Ayhan Bora Kaplan’ın, hakkında yürütülen soruşturma sırasında saat 19.00 uçağıyla yurt dışına çıkacağı ve bir daha gelmeyeceği istihbaratı alınmıştı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri yalnız Ayhan Bora Kaplan’ı değil, bağlantılı olduğu öne sürülen 7-8 kişiyi daha gözaltına almayı planlamıştı.
Ayhan Bora Kaplan, GİMAT’ta bulunan iş yerindeydi. Ekip sürekli iş yerini gözlüyor, Bora Kaplan için operasyon emri bekleniyordu. Ekipler dikkat çekmeden gelişmeleri izliyordu. Organize Büronun bağlı olduğu Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ile Organize Suçlar Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, yakalama ve gözaltı işlemleri için C. Savcısının yanındaydı. Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan ise operasyon hazırlıkları için şubede bırakılmıştı.
UÇAĞI RÖTAR YAPINCA
Ekipler Ayhan Bora Kaplan’ın iş yerine gözaltı kararı çıkmadığı için giremiyor, kararın çıkmasını bekliyorlardı. Aynan Bora Kaplan, GİMAT’ta bulunan iş yerinden çıktı, aracına bindi. Yanında koruması vardı. Farklı yerlerde konumlanmış ekipler, Kaplan’ın gidişi konusunda haberleştiler. Ancak, henüz gözaltı kararı çıkmadığı için izlemekle yetindiler.
Ayhan Bora Kaplan, havalimanına gitmek üzere yola çıkmıştı ama yolda karar değiştirdi, yeniden iş yerine doğru gitmeye başladı. Bu garip durum, operasyon ekibini de şaşırtmıştı. Öğrenildi ki Ayhan Bora Kaplan’ın bineceği uçak uzun bir rötar yapmıştı. Kaplan da havalimanında beklemek yerine iş yerine dönmüştü. Açıkçası ekipler de uçağın rötarından hayli memnun kalmışlardı. Yoksa, yakalamak istedikleri kişi gözaltı kararı ulaşmadığı için uçup gidecekti.
58 YIL HAPİS CEZASI
Uçak saati yaklaşıyordu. Ayhan Bora Kaplan, iş yerinden ayrıldığında ekipler peşindeydi. Bu arada beklenen haber geldi: Savcılık gözaltı kararını çıkardı. Kaplan’ın yakalanması talimatı ilgili birimlere ulaştırıldı. Yolda aracını durdurup almak yerine havalimanı girişinde gözaltına alınmasının daha uygun olacağı planlandı. Zaten, özel harekat ekibi de saatlerdir orada operasyon için bekliyordu. Kaplan geldi, aracından indirildi ve sert bir darbeyle yere yatırıldı.
Ayhan Bora Kaplan’ın, araçtan indirilirken hemen yere yatırılış görüntüsü hiç unutulmadı. Kaplan’la ilgili yerel mahkeme toplamda 68 yıl hapis cezası verdi. Bazı suçlar Yargıtay’a gönderilmiyor, Bölge Adliye Mahkemesi’nde sonuçlandırılıyor. İşte, 68 yıldan yaklaşık 10 yıllık ceza Yargıtay’a gönderilmedi. Yargıtay’a gelen dosyada 58 yıl hapis cezası isteniyor. Onlardan bazıları şöyle:
“Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurup yönetmekten 10 yıl 6 ay hapis cezası, Erkan Doğan’ı yaralamaktan 9 yıl 27 ay, hürriyetinden yoksun kılmaktan 6 yıl, Mahfuz Tatar’ın ölümüne neden olmaya azmettirmen 13 yıl 6 ay, Semih Aslan’ı hürriyetinden yoksun kılmaktan 6 yıl, Emirhan Bostancı’yı yaralamaktan 1 yıl 10 ay 15 gün, Murat Yanar, Muhammet Kaplan, Berke Kırıcı’yı yaralamaktan 1’er yıl 15’er gün, Serdar Hoşyiğit, Serhat Tümer’i yaralamaktan 1’er yıl 6’şar ay, suç üstlenmeye azmettirmekten, Deniz Urcan’ı suçluyu kayırma suçuna azmettirmekten 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Verilen hapis cezalarının toplamı Yargıtay’a gönderilen dosyaya göre yaklaşık 58 yıl.
AVUKATININ İDDİASI
Bora Kaplan’ın avukatı, yargılama sürecinin tamamının Ceza Muhakemeleri Kanununa aykırı yürütüldüğünü, “Kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin kararın usulüne aykırı olarak kaldırıldığını, imha edilmesi gereken tape kayıtlarının delil olarak kullanıldığını, usulüne aykırı alınan ve dinlenen gizli tanık beyanlarının hükme esas alındığını, gizli tanıkların kovuşturma aşamasında usulüne uygun dinlenmediğini, HTS kayıtları ve HTS analiz raporlarının usule aykırı şekilde elde edildiğini öne sürdü. Avukatın dava süreciyle ilgili başka itirazları da temyiz dilekçesinde yer aldı. Avukatlar, kararın esastan reddini istedi.
Dosyası inceleyen iki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı, Ayhan Bora Kaplan hakkında verilen mahkumiyet kararın onanması yönünde 6 Mayıs 2026 tarihli tebliğnameyle görüş bildirdi.
Şimdi, bu operasyonun farklı bir boyutuna geçelim.
Polis müdürlerinin davası beraatle sonuçlandı
Ayhan Bora Kaplan operasyonunu gerçekleştiren üç polis müdürünün başına çok şeyler geldi. Hükümete darbe, bazı siyasetçilere kumpas iddiasıyla tutuklandılar. Bu süreçte Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Gizliliğin ihlali, görevi kötüye kullanma, suçluyu kayırma ve yargıyı etkilemek” iddiasıyla haklarında dava açıldı.
116 gün cezaevinde kaldılar. 3 Eylül 2024’te tahliye edildiler. 2024 yılının Aralık ayında görevlerine iade edildiler. Göreve başlatıldıktan 10 gün sonra Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, polis memuru Serkan Dinçer hakkında Ankara 17. Ağır ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
İDDİA: FETÖ’YE BELGE SIZDIRMAK
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarının gerekçesi ise Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili bazı belgeleri, yurt dışından yayın yapan ve FETÖ’den aranan bir gazeteciye sızdırdıkları iddiasıydı.
2024 yılının Aralık ayında iddianame hazırlandı. Yargılamaları sürdü. Önceki gün 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması yapıldı. Cumhuriyet Savcısı, üç polis müdürü hakkında, “FETÖ örgütüne bilgi sızdırmak, gizliliği ihlal ve görevi kötüye kullanmaktan” hapis cezası istedi. Mahkeme, operasyonu gerçekleştiren polis müdürleri Murat Çelik, Kerem Gökay Öner, Şevket Demircan hakkında beraat verdi.
O İDDİADAN DA BERAAT
FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle polis memuru S.D. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık 2 yıl 8 aydır cezaevinde bulunan S.D., yurt dışına çıkış yasağı ve Ankara’yı terk etmeme koşuluyla tahliye edildi.
Hükümete darbe yapacakları iddiası siyasetin en önemli konusu olmuştu. Bazı siyasi parti genel başkanları ve iktidara yakınlığı ile bilinen gazetelerde aylarca bu konu işlendi. Daha önce tahliye edildiklerinde, gündeme hemen “FETÖ’ye bilgi sızdırdıkları” öne sürüldü. Yargılama sonucu bu iddiadan da beraat ettiler.