Avrupa'da 2026'ın en iyi rotaları belli oldu: İstanbulda'ki otel de listeye girdi
TIME dergisinin 2026 yılı 'Dünyanın En Harika Yerleri' listesi yayımlandı. Liste, Avrupa’nın farklı köşelerinden dikkat çekici otelleri, kültürel mekânları ve deneyim odaklı destinasyonları bir araya getiriyor.
Slovenya’daki Logar Vadisi’nde, Kamnik-Savinja Alpleri yakınındaki koruma altındaki buzul havzasında yer alan Hotel Plesnik, sürdürülebilirlik odağıyla dikkat çekiyor. Sadece 42 odalı butik bir Alp oteli olan mekân, 700 yıllık aile mirasını korurken hiper-yerel ve sıfır atık yaklaşımıyla şekillenen mutfağıyla öne çıkıyor.
Restoranında kullanılan malzemeler çevrede toplanan yabani otlardan, komşu çiftliklerden gelen yumurtalara ve otelin arkasında yetiştirilen morel mantarlarına kadar tamamen yerel kaynaklara dayanıyor. Menülerin içeriği ise alp yazlarının kısalığı, kar yağışı ve otlak döngülerine göre değişiyor. Ziyaretçiler ayrıca dağ manzaraları, ormana bakan saunalar, kapalı havuz ve doğal havuz göletinin bulunduğu Alpine Eco Wellness Center’da yoga, yürüyüş ve bisiklet gibi aktiviteler deneyimleyebiliyor.
İSTANBUL'DAKİ OTEL DE LİSTEDE
Euronews'in haberine göre; İstanbul’daki Aliée Istanbul ise Haliç kıyısında bir zamanlar askeri tersane olarak kullanılan ve bir asırdan fazla süre halka kapalı kalan alanın dönüşümüyle ortaya çıktı. Eylül 2025’te açılan otel, 22 servisli daire ve 100 odasıyla tarihi taş mimariyi modern tasarımla birleştiriyor.
Özel teraslar, lagün tarzı havuzlar ve bakır küvetler gibi detaylar sunan yapı, cam tavanlı avlusu ve Osmanlı dönemine ait taş duvarları arasında sanat enstalasyonlarına da ev sahipliği yapıyor.
Konuklar tekneyle özel su erişiminden yararlanabiliyor; kürek dersleri ve özel tekne turları da deneyimin parçası oluyor. Ayrıca Türk hamamı ve Rus banyası içeren geniş spa alanı, biyohacking programları ve beş farklı konsept restorana sahip olmasıyla öne çıkıyor.
ART ZOO MUSEUM
Amsterdam’daki Art Zoo Museum, 17. yüzyıldan kalma bir kanal evinde kurulu sıra dışı bir müze deneyimi sunuyor. Darwin, Sinke & van Tongeren tarafından hazırlanan taksidermi eserleri, klasik Hollanda natürmort estetiğiyle teatral sahnelerde bir araya getiriliyor.
Doğal nedenlerle ölen hayvanlardan elde edilen eserler arasında 16 metrelik bir timsah, sıçrayan bir çita ve yüzlerce farklı hayvan bulunuyor. Ziyaretçiler büyük özel kafeslerin içine girerek sergileri deneyimleyebiliyor ve böylece insanın doğayla ilişkisine dair farklı bir bakış açısı oluşturuluyor.
SANAT VE KONAKLAMAYI BİRLEŞTİRİYOR
Polonya’nın Poznań kentindeki Blow Up Hall ise sanat ve konaklamayı birleştiren deneysel bir otel olarak listede yer aldı. Bir zamanların 19. yüzyıl bira fabrikası olan yapı, resepsiyonsuz ve anahtarsız sistemiyle dikkat çekiyor; konuklara verilen iPhone aracılığıyla odalarını bulmaları ve açmaları gerekiyor.
Oda numaralarının bulunmadığı otelde, Rafael Lozano-Hemmer ve Polonyalı sanatçıların interaktif eserleri dahil olmak üzere sürekli değişen sanat enstalasyonları sergileniyor. Otelin Arte restoranında ise Polonya ve Fransız mutfağını buluşturan, yerel peynirler ve bölgesel ürünlerle hazırlanan yemekler sunuluyor.
ÇAY SALONU VE KAYKAY PARKI
İsveç’in Malmö kentindeki Love Malmö, Philadelphia’daki ünlü Love Park’tan ilham alınarak tasarlanan geniş bir kaykay parkı ve kamusal plaza olarak öne çıkıyor. Orijinal alanın 2016’daki yıkımından sonra kurtarılan karo, granit bank ve çeşitli malzemelerin yeniden kullanılmasıyla oluşturulan proje, kaykay kültürünü sosyal bir deneyim hâline getiriyor. İzole skatepark anlayışının aksine şehir yaşamına entegre edilen alan, her yaştan insanı bir araya getiren bir “üçüncü mekân” işlevi görüyor.
Listenin bir diğer dikkat çekici durağı ise İngiltere’nin Somerset bölgesindeki Maid of Somerset oldu. 1921 tarihli bir British Pullman vagonunun dönüştürülmesiyle oluşturulan sabit çay salonu, ziyaretçilere nostaljik bir tren atmosferinde lüks bir ikindi çayı deneyimi sunuyor. Maun dekorasyon, vintage servis takımları ve neo-klasik detaylarla tasarlanan mekânda 11 çeşit dökme çay, parmak sandviçler, ev yapımı peynirler, çilek-gül reçelleri ve çörekler servis ediliyor; içecek seçenekleri ise köpüklü Chardonnay’den Güney Afrika şaraplarına kadar uzanıyor.