bu cümle, CHP’nin varlık nedenini tek başına anlatıyordu.
Partinin görevi, sadece seçim kazanmak değildi.
Cumhuriyet’i düşüncede, bilimde ve uygulamada temsil etmekti.
★★★
Bugün ise...
Cumhuriyet’i kuran parti, tarihinin belki de en ağır krizini yaşıyor.
“Mutlak Butlan” kararıyla başlayan süreç...
Mahkeme koridorlarına taşınan kurultay tartışmaları...
Ayrışmalar...
Ve sonunda...
Seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in yeni bir siyasi parti kurması...
★★★
Atatürk’ün kurduğu partinin seçilmiş genel başkanı, partiden ayrılarak yeni bir parti kurma noktasına getirildi.
Bu, yalnızca bir parti içi kriz değildir.
Cumhuriyet tarihinin en acı siyasal tablolarından biridir.
Belki de Cumhuriyet’in sonbaharıdır...
★★★
Atatürk, Cumhuriyet’i sadece kurmadı.
Onun hangi temeller üzerinde yaşayacağını da belirtti.
Atatürk’ün yaptığı devrimlerin hedefi...
Çağdaşlıktı.
Cumhuriyet’in sonsuza dek yaşamasıydı.
★★★
Milletine hesap verirken, Nutuk’ta ilk cümlesi:
“1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel vaziyet ve manzara...” diye başlar...
Son sayfada, şu sözler yer alır:
“Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum...”
★★★
Ardından, Gençliğe Hitabe’yi okur.
Duygulanır, sesi titrer...
Mendilini çıkarır, göz yaşlarını siler.
Çünkü, en büyük eserim dediği “Cumhuriyet”i Türk gençliğine emanet ediyordu.
★★★
“Gençlik” kavramı, Atatürk için ayrı bir önem taşır.
Gençlerden söz ederken, yaş sınırı dışında, düşünce olarak gençliği yani düşüncede yeniliği ifade eder.
O’nun şu sözü çok anlamlıdır:
“Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
Yani; yeniliği, çağdaşlığı, Atatürk’ün devrimlerini takip eden her yaştaki insan Atatürk’e göre gençtir.
★★★
Atatürk, en büyük tehlikenin sadece dışarıdan gelmeyeceğini de biliyordu.
Nutuk’un sonunda, Türk gençliğine seslenirken şu tarihî uyarıyı yaptı:
“İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.”
Bu cümlede geçen “Cumhuriyet hazinesi”, yalnızca devlet değildi.
Bağımsızlıktı.
Millî egemenlikti.
Devrimlerdi.
Cumhuriyet’in temel değerleriydi.
★★★
Bugün yaşananlara bakınca...
Atatürk’ün “fikren, ilmen ve fiilen Cumhuriyet’in temsilcisi” olarak tanımladığı parti...
Milletin umutlarını büyütmesi gereken parti...
Kendi iç hesaplaşmalarının tutsağı...
★★★
Acaba tarihin kıskandığı lider, bugün yaşananları görebilseydi ne hissederdi?
Partisinin mahkeme kararlarıyla yön değiştirmesini...
Kurucu ilkeler yerine, kişisel hesapların öne çıkmasını...
Ve sonunda, kurduğu partinin seçilmiş genel başkanının yeni bir parti kurmaya zorlanmasını...
Nasıl karşılardı?..
★★★
Cevabı, yine kendisi verir.
Bugünün Butlan CHP yönetimini görmüş gibi, Nutuk’ta uyarıda bulunur:
“Gelecek kuşakların, Cumhuriyet’e hiç acımadan saldıranların başında ‘Cumhuriyetçiyim’ diyenlerin yer aldığını gördükleri zaman şaşacaklarını hiç sanmayınız!
Tersine, Türkiye’nin aydın ve Cumhuriyetçi çocukları, böyle ‘Cumhuriyetçi’ geçinmiş olanların gerçek düşüncelerini irdeleyip saptamakta hiç de güçlük çekmeyeceklerdir.”
★★★
Altı Ok...
Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devrimcilik, Devletçilik...
1923-1938 yıllarında gerçekleştirilen devrimlerin tümü, bu Altı İlke’nin doğrultusundadır.
Saltanat ve hilafetin kaldırılması cumhuriyetçilikle...
Dil-tarih alanındaki yenilikler milliyetçilikle...
Eğitim birliğinin sağlanması, tekke ve zaviyelerin kapatılması laiklikle...
Kamulaştırmalar ve ekonomik uygulamalar devletçilikle...
Tarım ve sağlık atılımları halkçılıkla...
Hukuk ve yenilikçi girişimler devrimcilikle ilgilidir.
★★★
Altı Ok...
Yakasına takan, ama benimsemeyen...
Atatürk’ün evini kullanan, ama vasiyetini elinin tersiyle iten...
Cumhuriyet’in ulus devlet yapısını sarsacak değişiklikleri destekleyen Butlan CHP yönetiminde olmayan Altı Ok...
★★★
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır” dedi Büyük Atatürk.
Cumhuriyet’in payidar kalması...
Ancak onu kuran ruha sadakatle mümkün...
Koltuklar değişebilir.
Genel başkanlar gelip gider.
Partiler bölünebilir.
Fakat Cumhuriyet’in değerleri ortadan kaldırılırsa...
İşte o zaman, yalnız bir siyasi parti değil...
Milletin geleceği yok edilir.
★★★
Anıtkabir’e çıkan merdivenler bugün de aynı...
Bayrak aynı...
Ama...
Derin bir sessizlik ve hüzün var...
Ve belki de bugün...
Anıtkabir’deki en derin sessizlik, Atatürk’ün duyduğu büyük üzüntünün göz yaşlarıdır...
Kendi evinde oturanların, vasiyetini hoyratça çiğnediğini görmesidir.
★★★
Çaresizliktendir belki...
Zaman zaman hatırlatırım...
Atatürk olsa, ne yapardı diye...
Falih Rıfkı Atay, cevabı verir:
“Ara sıra, Atatürk sağ olsa ne yapardı, gibi bir soru duyulur. Ben cevap vereyim mi? Topumuza birden lanet okurdu.”
Sizce, kime lanet okurdu?..
Bence, lanet okumakla kalmazdı...