30 Ağustos... Sadece bir bayram değil. Bir zaferin yıl dönümü değil. İşgale karşı direnişin, bağımsızlık iradesinin, milli egemenliğin en önemli dönüm noktalarından biridir. ★★★ 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kesin zaferle sonuçlandı. Mudanya Ateşkes Antlaşması, ardından Lozan... Ve Cumhuriyet... Yani, bağımsız Türkiye’ye giden yolu 30 Ağustos açtı. ★★★ 30 Ağustos 1922’den 104 yıl sonra, bugün... Bazı siyasi partiler ve örgütler, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlamadılar. DEM Parti... EMEP... HÜDA PAR... KESK... DİSK... ★★★ 30 Ağustos zaferinde, sizi rahatsız eden konu nedir? İşgalin sona ermesi mi? Bağımsızlığın kazanılması mı? Emperyalizme karşı verilen mücadele mi? Yoksa, Cumhuriyet’e giden yolun açılması mı? ★★★ Sevr Antlaşması... 10 Ağustos 1920’de imzalandı. Osmanlı Devleti’ni tarih sahnesinden silen bu antlaşmayla Anadolu parçalanıyordu. İzmir ve çevresi Yunanistan’a bırakılıyordu. Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kuruluyordu. Kürtler için özerklik ve ardından bağımsızlığın önü açılıyordu. Boğazlar, uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılıyordu. Türkiye işgal ediliyor ve Türkler, Anadolu’dan sürülüyordu. ★★★ 30 Ağustos kazandı. Sevr, çöpe atıldı. Sevr uygulansaydı, bugün siyasi parti kurabilecek miydiniz? Sendikanız olacak mıydı? Mecliste milletvekili maaşı alacak mıydınız? Özgür siyaset ve örgütlenme hakkınızı, işgal devletler mi verecekti? ★★★ Biliyorsunuz değil mi? 30 Ağustos olmasaydı, ne vatan kalırdı ne de makam... Nefes aldığınız bu vatanı, kabul etmediğiniz 30 Ağustos verdi. Hayalleri yerle bir olduğu için işgalciler, 30 Ağustos’tan nefret eder. Peki, 30 Ağustos’a sırt çeviren siz... İşgalciler yenildiği için mi çok üzgünsünüz? Cumhuriyet, “kapanması gereken bir parantez mi?” sizin için... ★★★ 30 Ağustos, sadece bir askerî başarı değil... Bağımsızlık zaferidir. Türk milletinin kanıdır, alın teridir... Bir milletin esareti reddedişidir. Emperyalizme karşı ayağa kalkışıdır. ★★★ Emperyalizmin yanında yer almak mıdır, devrimcilik? Türk Devrimi’nin bağımsızlık zaferini görmezden gelmek midir, devrimcilik? Elbette değil... Dünyanın en kutsal, en haklı, en meşru savaşlarından biri olan İstiklal Savaşı’nı reddeden devrimcilik, gericiliğin zirvesidir. Ayrılıkçılığın ve bölücülüğün zirve noktasıdır. ★★★ Saltanat kaldırıldı. Cumhuriyet ilan edildi. Halifelik kaldırıldı. Eğitim birleştirildi. Hukuk sistemi laik ve çağdaş esaslara göre yeniden düzenlendi. Medeni Kanun kabul edildi. Kadınların siyasal ve toplumsal yaşama katılması sağlandı. Akıl ve bilim, devlet ve toplum hayatının temel referansı haline getirildi. Bütün bunların temelinde ne vardı? Bağımsızlık ve milli egemenlik. Ve bunun başlangıç noktası, 30 Ağustos’tu. Ve siz, 30 Ağustos’u reddediyorsunuz... ★★★ Bugün bir kadın, sendika başkanı olabiliyorsa... Bir kadın, siyasi partide yönetici olabiliyorsa... Bir kadın; bakan, başbakan, milletvekili, belediye başkanı, akademisyen, gazeteci, bürokrat olabiliyorsa... 30 Ağustos sayesindedir. Ve siz, aslında kadın haklarını reddediyorsunuz... Başkanı kadın olan bir sendika olarak... Cepheye kağnısıyla cephane taşıyan, askerin yarasını saran özverili, kahraman Türk kadınına en büyük nankörlüğü yapıyorsunuz... ★★★ 30 Ağustos olmasaydı... Sendika başkanı, milletvekili veya parti başkanı olabilecek miydiniz? Kaç kadınla evlilik olacaktı? Sahip olduğunuz yurttaşlık haklarını kime borçlusunuz? Atatürk’e ve 30 Ağustos’a değil mi? ★★★ Ey sözde devrimciler!.. Sosyalizmin kalesi Küba lideri Fidel Castro, bakın ne diyor? “Ben de devrim gerçekleştirdim. Ama Atatürk’ün yaptıklarını yapamazdım... Ona ve devrimlerine hayranım... Kendinize başka bir önder aramayın...” Castro, Atatürk’ün emperyalizme karşı mücadelesini gördü... Hindistan’ın kurucusu Gandi gördü... Mazlum ve sömürülen tüm ülkeler gördü... Peki, Türkiye’de kendisini “devrimci” olarak tanımlayan siz?.. Emperyalizme karşı kazanılmış bağımsızlık zaferini, neden kutlamadınız? Evet, neden? Sevr’e mi sevdalısınız? İşgalcilerin yenilgisi, sizi çok mu hüzünlendirdi? ★★★ Bugün, 30 Ağustos’u görmezden gelenlere tarihin soracağı soru şudur: Bağımsızlık sizin için ne ifade ediyor? Vatan? Cumhuriyet? Milli egemenlik? Yurttaşlık? Kadın hakları? Örgütlenme özgürlüğü? Sendikal haklar? Siyasal özgürlükler? Bunların hangisi, 30 Ağustos’tan bağımsız düşünülebilir? ★★★ 30 Ağustos, tarihin kaydettiği bir gerçektir. O gün Türk milleti, kendisine biçilen Sevr gömleğini kanıyla, alın teriyle yırtıp attı. Kendi kaderini kendisi yazdı. Ve bağımsız bir Cumhuriyet’in yolunu açtı. Bugün siyaset yapıyorsanız, sendika yönetiyorsanız, kadın olarak seçme ve seçilme hakkınızı kullanıyorsanız, meydanlarda özgürce konuşabiliyorsanız... Bütün bunları, evet tüm bunları, reddettiğiniz 30 Ağustos’a borçlusunuz. ★★★ Bölücü, ayrılıkçı partilerin ve anlayışın, 30 Ağustos’u kutlamaması şaşırtıcı değildir. İbret verici olan; kendisini devrimci, özgürlükçü ve demokrat diye tanımlayan zihniyetin 30 Ağustos’a sırt çevirmesidir. ★★★ 30 Ağustos’a sırt çevirmenin adı vefasızlık değildir. Liboş ve İkinci Cumhuriyetçi anlayışın bir yansımasıdır. Bağımsızlık savaşını veren millete nankörlüktür. Sevr sevdasıdır ve emperyalistlerle işbirliğidir. 30 Ağustos’u reddetmenin adı, devrimcilik değil... Ayrılıkçı, bölücü zihniyetin; milletin ve kahraman annelerin alın terine düşmanlığıdır.