Sevgili okurlarım, Türkiye’nin siyaset ortamında gerçekten inanılmaz olaylar yaşıyoruz. İnanılır gibi değil.
Bu ortamın yaratıcılarından biri de iktidarın küçük ortağı Devlet Bahçeli. Ne yapacağı, ne istediği belli değil. Arada sırada çıkıyor piyasaya ve akıl almaz sözler söylüyor, anormal isteklerde bulunuyor.
Ülkücüler dahil hangimiz düşünürdük günün birinde bu beyefendinin ortaya böyle saçma sapan isteklerle çıkacağına, böylesine acayip girişimlerde bulunup kafaları karıştıracağına.
Onun bu yaptıklarını kimse anlamıyor.
Konuştukça konuşuyor, bu sözleri medyada ister istemez yer buluyor çünkü kendisi bu iktidarın küçük ortağı.
Recep Tayyip’in muavini, bu iktidarın kurtarıcı meleği ve stepnesi.
Kendi partisine değil, büyük ortağına çalışıyor. Ona hizmet veriyor.
Bu yaptıklarıyla hangi amaca hizmet ettiğini acaba kendisi farkında mı!
★★★
Ne gariptir, yılların siyasetçisi ve üstelik “Türk milliyetçisi” Devlet Bahçeli’nin attığı neredeyse her adım, yaptığı her konuşma Apo ile başlıyor, Apo ile bitiyor.
İki gün önce yine konuştu, yine inciler saçtı!
Şimdi son bir umudu var...
Çünkü Türk Milletine büyük tantanalarla sundukları terörsüz Türkiye masalı tutmadı.
Tutmayacağı zaten belliydi. Sekiz yaşında çocuğa sorsanız o da herkes gibi aynı yanıtı verirdi:
“Boşuna uğraşmayın, boşuna zaman harcamayın amcalar. Benim anladığım kadarıyla bu iş tutmaz!”
★★★
Devlet Bahçeli, Apo sorununu çözdüğü takdirde büyük bir iş başaracağını zannediyordu.
Günün birinde kimsenin ummadığı bir davranışta bulundu. Meclis oturumunda DEM Parti sıralarına gidip her birinin ellerini sıktı.
Sonrasında ilginç aşamalar peydahlandı. İktidarımız ‘terörsüz Türkiye’ sloganıyla birlikte Meclis’te bu konuda bir komisyon kurulmasına karar verdi. Yukarıda sözünü ettiğim sekiz yaşındaki çocuk kendisine sorulduğu takdirde mutlaka yine aynı yanıtı verecekti.
“Devlet beyamca bu iş tutmaz!”
Ben de burada o çocuktan ilham alıp defalarca yazdım...
“O komisyondan civciv çıkar kuş çıkar!”
Örgüt sözüm ona kendini feshedecekti, olmadı.
Silahlarını devlete teslim edecekti, bir tek çakaralmaz tabancayı bile vermedi.
Üstelik örgüt Irak Süleymaniye’de bir şov yaptı.
30 kadar terörist silahlarını çöp kutusunda yaktılar. Bizimle alay ediyorlardı.
★★★
Aşamalar birbirini izledi ve geldik iki gün öncesine...
Bahçeli ille de ısrar ediyordu ama bu kez gündeme yeni konular getiriyordu.
“Apo’ya bir statü (unvan) verelim. Terörsüz Türkiye konusunda yeni bir hamleye ve yol haritasına gerek var. Yani Apo’ya örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürecek bir yapı inşa edelim.”
Bunun ne olduğunu da ismini bile koyarak şöyle açıklıyor:
“Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü.”
Bu kendisine uygun bir unvan olurmuş!
Ve son bombasını patlattı.
“Adı geçenin mahkûmiyet hali saklı kalmak şartıyla sosyal bir statü ile teçhiz edilmesi, sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır!”
Neyi söylemek istiyor?
Adamın hem mahkûmiyeti geçerli olacak, hem de devletimiz kendisine resmi bir unvan verecek.
Ne olabilir o unvan? Bir örnek vereyim:
“TC İmralı valiliği karınca ezmez Abdullah Öcalan koordinasyon başkanlığı!”
★★★
Sevgili okurlarım biz belli konuları bazen gırgıra vurmak zorunda kalıyoruz ama gerçekler pek öyle değil.
Burada çok önemli bir husus var.
Bu memleketin her konudan sorumlu olan, her şeyi bilen ve her konudan anlayan çok yetenekli bir cumhurbaşkanı var.
Böylesine önemli konularda acaba niçin kendisi değil de devlette hiçbir sorumluğu olmayan Devlet Bahçeli’yi konuşturuyor?
Varsayalım konuştu, acaba o konuda Recep Tayyip ne diyor, ne düşünüyor! Bunu bilen yok çünkü Recep Tayyip bu gibi konularda ağzını açamıyor.
Benim fikrimi soracak olursanız...
Devlet Bahçeli bu gibi kritik konulara kendiliğinden giremez. Öncesinde mutlaka büyük ortağından onay alması gerekir. O halde yine soruyorum:
Bu ne biçim bir devlet yönetimidir arkadaş?