Gülşah Gizem Angı, rahminde tespit edilen yaklaşık 33 milimetrelik tip 2 miyom nedeniyle 5 Nisan 2022’de Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde ameliyata alındı. Histeroskopik miyomektomi sırasında durumu kötüleşen 32 yaşındaki Angı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ailenin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmanın ardından, ameliyattan sorumlu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Mete Ç. ile 9 sanık hakkında “taksirle adam öldürme” suçundan Antalya 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yargılama sırasında dosyaya giren resmi yazışma, tutanak ve tanık beyanlarında, ameliyatta kullanılan histeroskopi sisteminin hastane envanterinde bulunmadığı ve “demo” olarak getirildiği iddiaları da yer aldı. Cihazı kullanan personelin yetki ve eğitim durumu da mahkemenin incelediği konular arasında bulundu.

ATK: “ÖLÜM AŞIRI SIVI YÜKLENMESİNDEN MEYDANA GELDİ”

Davanın 4’üncü duruşmasının ardından ölüm nedeni ve sağlık çalışanlarının kusur durumlarının belirlenmesi amacıyla dosya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu’nun 23 Temmuz 2026 tarihli raporunda, Angı’nın ölümünün ameliyat sırasında meydana gelen “aşırı sıvı yüklenmesi” sonucu gerçekleştiği belirtildi. Rapora göre operasyon sırasında 8 adet 3 bin cc’lik izotonik olmak üzere toplam 24 litre sıvı kullanıldı ve işlem sonunda uterusa giren ve çıkan sıvı arasındaki fark 1500 cc olarak hesaplandı. Ancak ameliyat öncesinde 58 kilo olan Angı’nın otopside 74 kilo tartılması, vücut ağırlığının 16 kilo artması ve yaygın ödem bulunması nedeniyle bu hesabın gerçeği yansıtmadığı değerlendirildi. Yeniden canlandırma sırasında verilen sıvıların da dikkate alınmasıyla ameliyat sırasında oluşan sıvı açığının 1500 cc olamayacağı kaydedildi.

SIVI TAKİBİNDEKİ HATALAR RAPORA YANSIDI

Üst Kurul raporunda, ameliyat sırasında verilen ve geri alınan sıvı arasındaki farkın takibinin cerrahi ekibin sorumluluğunda olduğu, aşırı sıvı yüklenmesinin erken bulgularının ise anestezi ekibinin kontrolleriyle tespit edilebileceği belirtildi. Uygun aralıklarla sıvı açığı hesaplanmadan ameliyata devam edilmesinin tıbben uygun olmadığı değerlendirilirken, cerrah Mete Ç.’nin bu nedenle tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun hareket etmediği belirtildi. Mete Ç.’nin hatalı eyleminin Angı’nın ölümüne etkisi 8’de 4 olarak değerlendirildi. Operasyonun yaklaşık 15-20’nci dakikasında serum setine basınçlı sıvı ve kan gelmesi üzerine ameliyat ve su akışının durdurulduğu, ardından anestezi ekibinin kontroller yaptığı kaydedildi. Buna rağmen ritim ve tansiyon kontrollerinin ardından operasyona devam edilmesine onay verilmesinin tıbben uygun olmadığı belirtildi. Anestezi uzmanları Bilge K. ve Nurten K.’nin eylemleri de kusurlu bulunurken, iki hekimin hatalarının Angı’nın ölümüne etkisi 8’de 2 olarak belirlendi. Sanık avukatları ise rapora itiraz ederek yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

“5 NİSAN 2022’DE ÜÇ KİŞİ BİRDEN ÖLDÜK”

Kızının ölümünün tüm yönleriyle araştırılmasını istediklerini belirten baba Ayhan Angı, ameliyatın kendilerine basit ve güvenli olarak anlatıldığını söyledi. Angı, “Çok basit bir ameliyat olacağı söylenmişti. En son tetkikte 33 milimetre boyutunda tip 2 miyom tespit edildi. Bu miyom fazladan kanamaya neden oluyordu. Bunun çözümü için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Mete Ç.’ye müracaat ettik. Modern bir cihazla sıvı verileceği, miyomun görülüp çekilerek alınacağı anlatıldı. Kanama açısından da daha güvenli, basit bir ameliyat olduğu ve kızımızın kısa sürede çıkacağı söylendi. Ama maalesef çıkamadı. 5 Nisan 2022’de üç kişi birden öldük. Yavrumu ellerimle toprağa verdim. Biz de o günden beri canlı cenaze gibi yaşıyoruz” dedi.

ATK raporundaki kusur tespitlerine de değinen Ayhan Angı, “Kızım hastaneye girdiğinde 58 kiloydu. Klasik otopside 74 kilogram olarak tartıldı. Arada 16 kilogram fark var. Bu sıvının belden yukarıya, boyuna kadar vücutta bulunduğu, beyinde de yaklaşık 400 gram sıvı olduğu klasik otopsi raporunda yazıyor. Raporda kusurun 8’de 4’ünün cerrahiye, 8’de 2’sinin anesteziye ait olduğu belirtiliyor. Ben de kalan 8’de 2’nin ne olduğunu merak ediyorum” ifadelerini kullandı. Anne Vicdan Angı ise Türk adaletine güvendiğini belirterek, “Bu raporla birlikte içimiz bir nebze olsun rahatladı. Hiç olmazsa kızım orada biraz daha rahat uyusun. Benim anneliğimi yok ettiler. Biz çekirdek bir aileydik. İleride ailemiz büyüyecekti. Torunlarım olacaktı. Ben anneanne olacaktım. Anneanneliğimi de yok ettiler. Artık kimse bana ‘anne’ demiyor. Ben hep Gülşah’la beraberdim. Şimdi kızımın odasına giremiyorum. Orada yatamıyorum. Bizim geleceğimizi mahvettiler. Kızımız bizim tek canımızdı” dedi. Angı ailesinin, kızlarının adını yaşatmak amacıyla biri Akdeniz Üniversitesi’nde olmak üzere iki konferans salonu yaptırdığı belirtildi.

Kaynak olarak ekle