Artık ya yeni bir şeyler yapmalı ya da yeni bir sayfa açılmalı

Milli Takımımız, Bursa'da muhteşem taraftar desteğine rağmen, oldukça kötü bir zeminde İtalya karşısına çıktı. Ancak maçın daha ilk dakikalarından itibaren sahada istediğimiz Milli Takım görüntüsünden oldukça uzaktık.

Oyuna çok kötü başladık. İlk yarıda İtalya, adeta elini kolunu sallayarak ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçti ve ceza sahamıza rahatlıkla yerleşerek pas yaptı. Buna bir türlü çözüm üretemedik. Nitekim 9. dakikada da bunun bedelini ödedik. İtalya'nın kullandığı köşe vuruşunda Zeki Çelik'in ıskaladığı topu Bastoni ağlarımıza gönderdi.

Zaten oyuna istediği başlangıcı yapamayan Milli Takım, bu golün şokunu üzerinden atamadan ikinci ve üçüncü golleri de kalesinde gördü. Üstelik bu gollerin tamamında bireysel hataların önemli payı vardı. Özellikle Zeki Çelik, Merih Demiral ve Eren Elmalı'nın savunmadaki hataları İtalya'nın işini fazlasıyla kolaylaştırdı.

İlk yarı boyunca bir türlü o beklediğimiz patlamayı yapamadık. Oyunun temposunu yükseltemedik. Topu ileride tutamadığımız gibi hızlı hücumlarla da rakip kaleye yeterince gidemediğimiz bir ilk yarı oynadık. Orta sahada sakatlığını henüz tam olarak atlatamamış olan Orkun Kökçü'nün de etkisiz görüntüsü, topu ileri taşımakta yaşadığımız sıkıntının nedenlerinden biriydi.

Ancak burada teknik direktör Vincenzo Montella'ya da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. İlk yarıda işler bu kadar kötü giderken, Montella'nın saha kenarından oyuna herhangi bir müdahalede bulunamaması dikkat çekiciydi. Adeta bizim gibi maçı izledi. Oysa sahadaki görüntü ortadaydı; takımın iyi gitmeyen bir tarafı vardı ve bunun için oyunun gidişatına müdahale edilmesi gerekiyordu.

Farklı hücum varyasyonlarını bir türlü deneyemedik. Rakibin savunmasını bozacak, oyunun temposunu değiştirecek hamleleri sahada göremedik.

İkinci yarıda İsmail Yüksek, Abdülkerim Bardakcı ve Kerem Aktürkoğlu'nun oyuna girmesi ilk 15 dakikada takıma bir miktar hareketlilik getirdi. Ancak yine bireysel bir hatanın ardından gelen dördüncü gol, oyuncuların da tamamen oyundan düşmesine neden oldu.

Bu maçın bizim açımızdan en olumlu taraflarından biri ise Arda Güler'di. Milli Takım formasıyla onu izlemek gerçekten büyük bir keyif. Arda'nın topla buluştuğunda oyunun yönünü değiştirebilmesi, yeteneği ve özgüveni bu seviyede bile kendisini farklılaştırıyor.

Forvetsiz bir Milli Takım'da Barış Alper Yılmaz'ı daha ne kadar harcayacağız? Bu durum hem Barış Alper'e haksızlık hem de Milli Takım'ın oyun planı açısından ciddi bir sorun. Montella maç sonrasında, "2019'dan beri Milli Takım'da forvet yok" ifadelerini kullandı. Peki, buna çözüm bulacak kişi kim?

Elbette teknik direktör.

Montella'nın maç sonrasında söylediği, "Üç günde bir bu seviyede oynamak kolay değil" sözünü de sorgulamak gerekiyor. Üç günde bir bu seviyede oynamak yalnızca bizim için zor değil. İtalya da aynı fikstür yoğunluğunda mücadele ediyor. Üstelik karşımızdaki İtalya'nın da bizim Milli Takımımızdan çok daha iyi bir takım olduğunu söylemek kolay değil.

O halde artık farklı bir şeyler yapmak gerekiyor.

Dünya Kupası hayal kırıklığının ardından Milli Takım'ın yeni bir sayfa açması, yeni bir oyun ortaya koyması ve bu yetenekli jenerasyondan daha fazla verim alması gerekiyordu. Ancak bugüne kadar bunu sahada yeterince göremedik.

Vincenzo Montella'nın artık yeni bir şeyler denemesi, oyuna ve oyuncu tercihleriyle birlikte hücum planına da farklı bir boyut kazandırması gerekiyor.

Çünkü aksi halde bu tür sonuçları daha çok yaşayacakmışız gibi görünüyor.

Artık ya yeni bir şeyler yapmalı ya da Milli Takım'da yeni bir sayfa açılmalı.

Yazarın Diğer Yazıları